ABD’nin Kudüs’e komplosu (2)

09 Aralık 2017 Cumartesi

Bugün yani 9 Aralık Kudüs’ün İngiliz işgal güçleri tarafından işgal edilmesinin yüzüncü yıl dönümü. General Allenby komutasındaki İngiliz birlikleri 9 Aralık 1917 tarihinde Kudüs’e girmişlerdi. O zaman Filistin’in ve bu arada Kudüs’ün İngiliz işgal güçleri tarafından işgal edilmesinin amacı uluslararası siyonizmin bu topraklarda yahudiler için bir devlet kurmasına imkan vermekti. Bu husus Balfour deklarasyonunda dile getirilmişti. Bu deklarasyonun yayınlanmasının yüzüncü yıldönümü münasebetiyle yazdığımız yazıda İngiliz işgalcilerin niyet ve amaçları hakkında bilgi vermiştik. 

İngilizlerin Kudüs’ü siyonistler için işgal etmelerinin yüzüncü yıl dönümünden üç gün önce ABD Başkanı Donald Trump, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdıklarına ve İsrail’deki büyükelçiliklerinin Tel Aviv’den Kudüs’e taşınması için gerekli hazırlıkların yapılması üzere talimat verdiğine dair açıklamayı yaptı. Kudüs’ün ve diğer Filistin topraklarının işgalinin amacı siyonistlerin burada bir devlet kurmalarını sağlamaktı. Küresel emperyalizmin desteğiyle siyonistler burada devlet kurdular. Bugün de Kudüs’ü bu devletin başkenti olarak tanıdıklarını ilan etmelerinin amacı onun orada kazıklarını sağlamlaştırmasına yardımcı olmaktır. 

Siyonist işgal rejimi işgal altındaki Kudüs’te uzun bir süredir yoğun bir şekilde yahudileştirme faaliyeti yürütüyor. Mescidi Aksa’nın çevresinde yahudi mahalleleri ve büyük havralar inşa ediyor. Doğu Kudüs’ün çevresine büyük yahudi siteleri kuruldu ve böylece Filistinlilerin yaşadığı bölgeler bu siteler tarafından kuşatmaya alındı. ABD’nin Kudüs’ü işgal rejiminin başkenti olarak ilan etmesinin amacı da bu yahudileştirme faaliyetlerini onaylamak, desteklemek ve hızlandırılarak sürdürülmesinin önünü açmaktır. Yani hadise sadece işgal devletinin başkentini değiştirme kararını onaylamak değil aynı zamanda Kudüs’ten İslâm’ın izlerini ve Filistinli varlığını silme amacıyla yürütülen faaliyetlere destek vermektir. 

Bunun yanı sıra işgal rejimi Kudüs’ün doğu kesimini işgal etmesinden sonra batı ile doğu kısmını birleştirerek “Birleşik Kudüs” şeklinde topraklarına ilhak ettiğini açıkladı. Siyonist işgal rejimi bu şehrin başkent olduğunu iddia ederken “Birleşik Kudüs” şeklinde başkenti olduğunu ileri sürüyor. Ancak BM kararları siyonist yönetimin Doğu Kudüs üzerindeki hâkimiyetini işgal olarak tanımlıyor. Dolayısıyla işgal rejiminin Kudüs’ü başkent ilan etme kararının tanınması dolaylı bir şekilde Doğu Kudüs üzerindeki İsrail hâkimiyetini işgal olarak tanımlayan BM kararlarının yok sayılması ve siyonist rejimin ilhak kararının kabul edilmesi anlamına gelir. ABD’nin yapmak istediği de budur. Böyle bir adım atılması ise ileride masa başı görüşmelerde Kudüs’le ilgili tüm pazarlıklarının önünün kapatılmasını amaçlar ve Trump da bunu yapmaya çalışıyor. Siyonist işgal rejimi bu konuda ABD’nin verdiği destekten güç alarak Kudüs’ün tamamının kendisine ait olduğunu ve bu şehrin hiçbir parçası üzerinde pazarlığı kabul etmeyeceğini söyleyecektir. 

Buna dikkat çekmemiz siyonist işgal rejimiyle yapılan pazarlıkları onayladığımız anlamına alınmasın. Biz Filistin’in tümü üzerindeki siyonist hakimiyeti işgal olarak tanımlıyor ve reddediyoruz. Ancak ABD’nin attığı adımın stratejik boyutu hakkında bilgi vermek amacıyla bu noktaya dikkat çekmek istedik. 

ABD, Kudüs’le ilgili siyonist politikayı desteklemek amacıyla hazırladığı planı uygulamaya geçirme konusunda ilk adımını attı, ikinci adımını yani büyükelçiliğin nakli işlemini zamana bıraktı. Böyle yapmasının amacı gelecek tepkilere bakmaktır. Dolayısıyla gösterilecek tepkiler ve sergilenecek tavırlar ikinci adımını atmasını engelleme açısından etkili olacaktır. Bu yüzden Kudüs davası için yapılacak faaliyetleri basite almamak, mutlaka destek vermek gerekir. Kudüs’e sahip çıkma sorumluluğunun sadece Filistinlilere değil tüm İslâm âlemine ait olduğunu da unutmamalıyız. 

 

  • MustafaMustafa1 ay önce
    Vallahi ben savaşmaya hazırım