Ahmed Şefik ve BAE kapanı

02 Aralık 2017 Cumartesi

Tam adı Ahmed Muhammed Şefik Zeki olan bu kişi 1941 doğumlu yani 76 yaşındadır. Ordudan emekli ve general rütbeli Şefik 1996-2002 arasında Mısır’ın Hava Kuvvetleri Komutanlığını yaptı. Ardından dokuz yıl süreyle Sivil Havacılık Bakanlığı görevinde bulundu. Hüsni Mübarek başkanlığı bırakırken başbakanlığa onu geçirdi. Fakat 29 Ocak 2011’de başladığı bu görevine 3 Mart 2011’de son vermek zorunda kaldı. Yani sadece 33 gün başbakanlıkta kaldı. Bütün bu görevlerine bakıldığında eski dikta rejiminin kilit adamlarından olduğu anlaşılır.

Her şeyden önce Ahmed Şefik’in başbakanlığı dönemi çalkantıların ve diktanın sivil ayaklanmaya, meşru gösterilere karşı resmi şiddetinin devam ettiği dönemdi. Bu yüzden Şefik aleyhine başbakanlığı döneminde işlenen suçlardan dolayı dava açıldı. Fakat dava sonuçlandırılmadığı gibi hakkında yapılan tahkikatın sonuçları da açıklanmadı. Dava sürerken ve başbakanlığı döneminde devletin silahlı güçleri ve istihbaratı tarafından işlenen cinayetlerde onun sorumluluğunu ortaya çıkaran tahkikat sonuçlarının açıklanmadığı sırada suçlamalar sadece şüpheden ibaret kaldığı ve mahkûmiyet niteliği taşımadığı için cumhurbaşkanlığına aday olmasının önü de kapatılmamış oluyordu. Eğer dava sonuçlansaydı veya en azından yapılan tahkikattan çıkan sonuçların gün yüzüne çıkarılması suretiyle yapılan suçlamaları teyit eden ve bu konuda güçlü kanaat oluşmasını sağlayan dayanaklar yargıya aktarılsaydı 2012’de cumhurbaşkanlığı adaylığının önü de kapanmış olacaktı.

Bu durumdan yararlanan Ahmed Şefik 2012 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Muhammed Mursi’ye rakip oldu. Eski rejimin kalıntıları onun kazanması için yoğun çaba harcadılar. Fakat onların bütün çabalarına, Kıptî kesimin de büyük desteğine rağmen Şefik seçimleri kaybetti. Seçimleri kaybetmesinden sonra hakkındaki eski dosyaların ve suçlamaların yeniden yargıya sevk edileceğini düşünerek ülkeyi terk etti ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne gitti. Orada Dubai’ye yerleşerek Muhammed Mursi’ye karşı başlatılan Baltacı fitnesinin finanse edilmesi ve yönlendirilmesi için bir merkez oluşturdu. Dubai Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Dahi Halfan’ın açıklamaları onun böyle bir merkezi yönettiğini açığa çıkarıyordu. 

Sisi cuntasının alt yapısını hazırlayan gelişme işte bu Baltacı fitnesi olmuştur. Yani Mısır’daki cunta lideri General Abdulfettah Sisi’nin darbe yapması için şartların hazırlanmasında Ahmed Şefik’in ve onun arkasında duran BAE’nin önemli rolü olmuştur. 

Şimdi Ahmed Şefik ülkesine dönerek 2018 seçimlerinde cumhurbaşkanlığına aday olmak istiyor. Dolayısıyla diktatör Sisi’nin yeniden aday olması durumunda onun rakibi olmak istediği anlaşılıyor. Şefik adaylık isteğini dile getirmesinden sonra yaptığı açıklamada BAE’nin kendisine seyahat izni vermediğini iddia etti. Bu iddiası, kuyruğunu BAE kapanına kaptırdığını ve oradan kurtarmakta zorluk çektiğini itiraf etmesi anlamına geliyordu. Ancak BAE iddiayı yalanladı ve Şefik’in istediği yere gidebileceğini söyledi. Bununla birlikte onun Sisi’ye rakip olmasından da memnun kalmayacağı sergilenen tavırdan anlaşılıyordu. 

