BMGK’nin Kudüs Kararı ve ABD Vetosu

21 Aralık 2017 Perşembe

BM’nin Filistin konusundaki tutumu siyonistlerin 1948’de ele geçirdikleri toprakların İsrail, 1967 Haziran savaşında ele geçirdikleri toprakların ise Filistin olarak tanımlanması üzerinedir. Kudüs’ün doğu kısmı da 1967’de işgal edilen topraklardan olduğundan BM kararlarında normalde işgal olarak tanımlanmakta ve siyonist işgal rejiminin bu kısmı “İsrail toprakları”na ilhak etmesi reddedilmektedir. Ayrıca BM’nin Kudüs’le ilgili 1980’de çıkardığı 478 sayılı Güvenlik Konseyi kararı var. Bu karar da Kudüs’ün doğu kısmının ilhakını reddetmekte ve işgal rejiminin Kudüs’ü başkent olarak ilan etmesini geçersiz saymaktadır. 

ABD Başkanı Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyan ve ABD’nin Tel Aviv büyükelçiliğinin Kudüs’e taşınmasına dair hazırlıkların başlatılması için talimatı verdiğine dair 6 Aralık 2017 tarihli açıklamasına karşı BM nezdinde girişimde bulunulması için Mısır tarafından yeni bir karar tasarısı Güvenlik Konseyi’nin onayına sunuldu. Tasarı Güvenlik Konseyi’nin 14 üyesi tarafından onaylandı. Fakat ABD’nin red oyu veto anlamına geldiği için karar reddedilmiş oldu. Zaten ABD’nin bu karar tasarısını kabul etmeyeceği ve onun tarafından veto edileceği önceden de tahmin ediliyordu. Buna rağmen yine de bir girişimde bulunuldu ve ABD dışındaki bütün Güvenlik Konseyi üyesi ülkelerin Trump’ın kararına karşı oldukları ortaya konmuş oldu. 

Fakat bu karar gerçekte 478 sayılı ve 1980 tarihli Güvenlik Konseyi kararına fazla bir şey katmıyordu. Zaten bu karar normalde BM’nin şimdiye kadar çıkarmış olduğu ilgili kararlarının uygulanmasının istenmesi yönünde bir metin içeriyordu. Bundan dolayı meselenin aslında BM’nin Kudüs’le ilgili bundan önce almış olduğu kararlarının uygulanmamasından, işgal rejiminin gerek Kudüs meselesine münhasır 478 sayılı BMGK kararına ve gerekse BM’nin Filistin’le ilgili diğer kararlarına gereği gibi uymamasından kaynaklandığı anlaşılıyor. Eğer ki işgal rejiminin izlediği tutumdan vazgeçmesi için yaptırım uygulamalarına başvurulsa Kudüs’ü dünya ülkelerine başkent olarak kabul ettirme konusundaki politikasından geri adım atmak zorunda kalacaktır ve o zaman Trump’ın kararının da bir geçerliliği kalmayacaktır. 

Trump’ın kararına karşı BM’de şimdi yeni bir atakta bulunuluyor. Başta Türkiye olmak üzere İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi bazı İslâm ülkelerinin talebiyle BM Genel Kurulu bugün Güvenlik Konseyi’nde veto edilen kararı görüşmek üzere bir olağanüstü toplantı gerçekleştiriyor. Genel Kurul’da teklifin kabul edilmesi kuvvetle muhtemel. Çünkü burada ABD’nin vetosu geçerli değil. Fakat Genel Kurul kararları da herhangi bir yaptırımı gerektirmiyor. Dolayısıyla tavsiye kararının ötesine geçemiyor. 

Buna rağmen ABD yönetimi, Kudüs konusundaki tutumuna karşı BM Genel Kurulu’nun herhangi bir adım atmasını engellemek için tehditçi bir tutum sergiledi. ABD’nin BM Büyükelçisi Nikki Haley, söz konusu kararın lehinde oy kullananan ülkeleri Trump’a rapor edeceği yönünde temsilcilere ayrı ayrı hatırlatmalarda bulundu. Böyle bir açıklama tabii ki tehdit anlamına geliyor. ABD’nin bu tutumu, uluslararası mekanizmada sadece askeri yönden değil siyasi yönden de terör estirdiğinin bir göstergesidir. 

Küresel emperyalizm ve onun himaye ettiği siyonist rejim Kudüs üzerindeki gayri meşru işgali sağlamlaştırmak için her alanda ciddi bir savaş veriyor. Onların bu savaşlarının İslâm dünyasında da Kudüs davası etrafında bir birlik ve dayanışmaya vesile olması gerekir. ABD ve İsrail’in Kudüs konusunda bu kadar cüretkâr olmasının sebebi İslâm dünyasında gerçek anlamda bir güç birliğinin olmamasıdır. 

 

YORUM YAZ