Belfur Deklarasyonu’nun 100. yılı

02 Kasım 2017 Perşembe

Avrupa’da siyonizm örgütlü bir yapı oluşturmasından sonra dünya yahudilerini bir yere toplamak için faaliyetler başlattı. Bunun için neresinin uygun olduğu konusunda muhtelif önerilerde bulunuldu. Ancak toplantılarda yahudilerin rahatlarına düşkün oldukları dile getirilerek onları teşvik etmekte kullanılacak bir unsur olmadığı sürece bir yerden bir yere göç etmelerinin sağlanamayacağı ifade edildi. Daha sonra teşvik konusunda dini unsurlardan yararlanmanın en isabetli yol olacağı, bunun gerçekleştirilebilmesi için de Filistin topraklarının seçilmesi gerektiği, çünkü yahudilerin geçmişte atalarının buralarda ikamet ettiği, aynı zamanda buralarda yahudi dinine göre kutsal bazı mekanlar olduğu vurgulandı. Böylece yurt olarak Filistin topraklarının seçilmesi kararlaştırıldı.

Siyonistler Filistin’den toprak temin edebilmek için önce Osmanlı devletine yanaşmak istediler. Ancak Sultan II. Abdülhamid’in onların bütün tekliflerini reddetmesi üzerine o zamanın en güçlü devleti haline gelmiş olan İngiltere’yle işbirliği içine girmek ve onun Filistin’i işgal ederek kendilerine teslim etmesini sağlamak istediler. İngiltere siyonistlerin bu taleplerini kabul etti ve işgali gerçekleştirmek için 1917’de fiili hareketi başlattı. Bugün yayınlanışının yüzüncü yıl dönümü olan Belfur Deklarasyonu ise bu işgalin amacının yahudilerin bu topraklara yerleştirilmesi ve onların burada bir devlet kurmalarına imkân sağlanması olduğunu açıkça ortaya koymuştur. 

İngiltere’nin Siyonist hareketle işbirliğini en açık bir şekilde ortaya koyması Belfur Deklarasyonu’nu yayınlamasıyla gerçekleşmiştir. Zamanın İngiliz Dışişleri bakanı Arthur James Balfour’dan adını alan deklarasyonda şöyle deniyordu: “Haşmetli İngiliz kraliyet hükümeti, Filistin’de Yahudi halkı için milli bir devlet kurulmasını memnuniyetle karşılıyor. Bu gayeye ulaşmayı kolaylaştırmak için en değerli mesailerini harcayacaktır. Şurası açıkça bilinmelidir ki haşmetli kral, Filistin’de bulunan Yahudiler dışındaki milletlerin dini ve medeni haklarına zarar verecek veya Yahudilerin başka herhangi bir ülkede elde ettikleri haklarını ve siyasi nüfuzlarını zedeleyecek hiçbir şey yapmayacaktır.” 

2 Kasım 1917’de bu deklarasyonun yayınlanmasıyla birlikte Filistin’de uluslar arası bir yönetim oluşturulmasıyla neyin amaçlandığı herhangi bir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde açığa çıkmıştır.

Deklarasyon Filistin’in işgali için başlatılan hareketin gerçekte neyi amaçladığını ilan ediyordu. Deklarasyonun yayınlanmasından sonra Filistin’in işgali için faaliyetler hızlandırıldı ve General Allenby komutasındaki İngiliz işgal kuvvetleri 9 Aralık 1917’de Kudüs’e girdi. 

İngilizlerin bu toprakları işgal etmesi öncesinde yahudilerin Filistin’de edindikleri mülk miktarı çok azdır. Onun da dört yüz yıl öncesine kadar uzanan bir geçmişi vardır. Yani Filistinliler kesinlikle topraklarını yahudilere satmamış bilakis ümmet adına bu toprakların bekçisi olmak için mücadele etmişlerdir. 

Fakat İngiliz işgal güçleri yahudilerin bu topraklardan mülk edinmelerini kolaylaştırmak için çeşitli baskı uygulamalarına başvurdular. Örneğin çok ağır arazi vergileri koydu, bu vergileri ödeyemeyenlerin arazilerini gasp etti ve sembolik fiyatlarla yahudilere sattılar. Yahudilerin Filistin’e göç etmelerini teşvik için bütün araçları kullandılar. 

Bugün Filistin topraklarında bir siyonist işgal devletinin kurulmasının altyapısını ve zeminini İngiliz işgali sağlamıştır. Bu da Filistinlilerin arazilerinin gayri meşru yollarla gasp edilmesi suretiyle oldu. Dolayısıyla siyonist işgal gayri meşrudur ve asla meşruiyet kazanamayacaktır. 

 

  • CelalCelal15 gün önce
    Arthur James Balfour bu itin adı Belfour ise deklarasyonun adı de Balfour olmalıdır galiba.