Beklenen misafir

05 Temmuz 2017 Çarşamba

Yaz ayları eski dostların buluşma, dostlukların pekiştirilme zamanlarıdır. Yazın sıcağıyla birlikte ata diyarlarına yapılan yolculuklar eski defterlerin kurcalandığı, güzel anıların gün yüzüne çıkarıldığı özel anlardır. 

Baba diyarlarında gündeme ait baba konuların sohbet konusu yapılıp tatlı atışmaların yaşandığı, bir sonraki buluşmaya kadar tebessümlerin, kulaklarda pası silinmeyen tatlı nağmelerin oluştuğu anlamlı zamanlardır bu buluşmalar.   

Bayram sonrası kırk yıl öncesinden, İmam Hatipli yıllardan arkadaşların buluşmasıyla gönüllerimiz coşkun, gözlerimiz pırıl pırıl ülke meseleleri arasında daldan dala konuşuyorduk. 

Çakma Gandi Kamal’ın Pensilvanya’da üslenmiş bir hainin talimatları doğrultusunda adalet istiyoruz şovuyla protesto yürüyüşü gündemimizde öne çıkan konuydu. 

Dün MİT TIR’ları tezgâhını birlikte planlayıp gayri meşru yollarla rejim değiştirmeye, hükümet yıkmaya çalışan CHP, FETÖ, PKK, HDP, bugün “adalet” yürüyüşü adı altında yine birlikte yürüyorlardı. Kaos için düğmeye basılmıştı. 

Bu ülkede darbe yapmaya çalışan, demokrasiyi rafa kaldırıp sadece seçilmiş anayasal hükümeti devirmek değil, devleti topyekûn ele geçirmek isteyen tarihin en tehlikeli ve gizli örgütlerinden biri olan FETÖ’nün MİT TIR’ları operasyonu ile ilgili mahkeme kararına tepki için yürünüyordu. Hem de darbe teşebbüsünün birinci yıldönümünde bunu yapıyordu.

15 Temmuz işgal girişiminin sene-i devriyesine girerken Kamal ve avanesi 17-25 Aralık Yargı darbesi girişiminin medya ayağını örgütleyen, “gazetecilik” kimliği arkasına saklanarak yabancı devletlerin istihbarat operasyonlarını yürüten bir isim olan Berberoğlu’nun özgürlüğü için yürür gibi görünüyorlardı.

Ama işin aslı öyle değildi. 

Birincisi; Pensilvanya’nın Tapınak şövalyeleri MİT TIR’ları tezgâhının görüntülerini Kamal’a vermişlerdi. Kamal da bu görüntüleri gazeteci kimliğiyle daha kolay servis eder mantığıyla Berberoğlu’na aktarmıştı. Böylece hem suçu üzerinden atmış oluyordu hem de Reis’i Lahey Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesine götürmeyi hedefliyordu. 

İkincisi; kaset kumpasıyla kendisini genel başkanlık makamına oturtan FETÖ çetesinin tasfiyesine set çekip mani olmak, hiç olmazsa daha da derinleşmesini engellemek ana gayeydi. Bir yandan oyunlarıyla gündem oluşturmaya ve seslerini dünyaya duyurup güç toplamaya çalışıyorlardı, bir yandan da toplumun vicdanına sığınarak FETÖ tasfiyesinin önünü almaya çalışıyorlardı. 

Üçüncüsü de; 15 Temmuz’dan sonra imkân dâhiline giren, devletin hantal yapısının değişme ihtimalini engellemek ve bu ihtimali ortadan kaldırarak eski devlet yapısını korumaya çalışıyorlardı. Peşinde oldukları adalet buydu.

Bunların adalet adı altında yeni bir kalkışma hazırlığına zemin hazırladığı herkes tarafından hissedilen, görülen bir şeydi. Girilen yol geçmişte olduğu gibi yine kan ve gözyaşlarına sebep olacak sivil itaatsizlik eylemlerinin fitilinin ateşlenme vaktinin habercisi gibiydi.

Emrin Pensilvanya’dan geldiği, dağılmaya başlayan kiralık beyinlerin toparlanmasını, yeniden harekete geçmesini sağlayacak bir sinerji oluşturacağı düşünülüyordu. Herkes aynı kanaatteydi ve oyunun kurucusu yine Pensilvanya’daki büyük şeytandı.

Bir arkadaş araya girerek şahit olduğu bir olayı anlatınca kanımız donmuştu.

Tanıdık biri “byLock” kullandığı için görevinden azledilmiş ve içeri alınmış. Aile mazbut, inançlı ve iyi bir komşu görünümündeymiş. Bu çocuğun avukatı; pasif byLock kullanıcısı olduğunu eğer itirafçı olursa hemen dışarı çıkarabileceğini, çoluk çocuğunun mağdur olmaması için itirafçı olmasını söylemiş. 

Fetö’cü bu yiğit(!) cevabını bir gün sonra vermek için izin istemiş. Ertesi gün avukatına verdiği cevap bunların ikna edilmelerinin ne kadar çok zor, zihinlerinin etrafına çelikten duvarlar örülmüş kiralık akıllar olduğunun tam göstergesi gibi: “İstihareye yattım ve aylardır beklediğim misafir geldi ve bana davalarının hak olduğunu ve zaferin yakın olduğunu söyledi. İtirafçı olmayacağım.”

Sadece dinlerini değil, dünyalarını, hayallerini ve onurlarını da kaybeden bu yaratıkların sadakati aptallık boyutlarının ötesine geçti. Bunların karakterleri, Medine döneminde yaşayan münafıklar ile nasıl da örtüşmekte.

Bu hastalıklı yapının, dini bir cemaat değil de küresel sistemin sinsi bir projesi olduğunu anlamayan, görmeyen, bilmeyen kaldı mı Allah aşkına.

Asrın Deccalı” Pensilvanya’da içinde gölü olan, kendisine hizmet veren sekreterleri, aşçıları, uşakları, şoförleri, korumaları, kameramanları, temizlikçileri ve müritleri ile hep birlikte “kutsal sığınakta” güzel bir hayat sürerken sen dört duvar arasında hayaller kurmaya devam et.

İhanet şebekesinin zirvesindekiler yurtdışında CIA, FBI, MOSSAD, BND, MI5 tarafından korunup krallar gibi yaşarken sen aklını kiraya vermeye devam et.

Bu milletin nefreti, öfkesi, ahı ve bedduaları sana da yeter senin ağababalarına da…