Ufak ufak kültür erozyonu

29 Kasım 2017 Çarşamba

Her yıl kasım ayının dördüncü perşembe günü kutlanan “Thanksgiving Day” (Şükran Günü) takiben gerçekleşen alışveriş çılgınlığı “Black Friday” (Kara Cuma) sona erdi. Birçok alışveriş mağazasında ve internet sitesinde stokların boşaldığı bu alışveriş çılgınlığının yaşandığı güne sanatçı Gökhan Özoğuz sosyal medya hesabından tepki göstermiş.

Özoğuz paylaşımında, “Böyle Thanksgiving Day (Şükran Günü), Baby Shower (Bebek Partisi) kutlayıp Black Friday yapan arkadaşlar. Bayram, gelenek, özel gün başka şey. Bunlar ‘ufak ufak kültür erozyonu’. Çağdaş olmak karşındaki her şeye saygı duymaktan başlar. Doğu-Batı farklılıkları güzel bir nüanstan başka bir şey değildir, renktir. Ama herkes kendi kültürü gelenek ve özel günleri ile katılır. Her şey tek renk olsa gökkuşağı olmazdı zaten. Kara Cuma (Black Friday) Şükran Günü’nün (Thanksgiving Day) ertesi sabahında gerçekleşen bir alışveriş çılgınlığıdır” demiş.
Tüketim çılgınlığını pompalamak için Kapitalist sistemin ortaya çıkardığı bu sembolik günler gerekçe üretmek için uydurulmuş suni değerlerdir.

Batıda tüketimi hızlandırmak için uydurulan sevgililer günü, babalar günü, anneler günü, şükran günü materyalist düşünce ve yaydığı sapkın felsefenin alışveriş çılgınlığının gelenek haline gelmesi için ortaya attığı çakma bir özel günlerdir.

Bu suni oluşumlara ayak uyduralım diye kendimize ait tüm değerlerimizi toplum olarak yitirdik. Başka medeniyetleri taklit ederek muasır medeniyetler seviyesine çıkacağımızı sandık.
Oysa Batı kültür emperyalizmi ve onun temsilcileri toplumun psikolojik direnç noktalarını sürekli olarak bombardıman ederek milletimizin inanç, kültür, örf ve geleneklerini  erozyona uğrattılar. Kaybettiğimiz her değer de hayatımızdan bir şeyleri alıp götürdü. 

Batıdan çok sert esen kültür rüzgârlarının erozyonuna kapılıp milli, manevi ve kültür değerlerimizi yitirdik, kendi kimliğimizi kaybettik.

Aslında karşı karşıya olduğumuz sinsi saldırılar ve provokasyonlar, sahip olduğumuz gücü de ortaya koymaktadır.

Düşünsenize; son iki yüzyıl öncesine kadar tuvalet kültürü olmayan Batı’dan tuvalet adabını
öğreniyor yeni nesiller...

Geçmişte, bizi biz yapan yardımlaşma, paylaşma, fedakârlık, ikram, infak, sadaka, iyilik, birlik ve beraberlik gibi hassalarımızı kaybettik. Eski çağlarda dedelerimiz, “ağaçların dallarını kırmadıktan sonra, bahçemizden kim ne yerse helaldir, sadakamız olsun” derlerdi. İnançla birlikte paylaşım da zayıflayınca parayı veren düdüğü çalar nesli türedi. Alman usulü hareket eden, çıkarcı birliktelikler hortladı.

Yoldan geçenlere su, ayran ikram eden nesilden, köşe başlarını işgal eden satıcılara geçiş yaptık. Parası olmayanın işini görmeyen ben merkezli israf toplumu zihniyeti hortlattık.

Zihinlerimiz kirlendi... Dünyamız kirlendi... Maneviyatımız kirlendi... Kültürümüz kirlendi... Bu kirlilik içinde hiçbir değerimiz temiz kalmadı.

Birlik ve beraberliğimizi, huzur ve mutluluğumuzu sağlayan milli ve manevi değerlerimize sahip çıkmalıyız. Onları yaşayarak muhafaza etmeli ve bizden sonraki nesillere tahrif olmadan intikalini sağlamalıyız.

Milli ve manevi değerler millet ve toplumlar için hayat kaynaklarıdır. O halde hep birlikte mutlu olarak yaşayabilmemiz için bu fıtri yapı bozulmamalıdır.

Bir milleti var eden ve onu sonsuza kadar yaşatacak olan onun değerleridir. Değerlerini kaybeden toplumların milli kimliklerini de kaybettiklerini tarih bize göstermektedir. Bir toplumu, dirençli ve muzaffer kılan, o toplumu oluşturan bireyler arasındaki milli dayanışma ve birlik ruhudur.

Manevi değer yargılarına yeterince sahip çıkmayan veya çıkamayan bazı topluluklar hem kendi öz benliklerini hem de kendi milli kimliklerini kaybetmişlerdir.

Şunu unutmamak gerekir ki, kaybedilen her değer toplum hayatından da bir şeyleri götürmektedir. Kaybolan, yıpranan, işlevini yitirmiş olarak algılanan her bir değerin yeri mutlaka daha sağlıklı bir değerle doldurulmalıdır. Aksi takdirde, zamanla toplumsal çöküşe zemin hazırlanmış olunur. 
Milletleri ayakta tutan millî ve manevî değerlerdir. Bu değerler, milletlerin birlik beraberlik ve toplumsal dayanışma içerisinde yaşamasını ve milli kimliğiyle tarih sahnesinde yer almasını sağlamaktadır.

Müslüman kimliğimize, milli ve manevi değerlerimize sarılır ve tarihimizdeki kardeşlik geleneğini canlandırırsak büyük bir bunalım ve kargaşa içinde olan dünyaya da ışık tutmamız mümkün olacaktır.

İslam, kapitalist hedeflerden muaftır, insanı uydurma değerler üzerinden yararlanılacak bir tüketici görmez. İslam, israfa ve gereksiz tüketime karşıdır. İslam, paylaşmayı ve paylaştırmayı emreder.

YORUM YAZ

  •  Ferhat Ferhat 4 ay önce
    evrensel olmak kültür erozyonu değil,uluslararası kalite ve medeniyet standartlarına erişmek demektir.Kara cuma günühersey ucuz ama elektrikte halka %46 vergi ödeten AKP yönetimi destekçileri bunu anlayamaz. Şükran günde etler ucuzluyor Varsın ucuzlasın millete te yiyemiyor ki ama tarımda ülkeyi dışa bağımlı kılan AKp yandaşları elbette bunların anllıyamaz onların bunu anlamasını da ummuyoruz zaten.Çünkü reisleri sarayda kuş sütü ile besleniyor bir eli yağda bir eli balda tanıdıkları için isedolarları istif edip ticaret yapacak adacık arıyorlar ! Ne demişler dünyada MAn ahrette İMAN sizde ikisi de var maşallah .Hem dünyalık hem ahretlik yapmışsınız.