Futbolda farkındalığın ismi; Damlaspor

19 Ocak 2018 Cuma

Ülke futbolunun içine düştüğü çıkmaz ‘Avrupa futbolunun en borçlu üçüncü ülkesi’ açıklamasıyla bir kez daha tescillendi. Bir o kadar, yabancı futbolcu konusunda bacasız ‘fabrika’ durumuna geçtiği bir döneme, haklı olarak herkes bir yorum getiriyor. Ortada bir problem var ama, taşı kuyudan çıkarmak için çabası olan da yok. Sonuç getirmeyen arayış ve düşüncenin üstesinden gelinmesi, sürece açıklık getirecek ‘örneklerin’ dikkate alınmasıyla mümkün. İşte onlardan biri Damlaspor. Öyle ki, 23 yıllık kulübün Kurucu Başkanı Ali Hışıroğlu İstanbul Üniversitesi Edebiyat mezunu. Ali Ağabeyimiz ile gerçekleştirdiğimiz ve bizlerde hoş bir seda bırakan söyleşimizi, bugün siz değerli okuyucumuzla paylaşmak istedik. Dileriz, şu mübarek Cuma günü, taşla birlikte ‘futbolumuzu’ da kuyuya düşürenlere ders olur; 

“1994 yılında yola çıktığımızda gayet masum bir dilekle hareket ettik. Amacımız, çevremizdeki gençlere hizmet etmek, onların elinden tutmaktı. Zaman içerisinde Damlaspor gençlik hareketi öyle bir hal aldı ki, şu anda 600’ü aşkın öğrencisine sahip ve birçok profesyonel ve milli sporcu yetiştirdik. Zeytinburnu ilçesinde yer alan Damlaspor, bir amatör spor kulübü maksadını taşımakla birlikte, çok daha kucaklayıcı, çok daha geniş konum, misyon ve vizyona sahip…

FUTBOL, EDEBİYAT VE ŞİİRDEN FARKLI DEĞİL 

“Futbol bende çocukluktan bugüne bir meraktı. Bunun ötesinde şiir, hikâye, roman gibi edebiyatın bütün dalları ayrıca benim ilgi alanım içindeydi. Futbolu edebiyat ve şiirden farklı görmüyorum. Çok meşhur tabiriyle, bir temaşa sanatıdır. Biz bunu bizzat yaşamaya çalışan insanlarız. Futbolu, şiir ve sanat ile birleştiren bir zihniyete sahibiz. Sanat sanat için olmalı ki, toplum içinde olabilsin, rahmetli Üstad Necip Fazıl’ın tespiti. Futbola araç olacaksa, önce bir futbol olmalı. O niteliği, keyfiyeti kazanmalı ki topluma faydalı olsun. Önce spor veya futbol kendi içinde olgunlaşmalı, olması gereken yanları ve yönleriyle kâmil olmalı ki, faydalı olsun. Yoksa diğer türlü daha çok, kervanın gölgesinde giden (afedersiniz) it de, kendini kervandan sanırmış. Onun gibi, toplumun gölgesinde yürüyen bir sürü, faydalı olduğunu söyleyen şahıs ve kurumlar var. Ama faydalı değil, bizzat zarar verdiklerini müşahede ediyoruz. Futbol son derece etkili sanat dalı. Çocukların ve gençlerin sevdası. Futbol felsefesini ortaya koymak gerek. Doğru düşünce olmadan, doğru faaliyet de olmaz. Futbolla ilgili doğru düşüncenin analizi ortaya koyulması lazım. Yoksa kısmi, birtakım atılım ve projeler meydana gelir ki, zaman içinde birbirleriyle çelişir. Çalışmaların belli bir ana gayeye bağlanması lazım. Üstad Necip Fazıl’ın buyurduğu gibi ‘Bütün dalların birleştiği kök’. Sanat, edebiyat, iktisat, ekonomi, aklımıza gelecek bütün toplumsal dalların birleştiği bir kök olması gerekiyor. Halk için, toplum için dediğimiz, metafizik dediğimiz ötelere, ahiret duygusuna dayanan, düşüncesine dayanan faaliyet içindeyiz… 

DAMLASPOR SADECE 

BİR SPOR KULÜBÜ DEĞİL…

“Kulübümüz halk benzetmesiyle mahkeme duvarı gibi olmadı. Bir aile ortamı gibi spor, futbol, aktüel meselelerin konuşulduğu, şiirlerin okunduğu, hikayelerin ve romanların okunup tartışıldığı bir ortamımız var. Çocuk ve gençleri sadece futbol eğitiminden ibaret bırakmak istemedik. Onlara okuma alışkanlığı kazandırmak istiyoruz. Bunu yapmaz isek gençleri o kötü alışkanlıklarından kurtuluşuna vesile olamayacağımız düşüncesindeyiz. Bu bakımdan Damlaspor, spor kulübünün yanında bir eğitim kurumudur. Kulübümüz, Süper Lig, Birinci Lig’de oynayan yüzlerce profesyonel futbolcular yetiştirerek, başarısın ispatlayan bir kulüptür. Adı her ne kadar amatör olsa da uğraşı, vizyon ve misyon olarak profesyonel olduğumuzu söyleyebiliriz. Gururlanmak gibi olmasın ama, emeğimizin karşılığıdır. Her açıdan iyiye, mükemmelliğe doğru gitmeye çalışıyoruz. ‘Amatör Ruh, Profesyonel Zihniyet ve Tabii ki Ahlak’… Ahlak, özellikle var. Damlaspor’un varlık sebebi. Bu yüzden kuruldu Damlaspor. Gençlere, sportif ve ahlaki manada eğitmek ve kazanmak. Bu memleketin, bu coğrafyanın, bu kültürün birer üyesi olarak yetişmelerini sağlamak. Derdimiz bu. 23 yılda gelip soran olmadı; ‘Bu arabaya 10 lira benzin koyup, 20 liralık yol nasıl alıyorsunuz?’ diye. İsterdim üniversitelerden gelsin sorsunlar, ama olmadı…”

 

Günün Özeti

YORUM YAZ

    Günün Özeti