Yumuşak karnımızdan vuruyorlar

11 Aralık 2017 Pazartesi

FETÖ’nün elebaşı Gülen Amerika’da, küresel güç tarafından korunuyor. İran ambargosunu deldiği söylenen Zarrab Amerika’da sanık iken, ne olduysa birden tanık sandalyesine oturdu ve Türkiye aleyhine öttürülmeye başlandı. 15 Temmuzda Türkiye’yi dize getiremeyen katil Amerika, siyasi ve ekonomik yönden bizi çökertmeye çalışıyor. Sürekli kırmızıçizgilerimizle oynayan ve yumuşak karnımızdan vurmaya çalışan büyük şeytan ABD, birkaç gün önce yine, tüm dünya Müslümanlarını derinden etkileyen Kudüs açıklamasında bulundu. ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma ve büyükelçiliğini Kudüs’e taşıyacağı yönündeki açıklaması, tüm dünyanın baş gündemine oturdu. Peki, bu tartışmalı adım bölgenin başlıca oyuncuları, barış süreci ve kentin kendisi için ne anlama geliyor, ne sonuçlar getirebilir? Hemen ifade edelim ki; ABD dışında uluslararası toplum, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasının, herhangi bir anlamlı barış sürecini yeniden canlandırma umutları açısından felaket olduğunu deklare ediyor. 

Trump’ın bu açıklaması, Filistin açısından ne anlama geliyor?

Trump’ın bu açıklaması, Doğu Kudüs’ün gelecekteki bağımsız Filistin devletinin başkenti olması umutları ve taleplerine son verecek bir adımdır. Bunun başka bir izahı yok. Kudüs hem Filistin’in hem de İsrail’in başkenti olamaz. Asla böyle bir zemine fırsat verilmemelidir. 

Siyonist İsrail, ABD’nin bu açıklamasına nasıl bakıyor?

İsrail hükümeti tabi ki çok sevinçli. Doğu Kudüs’ü 1967’deki altı gün savaşlarında ele geçirip sonra ilhak eden İsrail «ebedi ve bölünmez” başkenti olduğunu iddia ediyor ve uzun süredir bunun uluslararası arenada tanınmasını istiyor. Bu alçak emeline ulaşmak için de arkasına Amerika’yı almış durumda. Amerika’nın skandal açıklamasına sevinen bir diğer grup da işgal altındaki Doğu Kudüs’te yaşayan 200 bin Yahudi yerleşimcidir. 

Türkiye, başta olmak üzere Trump’ın bu talihsiz açıklamasına sadece Türkiye’den tepki gelmedi. Erdoğan, “ABD’nin bölgeyi ve dünyayı ufukta sonu gözükmeyen bir yangına sürükleyeceğini” söyledi. Yine Türkiye, ayrıca İsrail ile diplomatik ilişkilerini kesebileceğini belirtti. ABD’nin bölgedeki önemli müttefiki ve öteden beri dostu Suudi Arabistan da bu kararın Riyad’ın barış sürecini yeniden canlandırma çabalarına darbe vuracağına inanıyor. Arap ülkeleri Mısır, Ürdün, Lübnan ve Suriye de Trump’ın kararını kınayan ülkeler arasında. Daha da ötesi; Kudüs’teki en üst düzey Hristiyan isim olarak görülen Rum Ortodoks Başpiskoposu 3. Theophilos ve Kudüs’teki 10 kadar diğer kilise lideri Trump’a bir mektup yazıp, kararın “tamir edilemez hasarlara” yolaçabileceğini belirtti. Mektupta şunlar dile getirildi: “Kudüs ve kutsal topraklardaki nefret, çatışma, şiddet ve acıyı arttıracağı, birlik olma amacından uzaklaştıracağı ve yıkıcı bir bölünmeye doğru götüreceği” belirtildi.

KIRMIZI ÇİZGİLERİMİZLE OYNANIYOR

Türkiye’nin hassasiyetleri ve kırmızıçizgileri kaşınıyor, kalkınması engelleniyor. Daha şimdiden 2023’de süresi dolacak olan Lozan’la ilgili tartışmalar başladı. Etnik ve mezhebi hassasiyetlerimizi kullanarak ülkemizi karıştırmak ve bölmek istiyorlar, madenlerini ve petrolünü çıkarttırmıyorlar, yumuşak karnımızdan vuruyorlar, silah yaptırmak istemiyorlar. Ortadoğu’da bayağı mesafe kateden Türkiye, hem bölgede yalnızlaştırılmak isteniyor hem de kazanımları yok edilmek…

Kudüs, Müslümanların namusu ve ilk kıblemizdir. Bu mübarek topraklarda Siyonist İsrail’in kirli elleri kırılmalı ve onun değirmenine su taşıyan şer güçlerin nefes borusu kesilmelidir. Üç dince kutsal kabul edilen bu belde. Elbette biz Müslümanlar için Kudüs’ün değeri ne kadar büyükse; Hristiyanlar ve Museviler için de o kadar önemlidir. Dünyanın en eski kentlerinden olan Kudüs, Filistin ile İsrail arasında bölünmüş durumda. Fakat uluslararası toplum Kudüs’ü başkent olarak tanımıyor ve Kudüs’ün, üç semavi dinin kutsal beldesi olarak kalmasını önceliyor.  

 

  • İşsiz İşsiz 1 ay önce
    2023 meselesinin yazılı olduğu bir kaynağı açıklamanız mümkün mü? Değilse sayın C. Başkanının o meşhur "eğer kanıtlayamazsanız..." cümlesini hak etmiş olmaz mısınız?