Ahlâkımızı büyük ölçüde korkularımıza borçluyuz

30 Temmuz 2017 Pazar

Kuçi dedi ki: Beni bu dünyanın dandik işlerine mahkûm etme ve ıskalama hakkımı sorgulama.” Belli ki onun dünya işlerine bulaşmasını istememle aslında niyetimin sadece kendime romanesk bir karakter oluşturmak olduğunu anlamıştı. Bazı anlar vardır, muhatabınızın sizi anlamadığını hisseder ve üzülürsünüz bu defa tem tersi olmuştu ve bu haneme eksi bir puan daha yazdırmıştı. Farklı provalarla onun gizli yanını çözmeye çalışıyordum ve bunu asla başaramıyordum. ‘Ahlakımızı büyük ölçüde korkularımıza borçluyuz dostum’ dediğinde onun gizli yanının bir imgeye dönüştüğünü ve benim o imgede bir nokta olduğumu anlıyordum. Sonra yine Kuçi anlatıyor: ‘Cezbedilme gücü hayattan ne beklediğinle alakalıdır. İnsanın cezb denildiğinde kendisi için ne ifade ettiğine bakması gerekiyor. Beni para, makam, şöhret ifade eden bir hayat cezbetmez. Hayatı anlamsız cezbedilme bilmecesine dönüştürürsen yaşama becerini yitirirsin. Çok araba kullanmak fazla dikkatle alakalı bir durum olduğu için, bu da cezb yeteneğini köreltir, bu yüzden kitaplar dışında bir bilgi edinme aracın yok senin’. 

Doğrusu fena enselenmiştim. Mistik değildim, fakat sûfi bir yanım vardı bu yüzden dediklerini çok iyi anlıyordum. 

“Teyakkuz derecesindeki dikkatler ruhta ters orantılı olarak durağanlığı tetikler. Araba kullanmak da teyakkuz halidir, durdurur. Çok cüz’i bir dereceden (gözün sınırlı görme bahsini biliyorsun) geniş ve çok çeşitli görseller hele ki hız akışkanlığıyla da beraberse hepten kibre sebeptir.” 

Bu yüzden mi kibirli görüyorsun, sırf araba kullanmam mı beni böyle kendini beğenmiş bir ukalaya dönüştürüyor? 

“Parça bütünün habercisi ve bunlar sadece bir parçası yoksa, ego her anımızda bizimle. Küçük açıdan (göz) büyük açıyı (seyir halinde görülen mekanlar yollar ve ufuk) akışkan bir şekilde seyretmek, kibir oluşturur insanda. Araç kullanırken bu tip durumlar yaşanacağından cezbi etkiler. İnsanlar her vites değiştirdiklerinde üzerinde oldukları köleye bir kırbaç daha vuruyormuş gibi hissederler. Köle acıyla daha da hızlanır ve efendinin kibrine su taşır. Araç kullanan birçok kişinin beden diline dikkat et göreceksin bunu.’’

“Neden senden başkası bu tip detaylardan bahsetmiyor veya farkedemiyor Kuçi?” dedim.

“Sıklıkla yapılan şey farkettirmez, bazı kibirlerimiz de böyle. Hatta biliyor musun kitap okumak da cezb yeteneğimizi köreltiyor.”

“Kuçi sen ciddi misin, daha önce sana farklı kitaplardan vecizeler-şiirler okudum ve beğenmiştin” dedim.

“Beğenmiş olmam onun cezb yeteneğimi öldürmesini engellemez dostum, bunlar aslında senin anlayabileceğin şeyler değil. Bak kitap okumak seni sürekli başkasına bağımlı kılıyor. Bağımlı bir adamın özgün bir metin üretmesi imkânsız. (Heves’in Kirli Tarihi)nin müellifi ‘kitaplar kan emici birer vampirdirler. Benim de hayatımı emdiler’ demişti. Tıpkı senin hayatını emdiği gibi, o da aynı dertten muzdaripti. Tanışma fırsatım oldu ve bana ‘Yerin dibine en dibine doğru in’ diyen o meczubu anlattı. Beni ona benzetmiş.”

“Kitapların basit vakit öldürücüler olduğu söylendi. Evet ama, bu kadar ileri gidenleri senden duydum Kuçi.”

“Daha duymadığın neler var, demirin kokusundan asfaltın ruhuna kadar. Hakkedersen yavaş yavaş hepsini anlatırım.”

Yeni nesil tıfılların büyülenme dedikleri anlar gibiydi son görüşmemizde yaşadıklarım. Bu yüzden diğer kutucuklara yer kalmadı. Bir dahaki haftaya kadar sağlıcakla kalın.

 

  • Fatih EMLİKFatih EMLİK3 ay önce
    Allah korkusu ve hesap günü korkusu olmasa bu kuci kuçilerin hali nolurdu.ahlâk denen insan törpüsünün dişleri bu varlıklardır.bir düşünün İsrail ahlâkı ile İslam ahlâkı arasındaki farkı.
  • VahdettinVahdettin3 ay önce
    Enteresan bir yazi.