THY - Kabin Kıyafetleri Lansman

NATO çatılı Haçlı ittifakı

22 Kasım 2017 Çarşamba

NATO tatbikatında yaşanan son skandal “NATO çatılı Haçlı ittifakı”nın bilinçaltı hedeflerinin açığa çıkması, yanlışlıktan ziyade net bir mesaj verme denemesiydi.

Türkiye’yi güçsüzleştirmek ve savunmasını zaafa uğratmakla görevli bir askeri pakta dönüşen NATO, Trident Javelin tatbikatıyla açıkça Türkiye’ye karşı savaşın senaryosunu çalıştı. Tatbikatta yaşanan bu skandal, Türkiye’ye yönelik bir operasyonun ön hazırlığıdır.

Türkiye Rusya’ya S-400 siparişi vermesinden sonra ABD NATO eliyle Türkiye’ye karşı kuşatma hareketi başlattı.

Türkiye, S-400’leri alırsa, NATO teknolojilerine erişimi kısıtlarız deniliyor. Yunanistan’da S-300’ler var, niye kimse sesini çıkarmıyor?

Bütün mesele, başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere, Türkiye’ye ait her türlü değeri yıkma ve kendi gelecek kaygılarıyla bocalama hadsizliğidir.

Amerikan hegemonyasını meşrulaştırmak gibi “gizli bir görev”i bulunan ve gerektiğinde devreye sokulan gizli bir tehdide dönen NATO dün, içerideki işbirlikçileri ve taşeronları vasıtası ile yapamadıklarını, bugün bizzat kendi devreye girerek yapmaya çalışıyor.

NATO çatılı Haçlı ittifakı “tek vücut” olarak ABD hegemonyasına itiraz eden, uyumlu bir müttefik olmaktan imtina eden Türkiye’ye karşı adı konulmamış bir düşmanlık siyaseti izliyor.

Ülkemize yönelik saldırı çok boyutlu ve hedefte bizzat Cumhurbaşkanımızın olması mevzunun bir beka meselesi olduğunun kanıtıdır.

Mazlumların umudu ve sömürgeci emperyalistlerin kâbusu olup coğrafyamızı yönetme isteğine başkaldıran Erdoğan, dıştan ve içten hedef haline getirildi.

Çünkü izlenen milli dış politika batıyı olağanüstü rahatsız ediyor.  

Çünkü Türkiye artık ABD’nin Ortadoğu’daki bir ileri karakolu değil. Türkiye Ortadoğu’da ABD’nin her istediğine okey deyip esas duruşa geçen o eski Türkiye değil.

Çünkü milli adımlar atan, kendi savunma sanayiini inşa eden, emperyalist hülyaları bozan, ülkesinin ve bulunduğu coğrafyanın menfaatlerini yüksek perdeden savunurken meydan okuyan Tayyip Erdoğan’ın proaktif dış politikalarını kırma, Türkiye’yi yeniden kontrol altına almak istiyorlar.

Bu yüzden de Türkiye’ye yönelik saldırılar şiddetlenerek artıyor. Ekonomiden teröre, uluslararası ilişkilerden gizli ambargolara kadar her geçen gün Türkiye aleyhtarı faaliyetler gün yüzüne çıkmaya başladı. 

Ülkemize ve bağımsızlığımıza yönelik bütün taarruzların altında NATO çatılı Haçlı ittifakının parmağını görüyoruz.

2019 seçimleri öncesi sandıkta hesaplaşmayı göze alamayan yerli kuklalar ve bu “kirli ittifak” öncesinden sonuca ulaşmak için her türlü hinliği, kahpeliği deniyor. Çanakkale’nin 100. yılına denk gelen 2018 yine çok çetin, yine çok zor olacak.  

Hava savunması bulunmayan tek NATO ülkesi Türkiye’ye NATO ne verdi de karşılığını istiyor.

NATO’nun tek Müslüman ülkesi olan Türkiye, 1952’de NATO’ya ağır bedeller ödeyerek girdi. Kore Savaşı’nda, Türkiye’den binlerce kilometre ötede 721 Türk askeri şehit düştü, 234 asker esir oldu, 672 asker yaralandı, 175 asker de kayboldu.

Türkiye, uluslararası hukuk ve anlaşmalardan doğan hakkın kullanılması kapsamında icra edilen 1974 Kıbrıs çıkarmasında NATO üyesi müttefiklerinin ihanetiyle karşı karşıya kaldı. NATO, Türkiye’yi değil Yunanistan’ı destekledi; Ankara’ya silah ambargosu ve ekonomik ambargolar uyguladı.

NATO, Türkiye’nin tüm çabasına karşın PKK terörüyle mücadeleye de yanaşmadı. Mehmetçik PKK ile savaşırken, Türkiye yine NATO’dan ambargolar yedi.

PKK, Çekiç Güç sürecinde de açık açık desteklendi, havadan atılan silahlar, malzemeler ve yiyecek ikmali yardımlarıyla palazlandırıldı.

Bize parayla çok gördükleri silahları terör örgütlerine bedelsiz dağıttılar. Yıllardır, hem terör örgütlerine, hem de NATO envanterine kayıtlı silahlara karşı savaşıyoruz.

NATO, Türkiye’ye bir başka ihaneti Suriye’de yaptı. İttifakın en güçlü üyesi ABD, PKK’nın Suriye’deki kolu PYD/YPG’yi bir ordu gibi donattı, DEAŞ ile ittifak yaptı. NATO ise sadece izledi.

Türkiye’de yapılan bütün darbeler Atatürkçülük maskesi altında NATO tarafından yapıldı. Atatürkçülük maskesi düştüğü için Atatürk de hedefe konuldu. Çünkü bundan sonra Atatürkçülük üzerinden bir daha darbe yapamayacaklarını anladılar. 

15 Temmuz gerçekleştiğinde NATO karargâhlarında görev yapan subayların toplam sayısı 462’ydi, bunlardan 237’si FETÖ’cü çıktı.

Bu vatan hainlerinin tamamının bulundukları NATO ülkelerinden siyasi sığınma hakkı kabul edildi. Bu NATO, darbecilikten aranan yüzlerce FETÖ üyesine sahip çıkıyor, uluslararası hukuka ihanet ediyor. 

Her NATO üssü ABD’nin kirli emellerine hizmet eden bir yapı konumundadır. NATO üssünün olduğu her yerde terör, darbe, kan ve gözyaşı vardır. Bunları en kısa sürede ülkeden kovmak kesin çözümdür…

 

YORUM YAZ