THY- Euroleague

Sporun ‘modernlik’ maskesi ve bayan güreşi…

29 Aralık 2017 Cuma

Bugünlerde sıkça isimleri dillendirilen kelimeler; Güreş, bayanlar ve spor. Neden? Sadece ‘Bayan Güreşinin’ tarihsel sürecine bakmanız, önemli ipucu olacaktır. Ülke olarak, güreş (erkekler) branşında uluslararası spor organizasyonlarında ki başarı, birilerini harekete geçirdi. Bu ‘pastadan’ nasıl bir pay çıkarılır diye! Tabii batının en önemli kozu, maddi/ekonomik veya manevi/inanç konusunda, toplumu nasıl ‘erozyona’ uğratırım yönünde, kurnaz ve sinsice çalışmaları. Bunun en kestirme yolu ise, ülke nüfusunun sahip olduğu yaş (genç/yaşlı) konusunda strateji/yöntem üretmek. Geleneksel sporlar (okçuluk, aba güreşi, mas güreşi gibi) ve geleneksel oyunlar (mangala, misket, halat, kabak çember, topaç gibi) yok etme (tamamen tarihi bağı koparma) gayesi ile modern sporların başlangıcı olan 1900’lu yılların başından tam 80-90 yıl sonra ortaya konan ve bugün hız kesmeden uygulanan bir proje, bayan güreşi. Geleneksel sporlarımız unutuldu tamam (bunun nedenleri ayrıca sorgulanmalı), sormak istiyorum; Bayanların yapacağı bir başka bir branş yok mu? Var tabii onlarca. Öyle ise bayanların ‘güreştirilmemesi’ konusunda ısrarcılığımızdan vaz mı geçeceğiz? Eğer toplumun değerleri, gözümüzün önünde ‘bir bir’ yok ediliyorsa, vazgeçmek mümkün değil. Çünkü, Türkiye eski Türkiye olmadığı gibi, Dünya 5’ten büyüktür…

Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, vefatının 80’inci yılında dualarla ‘yad’ edildi. Yeni asımlar için geride bıraktığı en önemli hatıra, bağımsızlığın nişanesi İstiklal Marşımız. Şairimizin Müslüman Türk milletine armağan ettiği ve ‘Korkma Sönmez bu şafaklarda yüzen Alsancak’ dizeleriyle başlayan İstiklal Marşımızda yer alan ‘Ruhumun senden ilahî, şudur ancak emeli; Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli. Bu ezanlar, ki şehadetleri dinin temeli, Ebedî, yurdumun üstünde benim inlemeli…’ dörtlüğünde belirtildiği gibi. Üstad Akif ‘Değmesin mabedimin göğsüne namert eli…’ derken, bugün akla ne geliyor, sizce? Bugün ‘çağdaş, laik’ denen kelimelerin içi ne ile dolduruluyor. Bayan güreşini konu aldığımızda, ‘Dinci gazetenin, dinci yazarı…’ şeklinde oda tv başta olmak üzere bir çok internet sitesinin şahsımızı hedef göstermesi (onlar kendilerini açtıkları ‘Lüt kavminin çocuklarıyız’ türü pankartlarla deşifre ediyor), ‘çağdaş/laik’ geçinen düşüncenin,dahası hangi anlayışın yansıması olduğunu görmekteyiz. Bu bağlamada, bayanı güreştirmekle de,  kimin değirmenine su taşındığını anlaşılsın artık!...

Antrenörü ‘Güreş yapan bayan, evlendikten sonra bırakıyor…’ ve ‘Bayanlarımız erkek partner bulmadığımız için başarısız’, Diyanet İşleri Başkanlığı ‘Alo-190’ dini danışma hattı ‘uygun değildir!’ diyor ise, sözde Dünya Şampiyonası adı altında ‘Bayanlar plajda güreştiriyor…’ ise, Milli Takıma seçilen sporcu yaşı 12’lere kadar düşüyor ise, tüm bu ‘rezalet’ sürecine kim ‘dur’ diyecek? Halen bayanlar güreşsin, güreşmesin’ tartışmasını mı yaşayacağız? Bakın, bugün İslam Coğrafyasında neler oluyor. Siyonist anlayışın ‘Kudüs’ üzerindeki açıklaması, Filistin gerçeğine daha ehemmiyetli yaklaşmamıza neden oldu. İllaki başımıza bir ‘musibet’ gelmesini mi bekleyeceğiz. Bir başka örnekle mi? Cumhuriyet Gazetesinin 1930 yılında gerçekleştirdiği ‘Türkiye Güzel Bacak Yarışması’, 1932 yılında Keriman Halis’in Dünya Güzellik yarışmasında birinci seçilmesinin ardından, Jüri başkanın ‘ Hıristiyan zaferini kutluyoruz. Türk güzeli Keriman, mayo ile aramızda, onu kraliçe seçeceğiz…’ ifadelerinin tarihte yer aldığını Dr. Ahmet Anapalı kardeşimizin yazılarından öğreniyoruz. Evet, madem ülke olarak sporun yöneten ve yönlendiren (en üst makamından, en alt makama kadar)  bayanların güreşmesine karşı iseler, neden açıklama yapmaz, bu rezalete ‘dur’ demezler? Şu mübarek Cuma günü iddialı söylüyorum; ‘Sessiz kalışınız, hem vallahi, hem tallahi, hesap gününde sizi kurtarmaz. Ne diyelim; ‘Şahid Ol Ya Rabbi!...’

Değerli büyüğümüz Ali Karahanoğlu, dünkü ‘Beden Eğitimi dersi artık masaya yatırılmalı…’  başlıklı yazısıyla, bugünlerde gündemi meşgul eden ‘Beden eğitimi dersinde kız çocuklarına taciz’ konusuna açıklık getiriyor. Tabii ki problem var ise tespit edilip, neşter vurulmalı. Nasıl mı? Çözüm, sorunun kendi içinde mevcut. Modern spor, çağdaşlık… adı altında ‘rezaletlere’ dur deyin, taciz, sarkıntılık, sapıklık v.s. toplumun değerlerine ters düşen ne varsa, kökünü kurutursunuz. Sahi, şu imtihan dünyasında ne geldiyse başımıza yaptıklarımızdan gelmedi mi?..

 

YORUM YAZ