THY-TR Çıkışlı % 10 İndirim

Gazze hastaneleri perişan

22 Aralık 2017 Cuma

Bugünlerde Kudüs davasıyla ilgili önemli gelişmeler yaşanıyor. BM’de olağanüstü toplantılar düzenlendi. ABD Başkanı Trump’ın Kudüs konusundaki haksız kararının etkisinin ortadan kaldırılması için önemli adımlar atılıyor. Ancak Trump’ın böyle bir zamanda böyle bir karar alabilmesinin arka planında da ihanetin önemli bir payının olduğunu gözden uzak tutmamalıyız. Bundan dolayı siyonist medyanın ABD’nin Kudüs’le ilgili kararının aslında onun Riyad ziyareti esnasında alındığı yönündeki haberleri dikkat çekicidir. 

Küresel emperyalizmin bir mafya çetesi olarak çalışan BAE’nin bu günlerde, Türkiye’ye yüklenmesinin ve saçma sapan iddialarla çarpıtmalar yapmasının arkasında da onun üstlenmiş olduğu ihanet rolünün önemli bir payı var. Türkiye’nin Kudüs konusundaki girişimleri ABD’yi rahatsız ettiği kadar onun Arap dünyasındaki mafya çetesi görevi gören BAE’yi de rahatsız etmektedir. 

ABD’nin Kudüs konusundaki kararına karşı İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT)’nın İstanbul’da düzenlediği Kudüs gündemli olağanüstü toplantıya Filistin Yönetimi’nin başkanı Mahmud Abbas da iştirak ederek gayet heyecanlı konuşma yapmıştı. Fakat uzlaşı hükümetinin Gazze’de yetkileri devralması konusunda 12 Ekim 2017 tarihinde Kahire’de anlaşma imzalandığı halde ve Gazze’deki hükümet kurumlarının da Rami Elhamdallah hükümetinin bütün yetkileri devralması için gereken şartları hazırlamalarına rağmen Abbas yönetimi bölgeye yönelik yaptırımlarını zerre kadar hafifletmiş değil. Hatta diyebiliriz ki Abbas yönetiminin bölgeye uyguladığı yaptırımların neden olduğu sonuçlar ve sıkıntılar işgal rejiminin sebep olduğu sıkıntılardan hiç geri kalmıyor. 

Son zamanlarda en önemli sıkıntılardan biri de Gazze’deki hastanelerde yaşanıyor. Birkaç günden beri bu bölgenin hastanelerinde hastalara yemek verilemiyor. Çünkü hastanelerin Ramallah’taki uzlaşı hükümetine devredilmesinden sonra bu hükümet buralara herhangi bir tahsisat yapmadı. Örneğin Şifa Hastanesi’nin yönetimi medyaya yaptığı açıklamada kendilerine tahsisat yapılması için Maliye Bakanlığı’na defalarca başvurularda bulunduklarını fakat hiçbir şey verilmediğini dolayısıyla hastalara yemek verilmesi için ayrılan paranın tamamen bittiğini, ellerinde bu iş için kullanabilecekleri hiç para kalmadığını dolayısıyla hastalara yemek veremediklerini dile getirdi. 

Abbas yönetimi bir yandan Gazze bölgesindeki hastaların dışarıda tedavi görmelerini zorlaştırmak için onların çıkış işlemlerini iyice ağırdan alıyor. Bir yandan da Gazze’nin içindeki hastanelerin bütün kaynaklarını keserek çalışmalarını engelliyor. Böylece Gazze bölgesini cezalandırmaya devam ediyor. 

Bilindiği üzere sosyal patlamalar bu tür baskılara, resmi şiddete ve icbara tepki olarak ortaya çıkar. Aslında Abbas yönetiminin Gazze’de yapmak istediği de bir sosyal patlamaya neden olmaktır. Siyonist işgal rejiminin yıllardan beri Gazze’ye uyguladığı ablukanın arka planında da bir sosyal patlamaya neden olma amacı vardı. Siyonistlerin bazı ileri gelenleri bu konudaki planlarını ve amaçlarını açığa vurdular. Ancak Gazze halkı Hamas yönetimiyle bütünleştiği ve asıl sorunun bu yönetimden kaynaklanmadığını bildiği için zorluklara katlanmayı tercih etti. Şimdi sorumluluk büyük ölçüde Abbas yönetimine geçmiş durumda. Ama o Gazze halkını cezalandırmaya devam ediyor. Sanki bu bölgeyi bir sosyal patlamaya doğru itme hedefi içinde hareket ediyormuş gibi bir tutum izliyor. İşte bu ihanetçi yönetimlerin Filistin ve Kudüs davasına verdiği zarar düşmanın verdiği zarardan büyüktür. 

 

 

YORUM YAZ