En değerli gıda uyku

12 Kasım 2017 Pazar

Oksijenden sonra en değerli gıdamız uyku. Bu bilimsel ve evrensel bir gerçeklik. Sağlıklı ve düzenli alınmadığı zaman olanlar oluyor. Günümüz mutsuz ve halsiz insanlarının ortak paydası bu gıdadan yoksun olmak.

Aç ve susuz günlerce yaşayabilen insanlar aynı süreyi uykusuz geçiremiyor. En eski işkence yöntemlerinden biri de olan uyku niçin bu kadar önemli acaba? Bu önemine rağmen niçin değerini yeteri kadar bilemiyoruz. Sorular soruları çoğaltabilir ancak benim amacım bu değil.

Her bir hücremizin içerisinde bir saat olduğunu artık bilimsel olarak da biliyoruz. Çünkü bu sene Nobel ödülü bu buluşa verildi. Hücrede mitokondri yani enerji fabrikası ne kadar önemli ise bu saat de o kadar önemli. Önemli çünkü hücrenin sağlıklı olması bu saatin düzenli çalışmasına bağlı.

Yüce Yaratıcı bu düzene göre yaşamamızı öğütlüyor. Geceyi yaratma sebeplerinin içerisinde bu öğüt var. 

Zekası yüksek ancak aklı kıt, hüsranda olduğunun dahi farkında olmayan gaflet ve dalaletteki insanoğlu ise fıtratına aykırı duruşta inat ederek ha bire gaf üstüne gaf yaparak, yüzlerce yıl yaşama iddiasında bulunuyor.

Sağlıklı düzenli ve zamanında alınmayan uyku şifa olmak yerine maraz olarak bizi daha çok sağlıksız yapar. Bunun bariz örneğini günümüz dünyasında farkında olmadan beraber yaşıyoruz. 

Halsiz, bitkin, gergin ve mutsuz hatta obez insanların hemen hepsinin ortak paydasında uyku gıdası açlığı vardır. Zamanında alınmayan uyku gıdası açlığı olan insanlar kahve çay gibi uyarıcılarla güne başlayarak bir hata daha yaptıklarının farkında bile değil maalesef.

Hatanın neresinden dönersek dönelim kâra geçeriz. Bilimsel keşfi yeni olan leptin hormonu ile obezite arasındaki ilişkinin düzenleyicisi de sağlıklı uyku.

Bu kadar değerli olmasına rağmen bu gıdaya yeteri kadar değeri vermiyor olmamızın mantıklı bir sebebini bulan veya bilen var mı? Cevabını gerçekten merak ediyorum.

Değerli dostlar lütfen Yaratanınızın emanet olarak verdiği sağlığınızı daha fazla riske atmadan uyku gıdanızı su gibi, ekmek gibi önemseyin ve zamanında alın.

Uyku gıdasını alma vaktimiz günışığına göre ayarlanır. Hava kararınca beynimizdeki mercimek kadar büyüklükte bir bez (pineal gland) faaliyetine başlar. Melatonin diye bir madde üretir. Akşam 10-11 gibi uykumuz geldiğini haber verir. Ona hoşgeldin demeyi hatırlayıp buyur edersek, bizi ertesi güne zinde ve sağlıklı olarak hazırlar.

İnat eder bana bir şey olmaz cahil kolaycılığı ile daha bir sürü yapacaklarım var sen de nereden geldin der gibi itersek koyar gider. Bir daha da kolay kolay gelmez. Bedelini de burnundan fitil fitil getirir.

Anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az değerli okurlarım. Devede kulak misali arz ettiklerimi anlayanlara ne mutlu.

Hukuk guguk

Bu iki kavram o kadar iç içe bir hal aldı ki, ayırmak nerede ise gayrı mümkün. Sadece bizim sorunumuz da değil. Tüm dünya hukukun elastikiyetinden üretilen guguk ile idare ediliyor. Guguk hukuktan daha primli ve itibarlı maalesef. Her türlü melanet ve ihanetler guguktaki zeka ile üretiliyor.

Gündemde cam filmi yasağı var. Doğru yanlış demeden buradaki garabete bir göz atmamız lazım. Niçin kaldırılıyor ve niçin getiriliyor. Zamanlaması birbirine yakın bu iki zıt uygulamanın bedelini kimler ödüyor. Cevabını bulmak da zor vermek de zor.

Son günlerde gazetemizin manşetine taşınan bir yasa var. 6284 numaralı bu yasanın toplumumuzda oluşturduğu şuyuu vukuundan beter kargaşa ve kaosdan birçoğumuzun haberi dahi yok.

Kadına karşı şiddeti önlemesi ve aileyi korumak için hükümetimiz tarafından 2012 yılında çıkarılmış. İsmi ve içeriği harika ama sonuçları ile değerlendirdiğimizde cinayetlerin artması ve aileyi dağıtması dışında pek bir faydası yok gibi.

Ünlü avukat Ali Cahit Polat kardeşim her görüşmemizde sitemle bu konulara eğilmemizi, toplumumuzu derinden sarsan meselelerle ilgili yazılar yazmamızı hatırlatarak yaşadığı tecrübelerle meselenin önemine dikkat çeker. 

Profesör Dr. Sefa Saygılı hocam ve Avukat Cahit kardeşimle ülkemizin bu zor günlerinde bu sorunu gündeme getirmemizin önemli bir sebebi bu. Omurgasında aileyi korumak olan bu yasanın aileyi dağıtmak gibi bir sonucunu görerek yaşayan kişiler olarak buradan bakanımıza hatta cumhurbaşkanımıza durumu arz ediyoruz. 

 Durumdan vazife çıkarıcıların daha fazla ekmeğine yağ sürmeyelim. Aile kurumu eften püften sebeplerle kanun koruması kılıfı ile daha fazla yıpratılmasın. Bu kurumun meyveleri olan çocuklar daha fazla örselenmesin diyorum.

 Bugünlük de bu kadar. Kalın sağlıcakla.

 

  • BarbarBarbar2 ay önce
    99 dan önce ise başlayıp, emeklilik hakkı yaşını doldurmadigi için gasp edilen kesimi de yazın, ölene kadar çalışmak istemiyorum.