THY - Ramazan

Vurulan PKK ise “Savaşa Hayır!”

26 Ocak 2018 Cuma

PKK militanları ABD’den aldığı silahla ve destekle bir yandan Türkiye’ye karşı terör eylemlerini sürdürürken bir yandan da yine ABD’nin planladığı bir yapılanmanın altyapısını oluşturmak için Suriye’de savaşırken “Savaşa Hayır!” deme ihtiyacı duymayanlar ne hikmetse şimdi PKK’nın köşeye sıkıştırıldığını görünce “Savaşa Hayır” diye ciyaklamaya başladılar. PKK’nın sürdürdüğü savaş değil mi? Bu örgüt silahları bıraksın, ABD’nin hesabına Suriye topraklarında sözde sınır ordusu kurarak Türkiye’yi tehdit etme planlarından vazgeçsin zaten savaşa gerek olmayacak. IŞİD’e karşı savaşı bahane ederek ABD’den tırlarla silahlar alanlardan kaynaklanan tehdide ve tehlikeye hayır demeyip de bu tehlikeye karşı Türkiye sınırlarının güvenceye alınması için başlatılan operasyona “hayır” demek gerçekte savaşa karşı olmaktan değil, kendisinin kuyruğuna da basılmış olmasından kaynaklanmaktadır. PKK militanları, içlerinde ağır silahların ve roketlerin de bulunduğu bunca silah ve teçhizatı oyuncak olarak almadı. “Savaşa Hayır” diyebilmek için gittikçe büyüyen ve tehlike oluşturan bu tehdide de hayır demek gerekir. 

İran, Türkiye’nin Afrin operasyonunu “işgal” olarak nitelendirmiş. Böyle bir şeyi İran’ın söylemesi son derece gülünç geliyor. Suriye’nin her tarafında işgal güçleri bulunduran, katil Baas rejimine muhalefet eden herkesin tepesine ateş yağmuru yağdıran, Baas rejiminin iktidarını sürdürebilmesi için dünyanın her tarafından Şii militanları toplayarak Suriye’ye dolduran İran işgalci olmayacak da Türkiye, ABD’nin silahlarıyla Türkiye’ye karşı tehdit oluşturan PKK belasını bertaraf etmek amacıyla operasyon gerçekleştirmek için Suriye topraklarına girmek zorunda kaldığı zaman işgalci olacak. İran’a sorsan o Suriye’deki yönetim kendisini davet ettiği için söz konusu işgal güçlerini bu ülkeye doldurmuştur; Türkiye’yi davet eden kimse olmamıştır. Suriye’deki katil rejim seni siyasi iktidarını koruyabilmek ve yıllardan beri maruz kaldığı zulmün son bulmasını isteyen halka karşı şiddeti artırmak amacıyla davet etti. Sen de gittin Baas rejimini istemeyen insanları katlettin. Bu ülkeye yönelen bir dış tehdide karşı ülke yönetiminin ve halkının talebiyle yardıma gitmedin. Halka karşı zulüm rejiminin yanında yer almak amacıyla gittin. Bugün Suriye topraklarında oluşan boşluktan ve istikrarsızlıktan yararlanan bir terör örgütünün belli bir bölgede kurduğu hâkimiyet doğrudan Türkiye’yi tehdit etmektedir. Türkiye, işte bu tehlikeye karşı harekete geçmek zorunda kalmıştır. Amacı da Suriye topraklarını işgal değil kendisine yönelen tehlikeyi etkisiz hale getirmektir.

Birleşik Arap Emirlikleri, Arap sınırlarının ihlal edildiği iddiasında bulunmuş. Filistin’de siyonist katillerin onca ihlali karşısında ağzını bıçak açmayan ve hatta işgalcilerle birlikte hareket etmekten çekinmeyen bir kafa bugün güya Suriye’de Arap sınırlarının ihlal edilmesinden rahatsız oluyormuş. İran, Rusya ve ABD doğrudan işgalde bulunurken, milyonlarca Suriyeli ülkesini terk etmeye zorlanırken neredeydin? ABD, Suriye topraklarında PKK terör örgütünün yapılanması ve hakimiyet alanını genişletmesi için tırlar dolusu silah ve teçhizat sevkiyatı yaparken gerçekleştirilen ihlaller seni hiç rahatsız etmiyordu.

Bunların hepsinin asıl meselesi Türkiye’ye karşı bir tehdit olarak varlığını sürdürmesini istedikleri PKK’nın köşeye sıkıştırılmasından başka bir şey değildir. PKK konusunda hepsinin hesapları ABD’nin hesaplarıyla örtüşmektedir. Belki yerine göre ABD karşıtı olduklarını veya ABD’nin planlarına karşı çıktıklarını söyledikleri olur. Ama iş PKK’nın semirtilmesine ve güçlendirilmesine gelince hesaplar örtüşür. 

 

YORUM YAZ