Kalbimiz Camide Cami Kalbimizde

31 Ekim 2017 Salı

Geçen hafta, ÖNDER İmam-Hatip Mezunları Derneği’nin organizasyonu ile başlattığımız “Cami Merkezli Diriliş” Seferberliğimizin şiarını “Kalbimiz Camide / Cami Kalbimizde” şeklinde belirledik. Peygamberimizin (s.a) bir hadis-i şerifinde “Hiçbir gölgenin bulunmadığı Kıyamet gününde Allah Teâlâ’nın, arşının gölgesinde gölgelendireceğini” müjdelediği yedi sınıfinsan arasında saydığı “kalbi mescidlere bağlı Müslüman” tanımlamasından (Buharî, Müslim, Tirmizî, Nesaî) aldığımız bu şiara yürekten inanmış İmam-Hatipli gençlerimizle ÖNDER Akademi’nin çalışma mekânı olan Hacı Beşir Ağa Camiinde ilk sohbetimizi gerçekleştirdik hamdolsun. Her Cumartesi öğle namazı öncesinde (12.00 – 12.50 arasında) çeşitli konuları ele almayı planladığımız “Cami Merkezli Diriliş” sohbetleri serisine İmam-Hatip gençliğimizi, mezunlarımızı ve halkımızı bekliyoruz, inşaallah. 

Önümüzdeki Cumartesi sohbetimizin konusu ise, “Biz İmam Hatipliyiz”

İnanıyoruz ki, Diyanet Teşkilatı’mıza ve müftülüklerimize ilaveten, gerek “Sabah Namazı Devrimi”, gerek TÜGVA, Cihannüma ve gerekse Gençlik Merkezleri gibi resmi ve sivil kurumlarca organize edilmekte olan ve şimdi ÖNDER ile birlikte başlattığımız “cami merkezli” faaliyetler (sabah namazı buluşmaları, sohbetler, dersler vb.), camilerimizi birer “inkılap merkezi” haline getirmeye önemli katkılar sağlayacak ve millet ve ümmet olarak yeniden dirilişimize ciddi ivme kazandıracaktır.

Diğer taraftan Ensar Vakfı ve Namaz Gönüllüleri Platformu işbirliği ile sürdürdüğümüz “Namaz Bilinci Seminerleri”, İmam Hatip okullarımız başta olmak üzere tüm eğitim kurumlarımızdan gelen talepler doğrultusunda bütün heyecanı ile devam ediyor şükürler olsun…

Tam da burada şu gözlemimizi paylaşmalıyız: Ülkemizi şehir şehir dolaşırken gördük ki, camilerimiz de, imam-hatip okullarımız da inşaat kalitesi ve tefrişatı itibariyle pırıl pırıl hale gelmiş durumda. Ancak camilerimiz vakit namazlarında ve özellikle de sabah namazlarında hâlâ mahzun ve metruk...

İmam Hatip okullarımız ise, hem öğrenci mevcudu hem de akademik başarı bakımından hayli memnuniyet verici düzeylere erişmiş görünüyor, ancak “imam-hatiplilik” bilincini kuşanmaları ve “dava insanı” sorumluluğunu idrak etmeleri konusunda daha fazla gayret göstermek gerekiyor.

Açık ve net olarak ifade etmek gerekirse, İslâmî duyarlık sahibi insanlar olarak önümüzde duran en acil görev; artık cami cemaatinin sayısını ve kalitesini artırarak Tevbe suresinin 18. âyetinde işaret buyurulan “Allah’ın mescidlerini imar etme” talimatını yerine getirmek, imam hatip neslinin ise birer dava insanı olarak yetişmelerine katkı sağlayarak, Furkan suresinin 74. âyetinde bize öğretilen “(Ya Rab,) Bizi takvâ sahiplerine imam (öncü, önder, lider, rehber) eyle” duasının gereğini yapmaktır.

Böylece, Rum suresinin 32. âyetinde Rabbimizin “Dinlerini darmadağınık edip grup grup olan kimselerden olmayın. (Ki onlardan) her bir grup kendi katındaki (dinî anlayış) ile sevinip-övünmekte / böbürlenmektedir” ilahi ikazına muhatap olmaktan da kurtulabiliriz…

Şöyle ki; camilerde diğer İslâmî gruplara mensup mümin kardeşleriyle beş vakit -hiç olmazsa birkaç vakit- cemaat olup omuz omuza namazlarını ikame etmek ve müminler olarak birbirleriyle kaynaşmak yerine kendi derneklerine, dergâhlarına, vakıflarına hapsolarak kendilerine sadece kendi müntesiplerinden oluşansteril dünyalar kuran, -tabir yerindeyse, kendi izmihlâllerini de hazırlayacak biçimde kendi kozalarını ören- “kendi dini anlayışlarından memnun ve müftehir” hizipler olmaktan da kurtulma imkânına kavuşabiliriz. 

İşte bu mülahazalarla diyoruz ki; şimdi tekrar camilere dönme ve bütün mümin gruplar olarak, “Allah’ın evleri”nde cem’ olupbir tek cemaathaline gelme zamanıdır.

İmam Hatip okulları ve İlahiyat fakültelerinde okuyan evlatlarımızı da Ümmet-i Muhammed’in tamamından oluşan İslâm Cemaatine “imamlık” (önderlik ve liderlik) yapacak şekilde yetiştirmek için hep birlikte ellerimizi taşın altına koyma vaktidir.

Bilelim ki, Türkiye ve Dünya Müslümanları olarak yeniden dirilişimiz, ancak ve ancak, yıllar yılı ihmal ettiğimiz camilerimizi gerçek anlamıyla imar ve ihya etmekten yani camilerin asıl tezyinatı olan cemaati inşa etmekten ve camilerimizi yeniden “hayatın merkezi” haline getirmekten geçiyor.

DAVET: Her Perşembe yatsı namazı sonrası İst-Kartal U.Mumcu mh. Y.Emre Camiinde “Aşır Aşır Kur’ân” dersimize buyurun.

 

  • Osman Hocaoglu.Osman Hocaoglu.20 gün önce
    Sayin yazar,yazinizda "...Camilerde diğer islami gruplara mensup ... tabirinikullanmissiniz. Öncelikle kitabimizdaböyle bir tanımlama yoktur. Maalesef bu tabir paygamberimizin (c.c) vefatından sonra çıkmıştır. Maalesef din eğitimi almış bir kişi olarakta siz olaya bu açıdan yaklasmissiniz. İslamiyette mezhep yoktur. Islamiyet birlestiricidir. Maalesef şimdi de İHL .liler diye ayrı bir ayrımcılık acmazina dusulmektedir. Ve çok tehlikelidir. İleride daha vahim sonuçlar doğuracak şekilde vahimdir. Bizim dinimiz kurandir. Kitabimiz dir. Allah'in kelamı na sadık kalmaliyiz. Hiç bir zaman sağında solundan dolan ma dan kitabimizda yazılı olanların dışında laf etmemeliyiz. İşallah yararlı olmuştur.