Spor müdürünün odasındaki Kur’an harfleri...

20 Ekim 2017 Cuma

Söze nasıl başlarsak özünü de o denli inmiş oluruz, düşüncesindeyiz. Spor konusu kimine göre egzersiz, kimine göre eğlence, kimine göre derece, kimine göre ise propaganda, kimine göre de linç aracı... Ayrıntılı liste uzayıp gidiyor. Duraksama bölümünde ise, hayatın gerçekleri var. Nasıl yani? Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V.), yaratılmışların en hayırlısı insanı, felakete uğramaması için yaşadığı hayata dikkat etmesi hususunda uyarıyor. “Nasıl yaşarsanız öyle ölür ve nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz.” Anlamak ve ders çıkarma konusu ‘işimize’ geldiği biçimde olduğunda, yanlışı ‘yanlışla’ düzeltme gayret ve çabası boşa çıkmakla kalıyor. Bu durum bize Cum’a süresi 5. Ayeti hatırlatıyor; ‘Kendilerine Tevrat öğretildiği halde, onun gereğini yapmayanların durumu, sırtına kitap yüklenmiş merkebin durumu gibidir. Allah’ın ayetlerini yalanlayan kimselerin durumu ne kötüdür! Allah zalimleri doğru yola eriştirmez.’ Bu duruma hayatımızın her aşamasında şahit olmak mümkün. Sadece bir örnek mi?..

CEMİL BOZ’UN KUTLU YOLCULUĞU...

İstanbul, Peygamberimizin hadisine nail olmuş bir şehir. İstanbul,  medeniyetlere ev sahipliği yapma şerefine ulaşmış, kutlu bir mekân. Üstadın ‘Canım İstanbul’ isimli şiirindeki mısralarında değindiği gibi ‘Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar; Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...’ Böyle bir şehrin gençliği ve sporunu yönetmek herkese kısmet olmaz. İşte o kısmete erişen Cemil Boz kardeşimize Cenab-ı Allah’tan başarılar dileriz. Cemil kardeşimizi, bizlerin de aynı sıralardan geçtiği Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulundaki öğrenci yıllarından bu yana tanırım. Şu andaki görev yeri olan İstanbul Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğünde 2006-2007 yıllarında birlikte çalışma imkânımız oldu. 10 yıla aşkın bir süredir bu kurumun değişik kademlerinde bulundu. Sayın Cumhurbaşkanımızın tabiriyle, ‘çıraklık’ ve ‘kalfalık’ dönemlerini geride bırakmış, İstanbul’a hizmet etme şerefi ‘ustalık’ dönemine denk gelmiş. Cemil Boz kardeşimize layık görülen ve onun üstlendiği bu ‘kutlu’ görev bir tesadüf olmaz. Tamamen, Boz’un gayreti ve Allah’ın (cc) bir lütfu olsa gerek. Amelin niyetin kaynağını oluşturduğu gerçeğiyle baktığımızda, süreçte başarılı olacağı gerçeğinden ‘zerre’ kadar endişe ve tereddüt taşımak gibi bir durum söz konusu olamaz. Sizde onu tanısanız eminim değindiğimizin hususların abartı değil, eksik bile kaldığını anlardınız...

‘VAV’ VE ‘ELİF’TEN 

BİHABER CAHİLLER...

İstanbul’un genç ve başarıya namzet müdürünün makam odasını süsleyen tablo ve yazılar oldukça dikkat çekici. Anlamını bilmeyenlerin gözüne batarcasına mana ve içtenlik dolu. Birileri gibi cahilliğimize yenik düşüp, kendimizi ve okuyucumuzu cehalete kurban etmemek için Sayın Boz’un makam adasında yer alan tablolarda ağırlıklı olarak yer alan ‘Vav’ ve ‘Elif’ harflerinin ne manaya geldiğini araştırma gereği duyduk. Yazar Emin Doğan’ın ‘Elif gibi doğru ve dik, Vav gibi mütevazı olmak...’ başlıklı değer taşıyan köşe yazısını sizlerle paylaşma gereği duyduk. Yazı ‘Anne karnındaki bir insan sureti ya da secdeye varmış, acizlik makamında bir kul silüeti: Vav... Çileyle yoğrulmuş bir kulun edeple eğilişi, alnını seccadeye sabitleyişi, sıfır olup sonsuzluğa uzanışı...’ şeklinde başlıyor, ‘...Ya Elif, Kur’an alfabesinin ilk harfidir o... Elif doğruluğun dünya ise eğriliğin sembolüdür... Elif gibi olacaksan dünyaya çok meyletmeyeceksin demektir bu...’ şeklinde devam eden yazı ‘...Bu iki harfin derin anlamları bize hayatta hangi konumda, nerde olursak olalım doğru ve mütevazı olmamız gerektiğini hatırlatıyor....Yani insan Elif gibi doğru ve dik, Vav gibi mütevazı olmalı...’ şeklinde sona eriyor... Tüm bunların yanında, yazıda yer alan Osmanlı Devletinin en büyük hat sanatı ustası Hafız Osman’ın bir fırtınalı günde kayıkla Üsküdar’dan Beşiktaş’a geçiş hikâyesini, değerli yazarın ‘Pusula İstanbul’ internet sitesinde yer alan yazısından okumayı, siz değerli okuyucularımıza bırakalım. Bu sayede, milenyum dedikleri yılda ‘elif’ ve ‘vav’ın ne manaya geldiğini bilmeyen ve ‘laiklik’ elden gidiyor yaygaraları koparan ‘kara’ cahillerle bir gün karşılaşırsanız, onlara da anlatırsınız. 

 

  • Uhud yolcusuUhud yolcusu1 ay önce
    Bu kemalistlerin“laiklik elden gidiyor” söylemleri artık çok klasikleşti veeskidi. Kendileri her türlü gayri ahlaki işlere bulaşırlar ama karşılarında düzgün ve ahlaklı insanların herhangi bir yerde makam-mevki sahibi olmalarına dayanamaz, hemen laiklik elden gidiyor naraları atarlar. Atalarımızın da dedigi gibi “it ürür Kervan yürür “ vesselam