Bizi 300 Spartalı değil 400 tuvaletçi kurtaracak!

22 Haziran 2017 Perşembe

ODTÜ’deki 400 öğrencinin tuvaletlerin cinsiyetsiz olmasıyla ilgili okul yönetimine imza vermeleri laik, kemalist ve ezik bir grup tarafından “aman ne güzel gelişme, muasır medeniyetler seviyesine nihayet ulaşabildik” tarzı “şen sıpa” neşesiyle karşılandı. Fakat olayın önemli ve sosyolojik boyutu gözden kaçtı. Tuvaletlerde eşitlik ve cinsiyetçiliğe(!) karşı olan aynı insanlar ODTÜ’de başörtülü bir öğrenciye bile tahammül edememiş ve çoğunluğunun Müslümanlardan oluştuğu bir ülkede giyim kuşam özgürlüğünde tam bir faşist tavır sergilemişlerdi. 

Tuvaletçilerden de anlaşılacağı gibi faşizm, gerçekten komik bir ideolojidir. Tıpkı siyah kargaların çok daha değerli olan beyaz kargaları dışlayarak kendi ırklarından saymamaları gibi tuhaf bir psikolojidir. Oysa, beyaz karga çok az bulunduğu için çok daha değerlidir. Hatta bazı mistik öğretilerde ömründe bir kez beyaz karga görenin ölene kadar mutlu olacağı ve son nefesinde kahkaha atacağına inanılır. Faklı kabilelerde beyaz karganın ölümü ertelediği gören kişinin günahlarını affettirdiğine bile inanılırmış. Bizi bu hurafeler ilgilendirmiyor… 

Nihayetinde faşizm bu komik hadiseyi ipsiz sapsız temellere dayandırarak bir doktrinmiş gibi sunmaya çalışır. Bu tuvaletçi arkadaşların da önce kendilerini siyah mı yoksa beyaz karga olarak mı sunduklarını anlamamız gerekiyor. Böylece belki biz de daha naif bir dil kullanmış oluruz. Cinsiyet ayrımı yapılıyor kumkumalarının sözcüleri başörtülü kızların özgürlüğü konusunda da toplu imza vermiş olsalardı belki samimi oldukları söylenebilirdi. Konunun bu yönüyle ilgilenmeyeceklerini bildiğim için (laik kemalist faşizm bunu getirir) bahse konu teklif uygulanırsa doğacak bir zarara değinelim. 

Farz edin ki bu okulda tanışmış ve evlenme maksadında iki genç okul tuvaletinde birbirleriyle karşılaştılar. Gençlerden biri az önce lavabodan büyük gürültülerle çıkan müstakbel eşini gördü. Bu durum evlilik öncesinde gerçekleştiğinden travmaya dönüşüp seven iki insanın ilişkisini zedelemez mi? Bütün o mutlu yuva hayallerinin içine etmez mi o sahne. Kendinizi o tuvaletten çıkan ve bir anda karşısında sevdiği insanı gören boynu bükük insanın yerine koyun… o nasıl bir drama öyle. O mahcubiyeti düşünün. Ne söyleyeceğini bilememek, gürültüyü üstlenmemek de dahil birçok yalana da kapı açan bu anlamsız sahne iç acıtıcı değil mi? Ne olacak bu gençlerin hali?

Haklı olarak bazı okuyucular evlendikten sonra da aynı hadisenin cereyan edebileceğini ve bunun evliliğe zarar verebileceğini söyleyebilirler. Yapılan bilimsel araştırma ve anketlerde (Biraz internet ve İngilizce bilginiz varsa bakabilirsiniz) evlilik öncesi böyle bir hayal kırıklığı ve travma yaşayan cinslerin söz veya nişanlılık döneminde ayrıldıklarını okuyabilirsiniz. Evlilik sonrasında ise ufak kusurları görmezden gelme kabiliyeti geliştiği için bu tür durumlar meseleden sayılmaz. Tıpkı Can Dostum filminde olduğu gibi. 

O halde aynı tuvaletin içine etmenin gayreti ne? 

400 müstakbel bilim insanı (!) neden bir buluş yapmak gerektiğinde akıllarına ilk olarak bok püsür işlerden başlamak gelir? Ve bizi bu kadar pis bir yazıyı yazmaya kadar götürür?

Aldıkları mükemmel (!) eğitim onları bu necaset kokulu girişimden nasıl alıkoyamaz? 

Soruyu aslında o “şen sıpa”lardan önce okul yönetimi cevaplamalı! 

O okulda nasıl bir eğitim veriyorsunuz ki 400 kişinin kadın erkek eşitliği dendiğinde akıllarına ilk olarak tuvalet geliyor? 

YÖK bu 400 aydınlanmış tuvaletçinin son bir yıl içinde kaç bilimsel makale ürettiğini söyleyebilir mi? 

Cinsiyetsizleştirme çalışmalarına tuvaletten başladığımıza göre sektör değiştirip giyim kuşamda mesela etekleri de yasaklasak mı? 

Ya uzun saçlı kadınların cinsiyetlerine çektikleri dikkat ne olacak? Bu yanlarına mı kalmalı? Yoksa o saçlar kökünden kazınmalı mı? 

Aaa birileri “1984”deki işçi kadınları mı hatırladı? 

Yine buradan hareketle kadınların kendilerini erkekten ayırıcı tüm farklılıklara bir sınırlama getirmeleri gerekmiyor mu? 

Bursa belediyesinin kadınlara özel vagon uygulaması yaptığında buna ilk tepki veren tacizcilerin içinde bu 400 kişinden biri var mı? Emniyet de bunu açıklasın…

300 Spartalımız yerine 400 aydınlanmış tuvaletçimiz olduğu için sevinmeli miyiz?