Türkiye’nin Osmanlı Misyonu

04 Ekim 2017 Çarşamba

Sınırlarımızın hemen ötesinde oynanmakta olan uluslararası bir oyun var ve bu oyunun en büyük hedefi Türkiye’dir. Oynanmak istenen oyunun her parçası Türkiye’nin aleyhinedir ve Türkiye’yi parçalamaya yöneliktir.

Türkiye’nin istikrarsız bir bölgede bir istikrar gücü olma hedefinin olması ABD ve AB’yi huzursuz ediyor. Türkiye’nin Ortadoğu ile ilgili tercihleri ve İslam coğrafyasında Ankara’nın aktif dış politikasıyla Türkiye’nin ağırlığının artırdığını gören Batı tedirgin.

Türkiye’nin bölgeyi domine etmesi, etki alanının Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Ortadoğu’dan Uzakdoğu’ya, Afrika’dan Avrupa’ya kadar uzanıyor olması haçlı dünyasının keyfini kaçırıyor.

Türkiye’nin eski Osmanlı toprakları üzerinde “süper güç” olacak korkusu ve bölgede yükselen manevi bir güç olarak ortaya çıkmasından rahatsızlık duyuyorlar.

Türkiye’nin NATO üyesi ve AB adayı olarak ABD ve Avrupa’nın yanında yer alması beklenirken Türkiye bölgesel bir güç olarak “bağımsız” hareket edip milli menfaatleri ve bölgesel barıştan yana tavır koyması “sözde” müttefiklerimizi endişelendiriyor.   

Yeniden yapılanma sürecine öngörülen Ortadoğu için Osmanlı modeline geçiş mutlak şart. Bu yüzden Türkiye askeri gücü ve siyasi aklıyla kendi başının çaresine bakmak, ayakları üzerinde durmak zorunda.

Çünkü dünya, yeniden Osmanlı ruhuna muhtaç.

Çünkü dünya, yeni bir ruha, yeni medeniyete, yeni bir Osmanlı’ya açken bu ruhu yeniden ayağa kaldırabilecek ruhu Türk milleti genlerinde taşıyor. 

Çünkü Türkiye coğrafyası, tarihi, kültürel, ekonomik ve sosyal bağları nedeniyle bölgedeki ülkelerle milli, manevi, kültürel bağla yakınlık kurabiliyor.

Çünkü Türkiye, bölge halklarını birbirlerinden uzaklaştırmak ve düşman yapmak için çırpınan Batı’ya rağmen kader birliği içinde asırlardır birlikte yaşayan Kürtleri, Arapları, Türkmenleri birleştirmek için mücadele ediyor.

Çünkü Osmanlı’nın ve Müslümanların idaresinde insanlık huzur, “vahşi” Batı’nın idaresinde zulüm bulmuştur.

Çünkü Türk diplomasisi, bölgesel açılımlarıyla ekonomik ve siyaseten yükselen bir ülke.

Çünkü Türkiye, büyüyen ekonomik gücü ve diplomatik kabiliyetiyle bölgede kendi başına bir aktör. Müslüman dünyasındaki liderlik arayışı, Türkiye’yi yeniden “hilafet” makamının etkili ve yetkili sahibi konumuna iterken, bu durumu ziyadesiyle fark eden Batı, Türkiye’nin boyunu aşmaması için her türlü tezgâhı kurup, oyunu oynuyor. 

Notlarımın arasında bulduğu fakat yazarını not etmediğim birkaç satır durumu ziyadesiyle analiz edip noktayı koymuş: 

Tarih bizim şanlı ve yüce ecdadımızı rahmetle ve bereketle yâd ederken dünyaya hükmetmiş, fethettiği diyarları işgal etmek değil adaleti, şefkati götürmek adına seferler düzenlemiş, insanlığın kurtuluşunun İslam`da olduğunu anlatmak için mücadele vermiş.

Bu nedenledir ki, Osmanlı yeniden küllerinden dirilmeli, tarihte yaşanmış sıcak şefkat yeniden hayat bulmalı, insanlığa huzuru, barışı, sevmeyi yaşatan bu ruh, bu günlerde yirmi birinci yüzyılda milenyum çağlarında dünyayı kana, zulme, ihanete, insan dışı muamele eden zalimlere dur demek için yeniden dirilmeli.

Zalimlerin, Ebu Cehillerin cirit attığı Müslümanlara alçakça davranmaktan zevk alındığı bir dünya üzerinde ruhların, kalplerin daraldığı, sıkıştığı bu asırda herkesin imdat diye haykırdığı bu zamanda beklenen bir muştu olmalı yeni Osmanlı ruhu.

Bugün insanlığın yaşadığı zulüm, ahlaksızlık, işkence, Müslümanı yok etme projeleri Osmanlı ruhu yaşayan bir milletin varlığında asla yapılamaz, zalimler göze bile alamazdı. Çünkü bir gerçek vardı ki, bizim dinimizin bize öğrettiği üstün medeniyet, üstün şefkat ve adaletti ama Batı`nın ve gayr-i Müslimlerin inandığı değer ve inanç da kanı, vahşeti, zulmü yaşatmaktı.”

Batı bölgede Kürtleri silah gibi kullanıyor. Bölgede Şii yayılmacılığı ve Kürt yayılmacılığı DAEŞ bahanesi ile gerçekleştirildi. Emperyalist güçlerin bu oyun planının hedefinde Müslüman halkları birbirine kırdırtma politikası vardır.

Dün Türk-Arap çatıştırılması üzerinden Ortadoğu’nun sınırlarını çizenler, bugün Türk-Kürt çatıştırılması üzerinden “Yeni Ortadoğu”yu oluşturmak için çırpınıyorlar.

Bölgede türlü kargaşa ABD’nin işine geliyor ve kendi kurgularıyla oluşturulan anarşiyi fırsat bilerek bölgeye yerleşmeyi en doğal hakları olarak görüyorlar. Her türlü karmaşada demokrasi taşıyacağız deyip zülüm taşımadılar mı bölgeye?

Karmaşa demek bölgeye taşınmak için fırsat kollayan çakal sürüsünün bölgeye taşınma sinerjisi demektir.

Karmaşa demek okyanus ötesinden gelip de Ortadoğu’da söz sahibi olmak isteyenlere sunulmuş ikram demektir.

Bölgede oluşturulan düşmanlık dürtüleri bölge halkının tamamını kapsayacak ve parçalara ayıracak bir bölünme/çatışma senaryosu devreye sokuldu ve fitil ateşlendi.

Dikkatli olmak ve birliktelik bu ateşin bize sıçramasını önleyecek tek kuvvet. 

 

 

  • Rabia Zafer Rabia Zafer 1 ay önce
    Çok Haklısınız. Aynen Katılıyorum. Osmanlı Ruhu, Yeniden Canlanmalı Ve Dünyaya Hükmetmeli. Ancak, O Zaman Barış Ve Huzur Gelir Dünyaya.