Katar ve Türkiye’nin Afrika çıkarması

28 Aralık 2017 Perşembe

Suudi Arabistan’ın liderliğindeki dört Arap ülkesi Katar’a abluka uygulamaya başladıklarında bu ablukanın daha çok ülke tarafından uygulanmasını ve etkili olmasını sağlamak aynı zamanda kendilerinin kararlarının sadece kendi ülkelerinde kalmadığını geniş bir alanda kabul gördüğünü ortaya koyabilmek için Afrika ülkelerini sıkıştırmışlardı. Onların da Katar’a abluka uygulamalarını istiyorlardı. Hatta bu ablukaya Afrika’dan birçok ülkenin destek verdiğini iddia ederek yalan da uydurmuşlardı. Ancak söyledikleri gibi olmadı ve Suudi Arabistan’ın şantajlarından çekinen bazı ufak ülkeler dışında kimse ablukaya destek vermedi. Tıpkı BM Güvenlik Konseyi’nde veto edilen kararın BM Genel Kurulu’na getirilmesi sebebiyle Trump yönetiminin yaptığı şantajlardan elde ettiği sonuç gibi. ABD tabii küresel bir emperyalist güç olduğu için onun şantajları biraz daha geniş alanda etkili oldu ama dünya ülkelerinin büyük çoğunluğu da onun karşısında durarak Trump’ın şantajlarından korkmadıklarını ortaya koymaya çalıştılar. Bu, ABD’nin baskı gücünün artık ciddi şekilde zayıfladığını göstermesi açısından önemli bir gelişmeydi. 

Suudi Arabistan liderliğindeki dört ablukacı Arap ülkesinin şantajları ise çok daha dar alanda etkili oldu ve zaman içinde ablukaya destek verdiklerini söyleyen ülkelerin de birçoğu tutumlarını değiştirdi, Katar’la ekonomik ve siyasi ilişkilerini devam ettirdiler. 

Geçen Haziran ayında Suud rejimi tarafından sıkıştırılan bu Afrika ülkelerinden bazılarına Katar Emiri Temim bin Hamd Âl-i Halife geçtiğimiz günlerde ziyaretler düzenledi. Temim bin Hamd’ın bu ziyaretleri Senegal, Mali, Burkina Faso, Gine, Fildişi Sahili ve Gana’yı kapsıyordu. Bunların hepsi de Batı Afrika ülkelerinden olduğu için Temim bin Hamd’ın ziyaretleri tam anlamıyla bir Batı Afrika çıkarması niteliği taşıyordu. Katar Emiri ziyaretleri esnasında söz konusu ülkelerle ekonomik ve siyasi ilişkilerini güçlendirmek, yeni bağlantılar kurmak ve akitler gerçekleştirmek için görüşmeler yaptı. Yapılan yorumlarda Katar Emiri’nin ziyaretlerinin oldukça verimli ve faydalı geçtiği ifade edildi. Dolayısıyla ziyaretler Suud diktatörlüğünün Katar etrafında oluşturduğu abluka duvarını aşmak için önemli bir atak niteliği taşıyordu. 

Katar Emiri’nin söz konusu ziyaretinin hemen arkasından Cumhurbaşkanı Recep Tayyib Erdoğan’ın üç Afrika ülkesini yani Sudan, Çad ve Tunus’u kapsayan bir Afrika çıkarması oldu. Bu ziyaretler tabii ki çok daha önemli bir stratejik ataktı. Türkiye’nin bu ülkelerle ilişkilerini güçlendirmesi ve yeni bağlantılar kurması  Afrika’nın geneliyle ilişkilerini geliştirmesi açısından da önem taşımaktadır. 

Sudan, geçmiş dönemlerde Türkiye tarafından büyük ölçüde ihmal edilmişti. Ancak yaklaşık on beş yıldır bu ülkeyle ilişkilerin geliştirilmesi ve buraya yatırım yapılması için önemli adımlar atıldı. Sudan’ı ben 1989  yılında ilk kez ziyaret ettiğimde Türkiye’den bir tek kişiye rastlamamıştım. Ama birkaç yıl önce Uluslararası Kudüs Müessesesi’nin Hartum’da düzenlenen Genel Kurul toplantısına katılmak amacıyla ziyaret ettiğimde bu toplantıyı izlemek için gelen Türkiyeli birçok kişiyle görüştüm. Hepsi de Hartum’da iş kurmuş kişilerdi. Onlar beni Türkiyeli iş adamlarının işyerlerinin yoğun olduğu bölgeye götürdüler ve orada Türkiye’den giden  iş adamlarının kurduğu birçok iş yerine rastladım ki bunlar toplamın çok az bir kısmını oluşturuyordu. 

Batının kasıtlı olarak ihmal ettiği ve küresel emperyalizmin köşeye sıkıştırdığı Sudan’a Türkiye’nin el atması ve onunla ilişkileri geliştirmesi bu ülkeyi oldukça memnun etti. 

Ziyaretin Çad ve Tunus’la ilgili boyutunu ve genel olarak Afrika’yla ilişkilerin geliştirilmesi konusunu da inşallah müteakip yazımızda ele alacağız. 

 

  • AhsenAhsen21 gün önce
    DÜNYAYİİMPARATORLUKPENCERESİNDENGÖREMEYENLERE; "SEN ATANI TANIMIYORSUN"