THY - TR Çıkışlı Güney Avrupa Kasım

Kalplerde Ğıll Varken Cennet’e Talip Olmak

08 Ağustos 2017 Salı

Cennet’e yürekten talip olup, imanla kendilerini Cennet’e taşıyacak salih ameller peşinde koşan ama kalplerinde diğer bazı Müslümanlar hakkında ğıll (kin, nefret, yersiz ve uygunsuz düşünce ve duygular) taşıyan, hatta bunu çeşitli vesile ve vasıtalarla açığa vurmaktan da çekinmeyen Müslüman kardeşlerimi gördükçe içim acıyor. Bir türlü işin içinden de çıkamıyordum ki, A‘râf suresinin 42 ve 43. âyetleri ile Hz. Ali’nin bu 43. âyet bağlamında söylediği rivayet olunan bir söz imdadıma yetişiverdi:

A‘râf/42-43. âyetler mealen şöyle:İman edenler ve sâlih amellerde bulunanlar -ki biz hiç kimseye güç yetireceğinden fazlasını yüklemeyiz- cennetin halkıdırlar; onlar onda ebedi olarak kalacaklardır. Biz onların göğüslerinde ğıll(kin, nefret, yersiz ve uygunsuz duygu-düşünceler)den ne varsa çekip alırız. Altlarından da ırmaklar akar. Derler ki: ‘Bizi buna ulaştıran Allah’a hamd olsun. Eğer Allah bize hidayet vermeseydi biz doğruya erişmeyecektik. Andolsun, Rabbimizin elçileri hak ile geldiler.’ Onlara: “İşte bu, yapmakta olduklarınıza karşılık olarak mirasçı kılındığınız cennettir” diye seslenilecek.”

42. âyette iman edip salih ameller işleyenlerin “cennet ehli” olduğu ve orada ebedî kalacakları bildiriliyor. Bu arada, herkesin ancak gücünün yettiği kadarıyla mükellef tutulduğu belirtilerek bir bakıma, müminlerin, istemelerine rağmen yapamadıkları salih ameller ve hayırlı faaliyetler sebebiyle ümitsizliğe düşmelerine gerek olmadığına, insanın cennet ehlinden olabilmesi için iman edip yapabileceği kadarını yapmasının yeterli olduğuna işaret ediliyor.

43. âyet ise, Allah Teâlâ’nın; cennet ehlinin ruhlarını her türlü kötü duygulardan, bilhassa sevgi ve kardeşliğin en büyük engellerinden biri olan ğıll(kin, öfke, yersiz düşünce)den arındıracağını açıklıyor. 

Bu sebeple cennet bir “barış ve esenlik yurdu” (Bk. En’âm 6/127; Yûnus 10/25) olacak; orada bulunanlar, ruhlarını arındıran, kendilerini cennetin güzelliklerine kabul buyuran Allah’a şöyle şükredeceklerdir:

‘Bizi bu nimete kavuşturan Allah’a hamdolsun! Allah bize bahşetmeseydi biz bunu elde edemezdik’

Bu ruhanî arınmışlık ve cennet nimetleri kuşkusuz Allah’ın lütfudur. Fakat o lütfa ancak iman ve sâlih amellerle liyakat kazanıldığı için Allah’a hamd eden cennet ehline şöyle seslenilecektir:

“İşte size cennet! Yapmış olduğunuz salih amellere karşılık buna varis oldunuz”.

İmdi,“Onların göğüslerinde ğıll(nefret, kin, yersiz ve uygunsuz duygu ve düşünce)den ne varsa çekip alırız.”cümlesine gelince; bunu Mevdûdî şöyle anlamış: 

‘Eğer dünyada iken, iyi insanların arasında husumet, dostça olmayan uygunsuz duygu ve düşünceler, yanlış anlaşılmalar var idiyse, ahirette bunların tümü izale edilecektir. Kalpleri düşmanlıktan tümüyle temizlenmiş canciğer dostlar olarak cennete gireceklerdir. O derece ki, eski muhalif, rakip ve tenkitçisini gören herkes, beraberce cennetin nimetlerini paylaşarak eski düşmanını görmekten herhangi bir memnuniyetsizlik duymayacaklardır.’

Bu ayet hakkında Hz. Ali’nin (r.a) şöyle dediği rivayet olunur: 

‘Ben, Osman, Talha ve Zübeyr’in Yüce Allah’ın haklarında “Kalplerinde kinden ne varsa hepsini çıkarıp atarız” dediği kimselerden olacağımızı umarım.’

Âyet geniş manada düşünülürse, Allah’ın iyi kullarının şaibeli halde cennetine girmelerini istemediği, aksine onları cennete girmeden önce lütfu ile temizleyeceği sonucuna varılır. Böylece onlar oraya tam arınmış ve saf halde girerler (Kur’ân Yolu, Tefhim’l-Kur’ân, Kur’ân Mesajı ve diğer tefsirler).

Mademki bu âyet-i kerime, Hz. Ali’yi (r.a) bu dünyada rakip olduğu ve hatta savaştığı kardeşleri hakkında böyle düşünmeye yöneltiyor; o halde bizler de kalplerimizi, muhalif veya rakip gördüğümüz mümin kardeşlerimiz hakkındaki kin, nefret ve yanlış anlama gibi olumsuz, yersiz ve uygunsuz duygu ve düşüncelerden (ğıll) daha bu dünyada iken arındırıp cennet için hazırlık yapmalı değil miyiz?

Ashabın birbirlerine yaptığı ve Kur’ân’ın ebedileştirdiği şu duayı tekrarlayıp durmalı değil miyiz?

“Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla ve imana ermiş olan(lardan hiçbiri)ne karşı kalplerimizde ğıll(kin, nefret, yersiz ve uygunsuz duygu veya düşünceler)e yer bırakma. Ey Rabbimiz! Sen şefkat sahibisin, rahmet kaynağısın!” (Haşr 59/10) 

Âmin.

YORUM YAZ