Kerkük’ün el değiştirmesi

19 Ekim 2017 Perşembe

Kerkük, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY)’nin başkenti olan Erbil’in 83 km güneyinde Süleymaniye şehrinin ise batısındadır. IKBY oluşturulduğunda bu şehir önce Bağdat yönetimine bağlıydı. Daha sonra el değiştirdi ve Kürt Bölgesel Yönetimi’nin kontrolüne geçti. 

Kerkük iki yönüyle öne çıkmaktadır. Birincisi demografik yapısından dolayı sürekli hedef olması. Normalde burası Türkmenlerin yoğun olduğu bir bölgedir. Ancak Türkmenlere uygulanan baskılardan dolayı birçokları göçe zorlandı. Bir dönem Arap nüfus arttı. Sonra Kürt Bölgesel Yönetimi’nin kontrolüne geçmesinin ardından da demografik yapı yine kısmen değişti ve Kürt nüfus arttı. İkinci önemli özelliği ise zengin petrol yataklarına ve rafineriye sahip olmasıdır. Bu zengin kaynaklarına sahip olunması için de siyasi hesapların hedefi olmaktadır. 

IKBY’nin bağımsızlık referandumu yapması sınırlarla ilgili tartışmayı da beraberinde getirdi. Bu tartışmanın en önemli konularından biri de Kerkük’ün konumuydu. Erbil yönetimi referandumda Kerkük’te de sandıklar kurdu ve bu bölgede de insanların tercihlerini yapmalarını istedi. Bu uygulama referandum sonrasında bağımsızlık ilan edilmesi durumunda Kerkük’ün kurulacak Kürt devleti tarafında sayılacağı anlamına geliyordu. Ancak bu uygulama Bağdat yönetiminin tepkisine neden oldu ve IKBY’nin Kerkük’ten çekilmesini istedi. Barzani bu isteğe karşı durdu ve Kerkük’ten çekilmeyeceğini bildirdi. Fakat askerî operasyon karşısında bölgeye yerleştirilmiş Peşmerge güçlerinin herhangi bir direniş göstermemeleri üzerine şehir çok hızlı bir şekilde Bağdat yönetiminin gönderdiği askerlerin ve Haşdi Şa’bi militanlarının kontrolüne geçti. 

Peşmerge güçlerinin böyle direnişsiz bir şekilde şehri teslim etmelerinde yakın zamanda hayatını kaybeden Celal Talabani tarafından kurulmuş olan Kürdistan Yurtsever Birliği liderlerinin tutumunun etkili olduğu yorumları yapıldı. KYB liderleri bu konuda kendilerine yöneltilen suçlamaları kabul etmediler, ancak görünen durum onların siyasi tutumlarının ve kararlarının etkili olduğunu ortaya koyuyor. 

Bunun üzerine Kerkük yeniden el değiştirdi ve IŞİD’in bir Şii versiyonu olan Haşdi Şa’bi’nin silahlarının gölgesinde Bağdat yönetimine geçmiş oldu. 

Türkiye’de Barzani’nin 25 Eylül tarihinde gerçekleştirdiği referanduma tepkili olanların Kerkük’ün onun elinden alınmasına da sevinmeleri dikkat çekti. Ancak unutmamak gerekir ki Haşdi Şa’bi hareketi en az IŞİD kadar tehlikelidir ve Musul’da kontrolün bu örgütün eline geçmesi aşamasında ve sonrasında halk ciddi sıkıntılar yaşadı. Ayrıca Kerkük’te siyasi hakimiyetin el değiştirmesiyle birinci derecede kazanan taraf İran’dır. Bağdat hükümeti İran’ın bir uzaktan kumandalı hükümeti haline gelmiş durumdadır. İran’ın Irak’ta kazıklarını sağlamlaştırmasının Türkiye’nin bölgeyle ilgili çıkarlarının lehine olacağını düşünmek çok safdilce bir yaklaşım olur. 

Öte yandan bölgede gerginliğin tırmanması kimsenin yararına olmayacaktır. Irak’ta bütün ülke halkının çıkarlarını gözeten bir yönetimin oluşturulması için yapılacak çalışmalar bu ülkenin gerçek anlamda bir istikrara ve güvene kavuşmasına imkân sağlayacaktır. İran’ın ülkedeki hakimiyet alanını genişletmesi ise yeni sıkıntıların ve sorunların ortaya çıkmasına neden olacaktır. 

Haşdi Şa’bi militanlarının Kerkük’te kontrolü ele geçirmeleriyle birlikte buradaki Türkmenlerin rahata kavuşacaklarını, geleceklerini sağlama alacaklarını düşünmek de yersiz ve anlamsızdır. Her ne kadar Bağdat yönetimi tarafından bir destek güç olarak kullanılıyorsa da Haşdi Şa’bi’nin Suriye’deki Şebbiha çetelerinin bir benzeri olduğunu unutmamak gerekir. 

 

  • aliali1 ay önce
    tehlikeli olan birsey varsa oda mezhepcilik yapmaniz hasdi sabi ni icinde arap kurt ve turkmenler var ve bagimsiz irak istiyorlar turkiye ve irandan destek alarak kendi ayaklari uzerinde durmaya calisiyorlar ama sizin gibi gizli emperyalistlere israil bayragi icinizden belli etmedende olsa daha cok mutluluk verir biliyorum