Bütün bu gelişmeler bu adamların hepsinin çıkarcı olduğunu, kurdukları ilişkilerin tamamını da çıkar hesaplarına dayandırdıklarını göstermesi açısından ibret vericidir. Şefik, Sisi darbesinin şartlarını hazırlamak için BAE ile işbirliği yaparak önemli çabalar harcamıştı. Şimdi cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmak istiyor ve bu yüzden eski dostlarıyla hesaplarının karıştığı anlaşılıyor. Bakalım aday olmasına fırsat verilecek mi? Verilse de Sisi cuntasının hüküm sürdüğü bir ortamda dürüst bir seçim yapılabilecek mi? 

 

  • İhsan Hocaİhsan Hoca1 ay önce
    Yeni Akit Gazetesi’nin Sayın Yazarları; yardımcı doçentlerin uğradıkları yabancı dilin baraj yapılma adaletsizliğini günlerce sizlere yazdım; üstelik bıktırasıya yazdım; üstelik yazılarınıza yorum yapmadan direşken bir tavırla sadece kendi konumu işledim; siz değerli yazarlar, bıkmadan, usanmadan, yüksünmeden, erinmeden aynı temalı yorumlarımı değerli sayfalarınıza taşıdınız; Allah hepinizi var etsin, her türlü kazadan beladan korusun. Ne var ki, Sayın Cumhurbaşkanının bile, 26 Temmuz 2017’de, yardımcı doçentlerle ilgili söylediği haklı sözlerinin görmezlikten gelindiği, ademe havale edildiği bir vasatta, benim gibi sıradan bir kişinin “…BAŞTA YABANCI DİL OLMAK ÜZERE HİÇBİR ALAN KUTSANMAMALI, HİÇBİR ALAN BARAJ YAPILMAMALI, HER ALANA DEĞER VERİLMELİ, HER ALANA PUAN VERİLMELİ, TOPLAM EŞİT PUANI YAKALAYAN HERKES DOÇENT VE PROFESÖR YAPILMALI…” biçimindeki Hz. Ömer’in adaletini andıran bir talebinin dikkate alınabileceği beklentisine, hatta umsunukluğuna düşülmemeliydi. Ne yazık ki, bu beklentiye düştüm. Hile hurdayla İngilizceden 65 puan alıp, hayatı boyunca 65 kitap bile okumamış olan binlerce insanın doçent, profesör yapıldığı bir ülkede; yabancı dilden aldığımız 55 puanını 65 puana çıkaramadığımız için, 5-10 yabancı dil puanı eksikliğimizden dolayı, yazdığımız onlarca makale ve onlarca baskı yapan kitaplarımıza rağmen, 20-30 yıllık öğretim elemanı hayatımızda mezun ettiğimiz 10 binlerce öğrencimize rağmen; 5-10 yabancı dil puanı eksikliğinden dolayı geri zekalı damgası yiyerek, yardımcı doçentlikten 3600 göstergeyle emekliye mahkum edilme eşiğine gitirildik. İşin fezlekesini arz edeyim: Artık size yardımcı doçentlik mağduriyetiyle ilgili yazı yazıp, bu haklı talebimi dillendirmeyeceğim. Sayın Cumhurbaşkanının haklı emrini duymazlıktan gelen bir yapı, benim gibi boydak bir insanın haklı talebini dinler mi? Dinlemez! Ama, siz, Yeni Akit Gazetesi’nin Sayın Yazarları beni dinlediniz ve günlerce aynı minval üzere olan bıktırıcı ama haklı taleplerimi değerli sayfalarınıza taşıdınız. Bin kere sağolun, varolun. Yaşamla aranıza bir engelin girmemesini diliyorum. Hoşça kalın.