“Kara gün” dostumuz Melih Gökçek..

25 Ekim 2017 Çarşamba

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin performansını artırmak, 2019’a yeni umut, ruh ve heyecanla gitmek için yoğun bir çaba gösteriyor.

2019 seçimlerine daha güçlü girebilmek, partideki mental ve metal yorgunluğu giderebilmek için siyaset icabı yapılması gerekli değişim ve dönüşümü yapma hakkını kullanıyor, dokunulmazlar algısına ince ayar veriyor.

Çünkü 2019 bir var oluş ya da on beş yıllık emeğin, icraatın yok edilişinin acı hikâyesi olacaktır.

Gezi olayları, FETÖ ile mücadelede yaşanan sıkıntılardan, referandum sürecinde ortaya çıkan yeni saflaşmalar ve kaymalarla beraber ortaya çıkan somut başarısızlık ve eksikliklerden sonra AK Parti’nin kendini her anlamda yenileme gereği elzem olmuştu.

Belediyeleri küçük iktidar alanlarına dönüştüren, toplumla yeterince bağ kuramayan, teşkilatlarıyla siyasi dostluk, yol arkadaşlığı ilişkisi sınırlı olan bazı başkanlar ve belediye başkanları için ciddi bir değişim talebi vardı.

Kendi saygınlıklarını Erdoğan liderliğindeki AK Parti davasına borçlu olduklarını unutup kibir, makam düşkünlüğü, hizipçilik ve şahsi menfaat gibi sorunlarıyla boğuşan siyasiler üzerinden AK Parti’ye yöneltilen kızgınlık giderek nefrete dönüşüyordu ve değişim kaçınılmazdı.

Halkın siyasal yorgunluğunu, durgunluğunu giderecek yeni umutlar, heyecanlar ve perspektifler ve de bunu gerçekleştirecek canlı, dinamik ve siyaseti yeniden dava ekseninde idrak edecek kadrolar için bazı rotasyonlar yapılması elzemdi. 

Parti içinde ve parti ile toplum arasındaki ilişkilerde tevazunun, kardeşliğin, çalışkanlığın geri itildiği, yer yer oluşan kırgınlıkların partiden kopuşlara sebep olduğu aleniydi. 

Çünkü hedef çok büyüktü ve parti tabanında ve toplumda AK Parti için yenilenmeyi de aşan bir değişim ve dönüşüm beklentisi mevcuttu.

Çünkü bu defaki yerel seçimler, Cumhurbaşkanlığı seçimine giden yolu da açacak nitelikteydi. Belediyelerdeki zafer veya hezimet peşi sıra gelecek seçimlerin sonucunun habercisi olacaktı.

Son on beş yıl içinde siyaset ekseni değişti. Gelgitler yaşandı, ihanetler, gizli muhtıralar görüldü, Türkiye terör dalgalarıyla kuşatıldı son olarak 15 Temmuz darbe girişimi oldu. 

Bütün bu olayların muhatabı olan bir hükümet de, toplum da siyasal yorgunluğun dibine vurmuştu.

Değişim ve dönüşüm artık kaçınılmazdı. Analiz, gözlem dikkatle yapılmalı, eksiklikler sorgulanarak yola daha sağlam adımlarla devam etmek için güç tazelenip yeni yöntemler tespit edilmeliydi.

Fakat AK Partili belediye başkanlarının istifasının kamuoyunda durmadan tartışılması kırgınlar ya da küskünler ordusu oluştururken hem partinin hem de bazı isimlerin yıpranmasına sebep oldu.

Mesela Melih Gökçek metal, siyasal hatta bedensel yorgun olabilir. Fakat Melih Gökçek isminin yıpratılması siyasi dostluğa, yol, dava arkadaşlığına sığmaz.

Çünkü Sayın Gökçek AK Parti’ye ve Tayyip Erdoğan’a yöneltilen bütün saldırılarda göğsünü siper eden partideki belki de “tek” isimdi. Türkiye hem içeride hem dışarıda şer lobisiyle mücadele ederken, ülke terör dalgalarıyla kuşatılmışken, Gezi olayları yaşanırken kabine arkadaşları bile Reis’i haksız görüp ortalarda görünmez iken Melih Gökçek “kara gün dostu” olarak meydanlarda, TV kanallarında davasını ve Reis’ini savunuyordu.

  İnsan sıkıntılı gününde dostlarını yanında görmek istiyor. Eğer bir insan kötü günde yanımdaysa o benim gerçek dostumdur. O çalkantılı günlerde ortalarda görünmeyen, saklanacak delik arayan “cesur yürekler(!)” bugün Melih Gökçek ismine verip veriştiriyor.

Oysa siyasal akıl, uzun dönemli stratejiler yerine kısa dönemli taktiklerle hareket etmez. Umumi ve kalıcı faydalar yerine, geçici popülist kazanımları esas almaz. Hayatın gerçekleri yerine, duygusal tepkilere kendini kaptırmaz.

TMSF’nin Bank Asya’ya el koyduğu günün sabahı saat dokuzu beş geçe bankaya giden Belediye başkanı bayrak elinde kahramanlık nutukları atarken, Melih Gökçek’e söylenilenleri, yapılanları vicdanım kabul etmiyor.

Borçsuz devraldığı belediyeyi borç batağına sokan, İstanbul’un sancaklı tepelerinde hiç işe gitmeden kadro alıp (bunun adı hırsızlıktır) üç aylık memur yaptığı “kankasını” belediyede genel sekreter yardımcısı yapan (bunun adı kanun tanımamadır), kendisine oy dahi vermeyen bir sürü yakınını belediyede makam sahibi yapan, daha da ilginci açılışta Cumhurbaşkanının önünde ismi geçtiği anda yuhalanan bir başkanın “şehrul emin” olarak ortada dolanması can sıkıcı.

Zoru görünce arkasına bakmadan kaçan tipler meydanda yiğit diye dolaşırken, zor zamanlarda göğsünü davasına ve liderine siper eden Melih Gökçek silinip atılmamalı.

 

  • AkıncıAkıncı27 gün önce
    Zaten bir sene kalmıştı seçimlere... Melih Gökçek Ankara'da ve Türkiye siyasetinde sadakatini ispatladı... Erbakan Hocam döneminden buyana Sol belediyelerin ve diğer belediyelerin Melih Gökçeğin eline su dökemeyeceği görüldü... Hem belediyecilik hem de siyasetçi rolüyle... Elbet hataları olmuştur... Ancak Bu şekilde vefakar dostların yıpranması partiyi de Reisi de yıpratabilir... Sağlam bir şura heyetiyle istişare edilmesi gerekirdi... Bursa belediye başk. Da akit tv deki röportajda gördüğüm kadarıyla çok güzel işlere imza atmış... Bana kalırsa, seçim Zaman'ı geldiğinde aday gösterilmeseydiler daha uygun olurdu... Yazık oldu... Bu adamların metal yorgunluğu solun çalışkanlığının da fevkindedir diye düşünüyorum... Allah hayra tebdil etsin...