Gün doğmadan neler doğacak

27 Eylül 2017 Çarşamba

Dünya, bölgemiz ve ülkemiz kritik bir süreçten geçiyor. Kirli hesapların döndüğü, ilgisiz onlarca devletin pusuya yattığı, ajanların cirit attığı kirli bir zeminde, Kürt milliyetçiliği söylemleriyle Barzani’nin bağımsızlık referandumu kararı, bölgeyi hesaplanamaz bir gerilimin eşiğine getirdi.

İstikrarsızlık, Ortadoğu’nun kaderi haline getirildi, çatışmalar bölgedeki etnik ve mezhebi fay hatları üzerinden şekillendiriliyor ve kaosun kapısı sonuna kadar aralanıyor.

Bölge, Kürt milliyetçiliği üzerinden servis edilen yıkıcı bir çokuluslu proje ile karşı karşıya. 

Bölgeye demokrasi adıyla zulüm getiren işgal güçleri ana hedeflerini sistemi etnik ve mezhebi fay hatları üzerine inşa edip, İslam ülkelerinin ve Müslüman toplumların dayanışmasını dinamitleme üzerine kurdular.

Kendisi için tehdit oluşturmayacak, etnik ve mezhebi açıdan birbiriyle kavgalı küçük devletçiklere bölünmüş bir İslam dünyası küresel güçlerin tek hedefi. 

Kürtlerin ulusal heyecanları ile süslenerek kurulması hayal edilen Kürt devleti, Kürtlerin yüz yıllık hayallerini gerçekleştirmeyecek, bölgedeki kargaşayı artırıp bölgede yaşanan Sünni-Şii, Sünni-Sünni, Kürt-Arap, Kürt-Türkmen, Türk-Kürt çatışmalarına bir de Kürt-Kürt çatışmasını ekleyecektir.

Bölgede yüzlerce yıllık şehirlerin kimliği değiştirilecek Kürtler, Farisiler, Türkler ile Şii ve Sünni Araplar üzerinden uzun vadeli bölgesel bir savaşın fitili ateşlenecektir.

Suriye parçalara ayrıldı federasyonlara bölündü, Irak etnik, mezhepsel, dilsel, ideolojik açılardan derin şekilde parçalanmaya çalışılıyor. Nihai hedef ise asla Kürt devleti değil. Kürt devleti, büyük planın küçük bir parçası sadece.

Altın vuruşta ise Kürt meselesini alevlendirip Türk-Kürt çatışmasının artırılması ve Türkiye’nin bölünerek Anadolu’nun Hristiyanlaşması hedeflenmektedir.  

Referandumunun gizil sebeplerinden biri de büyük projenin küçük oyuncusu Barzani’nin kendi siyasi geleceğini kurtarma gayretidir.

Hiç düşündünüz mü; kimlik çatışmalarını tetiklemeyi hedefleyen bu jeo-politik intihar girişiminde ısrar eden bölgesel Kürt yönetimi, bütün dünyaya meydan okuyacak bu cesareti nereden buluyor?

Bu cüreti sadece İsrail’den almıyor. Eğer İsrail dışındaki güçlerin de gizli desteği olmasaydı Erbil’in kendiyle birlikte bölgeyi de ateşe atma çılgınlığı bu raddeye ulaşamazdı.

Türkiye, İran, sözde ABD, AB, BM, İngiltere, Almanya, Rusya ve Fransa ile bölge ülkelerinin şiddetle karşı olduğu bir ortamda Barzani bu çıkışı neden yapıyor? Acaba arka planda çok daha kirli bir oyun mu var?

Bölge üzerindeki uluslararası ilginin Kürtlerin hatırı için değil Musul ve Kerkük’ün iştah kabartan kaynakları için olduğu mutlak gerçektir. 

Bölgede bir ganimet paylaşımı yapılmakta, herkes kendi payını almaya çalışmaktadır. 

ABD’nin ikiyüzlü siyaseti, İsrail’in kendi güvenliğine katkı sağlar umuduyla verdiği destek bu sorunları çözemeyecek, bilakis derinleştirecektir.

ABD’nin Ortadoğu’daki stratejik hedefinin, ABD ve İsrail’in güvenlik çıkarlarını, gelecek hesaplarını, bölgedeki petrol ve doğalgaz kaynaklarını kontrol altına alarak denetleme planlarına göre biçimlendiği çok açık ve nettir.

İsrail ise bu projeyi öncelikle Irak ve Suriye’deki su ve enerji kaynaklarının kontrolüne ortak olmak amacıyla destekliyor. Dolayısıyla Barzani, Kuzey Irak’ı İsrail’e resmen peşkeş çekiyor.

Kuzey Irak’ta oluşturulacak kukla bir Kürt devleti ile Suriye’nin kuzeyinde oluşturulmak istenen PYD/Siyonizm koridoru İsrail’e vadedilmiş topraklarını kazandırma yolunda en büyük adım olacaktır.

Türkiye sınırında Tel Aviv’in askeri üsler kurmasıyla sonuçlanacak süreç, Siyonistlere Nil-Fırat arasında geniş bir nüfuz alanı açılarak nokta vuruşu gerçekleştirilecektir.

Vahşi batının bölgedeki hassas dengeleri altüst etme adına oynadığı çirkin oyuna karşı bölge ülkeleri özellikle de Türkiye ne yapabilir?  

Türkiye’nin ulusal güvenliğini tehdit edecek yeni bir cephe açılmaya çalışılırken, Türkiye ile Irak arasındaki 1926 Ankara Antlaşması ile çizilen 1946 Antlaşması ile perçinlenen sınır antlaşmaları çerçevesinde Türkiye, bir dizi diplomatik adımlar atabilir mi, atabilir.

Irak sınırında fiilen bağımsız bir devletin kurulması durumunda, Lozan ve sınır antlaşmalarından kaynaklanan hukuksal haklar çerçevesinde hareket edip Musul ve Kerkük’e girebilir mi, bence giremez çünkü yedirmezler.

Türkiye’nin iç barışına, güvenliğine ve jeo-politik hedeflerine yönelik sistematik bir saldırı ile güney sınırlarımızda yeni bir gerilim sahası inşa edilirken Irak ile sınır antlaşmalarına dayalı olarak TSK, Kuzey Irak içinde bir güvenlik hattı oluşturabilir mi, zor.

Coğrafyayı sözde Kürt/Arap Baharı adı altında kaosun kucağına atanların Türkmenlere yönelik uygulamalarına karşı askeri bir tavır içine girilebilir mi, girmesi lazım.

Bekleyip göreceğiz...

 

  • YucelYucel1 ay önce
    Turkler'in kavga edip dovmedigi kac millet var.Hic yok gibi.Turklerin yardim ve merhamet edip ihanet gordugu kac millet var.Pek cok.Abd ye yardim etti ama savasmadi.Sanirim oda yakin.Kuyruk acisi olanlarin hepsi ayni safta yer alacak ama sorun yok,ve bu kiyametten kacis yok.Galibide belli.Lailaheillallah...