THY - İmaj

Sizlerden bir mektup

09 Ağustos 2017 Çarşamba

Bu hafta sizlerden gelen bir mektubu sizlerle paylaşacak, “batıl/yanlış şeyleri söyleyerek insanlara nasihat eden, konuşan şeytandır. Hakkı söylemekten sakınan ise dilsiz şeytandır” kelam-ı kibarı gereğince köşeme taşıyacak ve mağdur bir grubun sesini duyurmaya çalışacağım.  

“Açız, işsiziz ve toplumdan soyutlanıyoruz. Sizlere bu mektubu Bank Asya çalışanları adına yazıyorum. Çünkü hemen hemen bütün arkadaşlarımın durumu içler acısı, sahipsiz ve gözleri yaşlı.

Birinci tokadı hükümet attı bizlere. Devletin 17/25 Aralık sonrasında FETÖ’nün finansal ayağında çalışmamız devam ettiği için bütün kapılar yüzümüze kapandı. Suçumuz ekmeğimiz için alnımızın akıyla çalışmaktı.

Ben bu süreçte işten çıkmış olsaydım hangi zaman diliminde iş bulabilirdim, bulabilir miydim diye sorgulanmıyor. Ya da oradan çıkın gelin size hemen iş vereyim dedi de biz mi gitmedik. Bizler hayatımızın devamını sağlamak için çalıştık.

İş sahipleri iş vermeyerek ikinci tokadı attı. Devletten fişlenirim diye korkan, toplumdan dışlanırım diye korkan şirketler bize dirsek dayıyor ve kibarca hayır diyor.

Bizler evimize ekmeğimizi nasıl götüreceğiz? Benim çocuğum Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) hastası ve ben çocuğuma tedavi imkânı sağlayamıyorum.

Kahraman askerimize silah sıkan PKK’lı teröristlerin affedildiği bir ortamda bizlerin dışlanması hangi vicdanı sızlatmaz.   

Bank Asya’da son güne kadar parasını bekleten belediye başkanı kendisini 15 Temmuz kahramanı ilan ediyor. Toplum yutuyor fakat bizler gülüyor ve susuyoruz.

Belediyenin parasını inadına çekmeyen başkanı, POS cihazını kullandırıp parasını bankada bekleten başkanı bizler biliyoruz.

Devletin milyonlarca lirasını bankaya yatıran devlet kurumlarını ve genel müdürlerini biliyoruz. Devlet büyüklerimizin bildikleri vardır deyip boynumuzu büküyor ve susuyoruz.

Gerçek vatan düşmanı, ihanet şebekesi üyeleri mahkemelerde heyetle, şehit-gazi aileleri ile ve doğrudan Türk halkı ile dalga geçerken sadece evinin geçimini sağlamak, ekmeğini kazanmak için onların arasında mecburiyetten bulunmuş insanların eza, cefa çekmesi haksızlık değil mi?

Nefret ve öfke ile ateşler salarak, lanetler okuyarak, ağlayarak, beddua seanslarını yöneterek kendi sürüsünü yönetip, yönlendiren, yalan üzerine bina edilen fetvalarına şahit olduğumuz “okyanus ötesi kâhini”nin efradı gibi davranılması Müslüman olarak canımızı acıtıyor.

Yalan söyleyen, ülkelerine ihanet eden, namus, şeref, haysiyet, ahlak gibi değerleri çiğneyen, din dili üzerinden siyasi iftiralarla, ulaşabildikleri herkese yalan enjekte ederek darbeyle ulaşamadıkları hedeflerine iftiralarla ulaşmaya çalışan ve kırık kalplerde, yaralı gönüllerde kendilerine yer arayan Gülenist sürüye dâhil edilmemiz gözümüzü yaşartıyor.

15 Temmuz ihanetini gerçekleştiren bu şeytani hareketin yalancı, sahtekâr hainleri, enselendikleri günden beri yalan söylüyorlar, aklımızla dalga geçiyorlar.

Akıl kirlenmesi, vicdan tutulması, kalbin durmasıyla atılmadık yalan, kandırmadık insan bırakmayan bu hainlerin mahkeme salonlarında yaptığı yüzsüzlükler, şovlar yaralarımızı deşiyor, öfkemizi kabartıyor. 

Aklını Kraliçe’ye, ruhunu BND’ye, bedenini CIA’ye, kesesini MOSSAD’a teslim eden, bütün şer odaklarına maşa olan, sonra da kapı kapı kurban dilendirip, himmete avuç açtıran…

Kasap Şaron’u alkışlayan, kurban paralarıyla İsrail’e bağış yapan…

Papa’nın ayağına giden, kendisine eşlik eden yaverlerine Vatikan’da el etek öptürüp  “barkodlu” besleme unvanı aldıran…

CIA’nın emrine girip, İstanbul sermayesine Ananas gönderen, kiralık kalemlere “Kıtmir Kolyesi” hediye eden…

Din adamı gibi değil de bir medya patronu gibi, kimi zaman dizi senaristi, kimi zaman holding CEO’su gibi davranıp erdemli insanlar üzerine ilkesiz hayaller kurarak devlete meydan okuyan…

Devletin içini ahtapot gibi saran ve mücadele edilmez, yok edilmez ise geleceğimizi tamamen teslim alacak korkunç bir yapının, Türkiye’nin en kirli ittifakının üyesiymişiz gibi muamele görmek isyan ettiriyor, ahlarımı Yaratana ulaştırıyor.

Mazlumun elinin boş çevrilmeyeceğini bildiğim için de nefsimin, duygularımın esiri olurum diye korkularımla mücadele içerisindeyim. Ya bizden birilerinin ahı tutarsa ne olur?

Şevki Yılmaz hocam da “Asya Bank’ta çalışan tüm kadrolara iş yasağı getirerek cezalandırmak ve diğer kurumlarımızda at iziyle it izini ayıklamadan masum görevlileri cezalandırmak, fitne ateşine benzin dökmektir. Hak ve adalet ilkelerinden sapmaktır. Suçsuzları suçlularla beraber yakmaktır. Bilmeden dostlarımızı, düşmanlarımızın safına katmaktır” diye uyarmıştı. 

Bu devletin MİT’i var, Emniyet istihbaratı var ve harıl harıl çalışıyor. Banka çalışanlarıyla ilgili çalışmalarını yapsınlar ki zaten yaptılar, FETÖ ile ilgisi olanları assınlar. Ekmeği için çalışanlarına ise lütfen sahip çıksınlar. Bizleri namerde muhtaç etmesinler.”

 

YORUM YAZ