Sadist paylaşımcıların iç dünyasına yolculuk

18 Mayıs 2017 Perşembe

Mogadişu havaalanında oturmuş bir şeyler yazarken benimle İngilizce muhabbet etmeye başlayan ve isminin Allegro Yuhan olduğunu söyleyen o garip kıyafetli adam “Yazmak hayvani bir güdü” demişti. Ve devamında “fakat bunu her yazar için değil başka yazarlar için söylüyorum iyice düşün ve asıl yazılması gereken mesele budur ve bunu yazmalısın” demişti. Oradan ayrıldıktan sonra önemsemediğim Allegro’nun sözü zihnimden hiç çıkmamaya başladı. Ve beni bu yazıyı yazdırmaya kadar götürdü. 

Özellikle roman türünde yazmanın hayvani güdüyle ilişkisi tıpkı yabani bir hayvanın sadist bir şekilde yaptığı eylemi diğer hayvanlara da gösterme güdüsüyle bağdaştırılabilir. Yazdıkları ideolojik değil, bir kitleyi peşinden sürükleyip isyan çıkarmak istemiyor veya ruhani bir yazar gibi dini telkin etmiyor, tek bir gayesi var o da içindeki şeytanı çıkarabilmek için tıpkı Baudelaire gibi kitap yazmak. Evet, bu türde yazanlar sadist paylaşımcılar olabilirdi. 

Sadistçe paylaşılan her metin (karşımızdakiler de bunu bilsin diye) bir hipnoz gayesi güdüyor olabilir. Bu hipnozun asla bir dayanışma olduğundan bahsedemeyiz, çünkü sadist paylaşımcının ürettiği şey, kelimelerden oluşan bir irindir. 

Sadist paylaşımcı yaşamak da dahil her şeyden vazgeçer ama yazmaktan vazgeçmez. Yaşamaktan vazgeçmesi kendini karantinaya kapatmasıdır. Kapatır ve o karanlık odasında yazar da yazar. Çünkü biriyle paylaşmak zorundadır. Sadistçe paylaşma güdüsü dolayısıyla çırpınır durur. Yakar, yıkar, küfreder “bana niye yazdırmıyorsunuz” diye ortalığı ayağa kaldırır. Bu insanların yazdıkları hedefe saplanan ok gibidir. Hatta bir tür büyüdür. 

Yazıdaki gayesi kendi sadist haline soktuğu okuyucuyla buluşmaktır. Başından beri dayanışma değil paylaşma ifadesini bu yüzden kullandım. 

Psikolojik abluka altına alınmış okur bundan mutlaka bir anlam çıkartır, gerekirse yazmak için Kar Adam’ın mağarasına bile gider. 

Salinger ne yaptı? Bir kitap yazdı ve dünya çapında ünü arttı. Sonra kendini izole etti. Ortaya çıkmamasının sebebi belki de tavan yapmış bir sadistliktir. Ortaya çıktığı an o ucu gümüş saplı okların hedefine varamayacağını düşünür sadist paylaşımcı. Şibumi’nin yazarı Trevanian da aynı kategorideki yazarlardandır. Trevanian ve Salinger sadist paylaşımcılar kategorisinin üstadlarıdır. 

Bu cümleden hareketle ortaya çıkmayan, sürekli gizlenen dünya çapındaki ünlü olmuş tüm yazarların hepsi sadist paylaşımcıdır. Türk yazarlardan da iki tane sadist paylaşımcı var. Anlattığım verilerden bulabilen okurlara bıraktım o isimleri.

İçindeki o bütün negatif irinlerle yazma güdüsündeki tüm bilinçaltını harekete geçirebilmesi için ortaya çıkmaması gerekiyor bu sadist paylaşımcıların. Ortaya çıktıkları an büyünün kaybolacağını ve okuyucu üzerindeki sonsuz tokmaklamanın sonlanacağı kaygısı tedirgin ediyor onları. 

Okuyucu ne oluyor burada.. Okuyucunun ne olup olmadığı bu tip yazarları çok ilgilendirmez. Sadist paylaşımcı kendisi için vardır ve biliyordur ki okur onun yazılarını sadece keyifli vakit geçirmek için okur. Bazen bu tip yazarların kitaplarını okuyan okurun kendini dipsiz bir labirentin içinde hissetmesinin sebebi de sezgi gücüdür. 

O türde yazı yazanlar, kendi okuyucularının da ne türde bir atmosfer ayarlayıp onların kitaplarını okuduklarını bilirler. Dolayısıyla ambiyansı kaybetmemek için yazan da okuyan da birbirine yakın bir odadadır.

Kangren yazarların okuyucuları her yerde kitap okumaz.  Bilirler ki kapalı kapılar arkasında, loş ışıklı harap bir mekânda, ya da Transilvanya’ya doğru bir trende okunmalıdır bu tip kitaplar. Uzağa gitmek derdinde fakat hep aynı yerde dolananların kitaplarda buldukları metafizik etkilere benzetilebilir bu anlamsız tekrar. Yazar okuyucusunu hapseder kendi olduğu yere, okur da zaten peşinen girmek istemiştir o hapishaneye. Sadist paylaşımcılar hep karanlık mağaralarının tavanlarından damıtırlar yazdıklarını. O mağarada birçok acı, sancı, depresyon doldururlar kovalarına ve satırlarına boşaltırlar o kovaya doldurduklarını.

 

  • AliAli6 ay önce
    Atatürk ü anma gençlik ve spor bayramın kutlu olsun.
  • Şanghay'da yaşayan bir dostŞanghay'da yaşayan bir dost6 ay önce
    Hayata bakış açısına hayran kaldığım ve yazılarını heryerde paylaştığım nadide yazarlardan birisiniz. Mükemmel. Yine yine ve yeniden harika ötesi bir yazı. Ben İsmet Özel'i,Kararcıları falan gördüm. İçindeki haset kusmuklarını dini intifada kılıfıyla Erdoğan'a bulaştırmaya çalışan sözümona İslamcı, fakat özde İblisane bir inadın körettiği,vatanımızın aydınlık yarınlarına kasteden her şer odağının azat kabul etmez köleleri, Gül Davutoğlu Atalay troykasının örtülü memurlarını gördüm. Yeni Şafak, Tvnet grubunu gördüm. Sola hiç girmeye gerek yok. Türkiye'de solculuk bırakın sağı, kendine bile düşman cinnet halinde bir %30.
  • NedimNedim6 ay önce
    Bir yazıdan çok sayıklama cumlesi var. Gorulen kabusun boyutu ortada