THY - Yeni Havalimanı Promosyon - Antalya İzmir

Babamın vefatının ardından

24 Aralık 2017 Pazar

Çarşamba günü öğle saatlerinde ahiret yolculuğuna çıktı. Merhum pederim alim, hafız, ilim ve irfan sahibi memleketimize önemli hizmetleri olmuş mü’min ve muvahhid bir Müslüman idi. Rabbim rahmeti ile muamele etsin. AMİN. Eğitim hayatı uzun ve oldukça meşakkatli ve uzun.

 Merhum babam kırklı yıllardaki eğitimden bahsederken, rahmetli büyük babamın bu okulların gavur yetiştirdiğinden bahisle mektebe yollamadığını söylerdi. Dini tahsili sırasında jandarma dipçiği ve kovalamaca ile de damdan dama atlayarak bugün anlamakta zorlandığımız garabetlerden sıkça bahsederdi.

Bir keresinde askerlerin eğitim aldıkları mekanı “babam oraya ahır derdi” bastıklarını ve yakalanarak elbiselerinin içine sakladıkları Kur’an cüzlerinin toplanarak gözlerinin önünde yakıldığını anlatırdı.

Bir öğrencisi de benzer bir olayı şöyle ifade etmişti. “1967’de Boğazkesen cami yanındaki okuma yerinin basıldığını ve öğrencilerin bir kısmını içeride gizli bir bölmeye taşıdığını ve daha sonra da bu gizli yerden sıra ile çıkarıldığından bahisle o yıllardaki mücadelesi sayesinde çok sayıda yetiştirdiği öğrenciden birisi olduğunu söylemişti.

Bir günde alfabesi değiştirilerek okur yazar oranı zaten az olan teb’anın tamamının cahil hale getirildiğini büyük babam sık dile getirir ve çocuklarının hepsini korumak için bu okullara yollamadığını ve yaşadığı sürece de bu tercihinden pişmanlık duymadığını söylerdi.

Ülkemizin zor günlerden geçtiği o dönemde merhum babam içindeki ilim aşkı ile öncelikle Maraş’ımızın alim ve fazıl insanı olan Ejder hocadan, Gövşen hafız Kırmacı Mustafa efendi ve müftü Hafız Ali efendilerden ilim tahsil ediyor. Hafız oluyor aldığı eğitimi yeterli görmeyerek  muhterem annemi ve benimle beraber küçük kız kardeşimi Allah’a emanet ederek Şam’a ilim tahsiline gidiyor.

Şam hayatından sıkça bahsederdi. Fethül İslam mektebini bitirip Mısır yolunu tutup Ezherde eğitimine devam ediyor. Ailevi sebeplerde eğitimini tamamlayamadan Maraş’a dönüyor.

O yıllarda memleketimizde yetişen akranları çeşitli görevler alırken merhum babamın diploması denk olmadığı için ancak bir camiye imam olabiliyor.

Çocukluk yıllarım merhum babamla geçtiği için hayatında yaşanmış şahit olabileceğim çok örnekler var. O yıllarda teravih ve sabah namazları babamın görevli olduğu Ulu camide bir başka idi. Cami içi ile değil kış olmasına rağmen dışı ile de dolardı.

Vaaz ve nasihattan sonra davudi sesi ile kıldırdığı  teravih namazları meşhurdur. Yormadan ve yorulmadan davudi sesi ile kıldırdıkları namazlar hâlâ dillere destan ve hâlâ konuşulur.

Vaazları interaktif ve yer yer karşılıklı sohbetlerle sıkıcı olmadığından, sevenleri camiye çok önceden yer bulmak için gelirdi. 

Şam’da bulunduğu yıllarda Sami efendi ve Musa efendilerin yakın ilgi ve alakasından bahsederdi. Uzun yıllar da Maraş’ta Rahmetli Ali Parlak Çıngılı Mehmet abi ve Ahmet hoca ile akşam sohbetleri yapardı.

O yıllarda ülkemizi idare eden erk, ladini olduğu için sık koğuşturma geçirir ve bu eza ve cefaya rağmen de o gün bile devletine milletine sahip çıkışını ben gençliğin verdiği heyecanla anlamakta zorlanırdım.

Rahmetli Erbakan hocamızın öncülüğünde kurulan partilerde çeşitli görevler alarak kendi yaşadığı olumsuzlukların yaşanmaması için özel çabalarını hiç unutmam.

Benim ve kardeşlerimin eğitimini çok önemsediğini sık tekrar ederdi. Okumam için maddi manevi desteklerini hiç unutamam. Hatta beni imam hatip lisesi değil de normal liseye kaydımı yaptırması o zaman yadırganmış ve birçok dedikoduya sebep olmuştu.

O yıllarda görevli olarak sık hac yapan ve fedakarlıkları nedeni ile de çok sayıda hacı yoldaşı vardı.

Bir hac dönüşü böbrek taşı ağrısı nedeni ile gece uyandırılışım ve doktor arayışım beni hekim olmaya yöneltti. Tıp fakültesini İstanbul’da okumamın daha iyi olacağı telkini ile 1976’da İstanbul tıp fakültesine girdim.

Mezuniyet sonrası nöroloji ihtisasını tercihte yine merhum babamın etkisi var.

Her yıl bir süreliğine İstanbul’a geldiğinde muayenehaneme sık uğrar hastalarımla hasbihal eder onlarını nabzını yoklayarak beni test ederdi. 

2017 yılı başlarında başlayan hastalık imtihanını zerre kadar şikayetçi olmadan verdi. Son bir haftasında dilinden ALLAH lafzı hiç eksilmedi. Gözleri ile konuştuğum son günlerindeki hal ve gidişini hiç unutmayacağım.

Uzaktan yakından babamın cenazesine iştirak eden dostlarımıza, telefonla ve mesaj yolu ile acımızı paylaşan kardeşlerimize can-ı gönülden teşekkür ediyorum.

Özellikle ülkemizin doğu ve güneydoğu bölgesinde yıllardır uygulanan bir gelenek olan taziye evleri gerçekten böyle zor günlerde acılı insanların işini kolaylaştırıyor. Maraş’ta 29 taziye evinin olduğunu ve zaman zaman da yeterli olmadığını öğrenmem de bu gerçekliği doğruluyor. Sebep olanlardan Rabbim razı olsun.

Anlatılacak çok şey var elbette. Bu acılı günümde şimdilik aktaracaklarım bu kadar. 

Kalın sağlıcakla.

 

YORUM YAZ