THY-TR Çıkışlı % 10 İndirim

Suriye’de katliamlar sürüyor

13 Ocak 2018 Cumartesi

Suriye’deki meselenin masa başında çözüme kavuşturulması için Cenevre’de yürütülen dolaylı görüşmelerin sekizinci turundan maalesef bir sonuç çıkmadı. Baas rejimi ve ona destek amacıyla Suriye’de bulunan işgal güçleri de, Astana görüşmelerinde kabul edilen anlaşmaları ihlal ederek, çatışmasızlık bölgeleri konusundaki şartları geçersiz kılarak saldırılarını ve katliamlarını sürdürüyorlar. 

Doğu Guta üzerindeki kuşatma ve bu bölgeye yönelik saldırılar devam ediyor. Bir ara bu bölgedeki bazı ağır hastaların ve yaralıların Suriye Kızılayı vasıtasıyla nakledilmesine imkân tanındı. Ama ardından saldırılar bütün şiddetiyle sürdürüldü ve çok sayıda sivil hayatını kaybetti. 

Son günlerde özellikle İdlib ve Hama bölgesine yönelik saldırılar yoğunlaştırıldı. Buralara yönelik saldırılar yüzünden karada da direniş güçleriyle, rejim ve ona destek veren işgal güçleri çatışıyor. İdlib’e ve Hama’ya yönelik hava saldırılarından dolayı ise çok sayıda sivil hayatını kaybetti. 

İdlib’in tamamı ve Hama’nın bazı bölgeleri çatışmasızlık bölgelerine dâhil olduğundan Türkiye, saldırıların durdurulması için Rusya ve İran’a hatırlatmada bulundu. Çünkü bu üç ülke Astana’daki anlaşmalarda çatışmasızlık bölgeleri ilan edilen yerlerde sükûnetin sağlanmasının garantörü olan ülkeler. 

Rusya yaptığı açıklamada İdlib’de radikal güçlere karşı savaştıklarını iddia ederek bu savaşlarında Astana görüşmelerine ve ateşkese aykırı bir durum olmadığını ileri sürdü. Bizim daha önce de muhtelif yazılarımızda dile getirdiğimiz üzere ateşkes anlaşması ve çatışmasızlık bölgeleri oluşturulması konusunda bazı gruplara yönelik saldırıların müstesna tutulması saldırgan güçler açısından her zaman arka kapının açık tutulması anlamına gelmiştir. Çünkü rejim ve işgal güçleri bir yere saldırmak istediklerinde orada radikal grupların mensuplarının olduğunu söyleyerek kendilerine gerekçe oluşturmakta zorluk çekmiyorlar. 

İşin gerçeğinde ateşkesin ve çatışmasızlık bölgeleri oluşturulmasının asıl hedefinin silahların tamamen susturulması olması gerekir. Ondan sonra hangi grup ya da askerî güç bu konudaki anlaşmayı ihlal ederse ona karşı tedbir alınır veya ona engel olunur. Aksi takdirde ateşkesin ve çatışmasızlık bölgesi oluşturulmasının ne anlamı kalır? 

Üstelik son günlerde İdlib’de ve Hama’da gerçekleştirilen saldırılarda çok sayıda sivilin hayatını kaybettiği raporlarda dile getirildi. Bu durum da saldırgan güçlerin iddia ettikleri gibi müstesna tutulan gruplara karşı savaşmak amacıyla değil hedef aldıkları bölgelerde fiili olarak savaşı sürdürmek ve kontrolü ele geçirmek amacıyla açık bırakılan arka kapıyı kullandıklarını göstermektedir. 

Rejim ve işgal güçlerinin saldırgan tutumu karşısında direniş güçleri de zorunlu olarak savunma mücadelesi içine girme ihtiyacı duyuyorlar. Eğer ki gerçekten ateşkes uygulansaydı ve çatışmasızlık bölgelerinde silahların susturulması konusunda anlaşmalara uyulsaydı bu onların işlerine gelirdi. Fakat ilginçtir ki normalde anlaşmaların garantörü olan işgalci Rusya jetlerle havadan roketler ve bombalar atarak saldırılar düzenlerken direnişçilerin basit savunma araçlarının arasına giren insansız hava araçları kullanmalarını kendince uluslararası alanda sorun yapmaya ve buna dayalı olarak kendini haklı çıkarmaya çalışıyor. Kendisi saldırılarından ve sivilleri katletmesinden dolayı hesap vermeye yanaşmazken kendisine karşı kullanılan insansız hava araçlarından dolayı başkalarının hesap vermesini istiyor. 

 

YORUM YAZ