Yeni bir yıla merhaba derken…

01 Ocak 2018 Pazartesi

Acı ve tatlısıyla bir yılı daha geride bıraktık. Ömrümüzden de bir yıl eksildi. Takvim yapraklarının bir bir eksilmesi, aslında ömrümüzden giden her günün bir karşılığıdır. Yılın bu ilk yazısında, 2018 yılında Türkiye ve dünyayı bekleyen bazı gerçeklere değinmeye çalışacağız. Türkiye, 2017’yi hem komşuları, hem İslam dünyası ve hem de küresel güçlerle yaşadığı sorunlar ve bazen de krize dönüşen meselelerle kapattı. 2017 yılını kapatırken Kudüs konusunda ABD’ye attığımız gol, takdire şayandı. Başta Kuzey Irak olmak üzere Suriye topraklarında ve bölgemizde terörün belini henüz tam olarak kıramadık. FETÖ konusunda da mükemmelliği yakaladığımız ve şer terör örgütünün nefes borusunu kestiğimiz söylenemez. Suriye’de sonu gelmeyen savaş, İran’la kimi zaman girişilen bölgesel rekabetin yanı sıra ABD’ye “nispet” olsun diye verilen “müttefiklik” pozları, ABD’nin ikiyüzlü politikaları, Rusya ile Suriye konusunda çelişen ancak ABD karşıtlığı konusunda birleşilen yeni ortaklıkla beraber; IŞİD’in varlığının oluşturduğu tehdidin 2018’e de damgasını en güçlü şekilde vurması beklenen dış politika konularından.

Suriye’de barışın yeniden tesis edilmesine yönelik kayda değer bir ilerleme gerçekleşmedi. Her ne kadar DAİŞ’e karşı “zafer” kazanılmış gibi gözükse de, DAİŞ tam anlamıyla temizlenmedi; aksine İdlib’de hâlâ aktif. Eğer Afrin’den DAİŞ, PYD ve diğer terör örgütlerini kısa sürede temizleyemez isek Fırat Kalkanı Harekâtı’nın kasnağı boşa döndüğü gibi, Kürt Koridoru’nun Akdeniz’e kadar inmesi kaçınılmaz olur. Her ne kadar Rusya, Ankara’yı Esad’ı yeniden Suriye’deki muhatap olarak tanımaya zorlasa da pratikte bu durum hayata geçmiş değil. “Eli kanlı katil” denilen Esad’a el uzatmak ve bölgede meşruluğunu kabul etmek, kendimizi inkâr anlamına gelir. O takdirde bu millete “Bu bir vicdan meselesidir” diyerek topraklarımızda misafir ettiğimiz 3.5 milyon mültecinin hesabını nasıl vereceğiz? İki taraflı riskli bir konu. Nasıl içinden çıkarız, doğrusu bilemiyorum. Bu da Rusya’nın Türkiye üzerindeki baskıyı arttırması ile nihayetlenme riskini beraberinde getirir mi getirmez mi, bunu 2018’de göreceğiz.

Rusya’nın son olarak İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) toplantısında “Kudüs’ü tanıma kararı” konusunda “Türkiye ile aynı düşünmediğini açıklaması, bizim açımızdan hiç de olumlu değil. Bu durum Rusya’nın İsrail lehine hareket ettiği gerçeğini ortaya koyuyor. Tüm bu sorunlar yumağı ile girdiğimiz 2018 yılı, 2017’de yaşadıklarımızdan çok daha zor günlere gebe olabilir. Müslümanlar açısından, hem geçen yılın hem de 2018’in muhasebesini iyi yapar, adımlarımızı sağlıklı atarsak, Yüce Mevla’m yardımını esirgemeyecektir. AK Parti 2018 yılını çok iyi değerlendirmeli ve reformlarla atılım yaparak, ekonomiyi rahatlatma ve işsizlik sorunlarını çözüp yoluna devam etmelidir.

Türkiye açısından 2017 yılının bilançosu böyleyken Avrupa ve küresel dünyada da durum hiç de iç açıcı değil. 2017; ABD’nin dünya liderliğinin tartışıldığı, hatta zeminin kaypaklaştığı, Çin ve Rusya’nın dünyanın liderliğini ele geçirmekte olduğunun tartışıldığı, bu durumu belirlemek üzere Hindistan’ın statükoyu korumak için ABD’ye mi yoksa bir değişim için Çin ve Rusya’ya mı katılacağının cevabının arandığı yıl oldu. ABD’nin saltanatı ve dünya jandarmalığı rolü bitişin eşiğinde. ABD fenomeni Trump’ın aldığı kararlar, hele hele Kudüs konusundaki açıklamaları, Amerika ekolojisini ve siyasetini salladı. 128 adet tokat yemesi, Trump’a büyük darbe vurmuştur.

 

  • Esed Severlerin Dramı: yakınEsed Severlerin Dramı: yakın18 gün önce
    Esed' i "Başar"mış olarak görenler, Esed ile iş birliği arzulayanlar: nasıl bir hüsrana uğrayacaklarını görecekler; yakında..