Suudi Arabistan’ın Sancıları

14 Eylül 2017 Perşembe

Suudi Arabistan’da veliaht prensin değişmesinden sonra aslında yönetim büyük ölçüde yeni veliaht prense teslim edildi. Görünüşte her ne kadar Selman bin Abdülaziz kral sıfatını taşıyorsa da gerçekte ülkeyi yöneten ve işleri çeviren kişi onun oğlu ve babasının ölmesi durumunda saltanata geçmesi üzere veliaht yapılan Muhammed bin Selman’dır. Katar’a uygulanan ablukada da onun izlediği siyasetin büyük rolü olduğu tahmin ediliyor. 

Muhammed bin Selman bu günlerde ülkesini kendisinin krallığı fiilen devralmasından sonra izleyeceği siyasete hazırlıyor. Bu amaçla saray içinde bir tasfiye ve etkisizleştirme politikası izliyor. Kraliyet ailesi içinde ayağına takılacaklarını ve politikasını icra etmesine engel oluşturacaklarını tahmin ettiği bazı prensleri etkisizleştirmeye çalışıyor. Son zamanlarda kraliyet ailesinden bazı önemli şahısların gözaltına alınması bu etkisizleştirme politikasının bir uygulaması. 

Son dönemde tutuklananlar arasında eski kral Fehd bin Abdülaziz’in oğlu Abdülaziz bin Fehd de var. Prens Abdülaziz bin Fehd’in gözaltına alınması Muhammed bin Selman’ın saray içinde kendisine muhalefet edebilecek hatta itiraz edebilecek bir kişi kalmasını istemediğini gösteriyor. Çünkü veliaht prens Muhammed bin Selman’ın önemli atak hesapları ve Suudi Arabistan için yeni bir çizgi çizme planları bulunuyor. İzlemek istediği siyasetin en önemli yönünü ise siyonist işgal rejimiyle ilişkileri normalleştirme ve Arap dünyasındaki İslâmî muhalefete göz açtırmama, bu konuda ABD’nin talimatları doğrultusunda hareket etme düşüncesi oluşturuyor. Siyonist işgal rejimiyle ilişkileri normalleştirme konusunda önemli girişimleri de oldu. Ancak bu girişimlerinin bazıları henüz tam gün yüzüne çıkarılmış değil. 

Muhammed bin Selman kendisine muhalefet edebileceğinden endişe ettiği ilim adamlarının da tümünü susturmak ve tamamen yaltakçı, şakşakçı ilim adamları halkası oluşturmak, böylece onların fetvalarıyla attığı her adıma da meşruiyet kazandırmak istiyor. Son dönemde tutuklattıkları arasında iki ilim adamı da yer alıyor: Selman El-Avde ve Ivad El-Karni. 

Selman El-Avde, Suudi Arabistan’ın en popüler, en geniş çaplı kitle tarafından izlenen ilim adamı olduğunu söyleyebiliriz. Kendisini şahsen tanıyorum ve muhtelif vesilelerle birtakım uluslararası toplantılarda, etkinliklerde bir araya geldim, görüşmelerim oldu. Mutedil çizgisi olan son derece mütevazi bir ilim adamıdır. Suudi Arabistan’daki dikta rejimine daha önce de eleştirileri olmuştu ve bu yüzden epey bir süre hapiste kaldı. Sonra serbest bırakıldı. Özellikle sosyal medya üzerinden Arap dünyasının gençliğini ciddi şekilde etkileyen aktif bir zattır. Sosyal medyada yirmi milyon civarında takipçisi bulunuyor. 

Selman El-Avde, Katar’a uygulanan ablukaya karşı çıkıyor ve meselenin diyalog yoluyla çözülmesini istiyordu. Tutuklanmasında da bu konuyla ilgili bir mesajı ve meselenin diyalog yoluyla çözülmesi yönündeki talebi gerekçe gösterildi. Onun böyle bir gerekçeyle gözaltına alınması Suudi Arabistan’ın yeni diktatörü Muhammed bin Selman’ın Katar konusunda diyaloğa hiçbir şekilde yanaşmadığını ve böyle bir şeyin talep edilmesine bile tahammülünün olmadığını göstermektedir. 

Aslında bütün bu gelişmeler ve veliaht prensin son tutuklamaları Suudi Arabistan’ın kendi içinde yaşadığı sıkıntılara ve sancılara işaret etmektedir. Bu sancıların bastırılması için polis şiddetine başvurulması ise ülkedeki yeni diktatörün tercihinin totaliter rejimden, şiddetten ve baskıdan yana olduğunu gösteriyor. 

 

  • Emekli48Emekli482 ay önce
    Her Müslüman devlet, cemaat, tarikat, kişi kendilerinin en doğru hak yolda olduğunu zannetmiyor mu. Zannediyor. Kim doğru söylüyor diye sorsak herkes ben demiyecek mi. Diyecek. Kur'an'da Allah kimi hakiki mümin diyordiye sorulsa herkes yine biz, ben demiyecek mi. Diyecek. Oysa gerçek desek..Yazmaya gerek yok hesap günü ortaya çıkacak.