THY-TR Çıkışlı % 10 İndirim

Tahir-ül Kadri ve FETÖ

31 Temmuz 2017 Pazartesi

Pakistan’ın seçilmiş Başbakanı Şerif, Anayasa Mahkemesi’nin kararı ile görevinden azledildi. Hiç kimse kuşkulanmasın, yargı darbesinin arkasında Pakistan’ın FETÖ’sü olarak görülen Tahir-ül Kadri’nin cemaati var. Tahir-ül Kadri’nin hareketine dikkatle bakarsanız, kotlarının, söylemlerinin FETÖ ile aynı olduğunu görürsünüz. Pakistan’ın yargı darbesi gerçekleşirken, enteresandır FETÖ elebaşı Gülen Mısır’da yayınlanan Sisi yanlısı El-Yevm 7 gazetesine röportaj verdi.

Röportajda Gülen “15 Temmuz’da darbe teşebbüsünün kimin tarafından yapıldığını düşünüyorsunuz?” şeklindeki soru üzerine kesin olarak bir kesimi suçlayamayacağını ancak ulusalcı laik bir kesimin bunu yapmış olabileceğini söyledi. Tahir-ül Kadri ile aynı noktalarda birebir örtüşen terörist Gülen, Pakistan’daki yargı darbesinin ardından böyle bir açıklama yapmayı neden gerekli gördü? Türkiye’deki 15 Temmuz darbesinin arkasındaki güçlerin ulusalcı laik kesim olduğunu söylemekle, işgal girişiminde kendilerinin payı olmadığını deklare etti. Aynı zamanda da Pakistan’daki yargı darbesini ve Tahir-ül Kadri’yi de aklamaya çalışmış olabilir mi?

200 milyonluk nüfusuyla İslam dünyasında çok önemli bir yere sahip olan Pakistan’ı 2015 yılında ziyaret ettiğimde, Ziya Ülhak’ın ve üstat Mevdudi’nin bu güzel ülkesinde bir hafta kalarak incelemelerde bulunmuştuk. İşte bu güzelim ülke, bizdeki terör örgütü FETÖ’nün yöntemleriyle gerçekleştirilen bir yargı darbesiyle sarsıldı. Anlaşılan Batı ve Avrupa’nın, Arap dünyası ve Ortadoğu’da halkların zulme başkaldırışına tahammülleri yok. Mısır’da da aynı yöntemlerle Mursi’yi devirenler, şimdi Pakistan’da görev başında. Anayasa Mahkemesi, Pakistan Başbakanı’nın parlamento ve mahkemeye karşı dürüst davranmadığını belirterek Şerif’in ömür boyu siyasetten men edildiğini duyurdu. Şerif’in görevinden azledilmesinin arkasında Pakistan’ın FETO’su olarak bilinen ve hakkında daha önce birçok kez ‘sahte alim’ haberleri yapılan Tahir-ül Kadri isimli cemaat lideri var. Bizdeki FETÖ, can güvenliğini ve sağlık sorunlarını bahane ederek yıllardır Amerika’da dostlarının yanında. Oradan dünyayı yönetmeye çalışan FETÖ’nün yalnız olduğunu, bu işlere tek başına karar verdiğini söylemek saflıktan öte cahillik olur. Tahir-ül Kadri ise 2005’ten beri tüm faaliyetlerini Kanada’dan yürütmektedir. Sahte imam olarak da bilinen Tahir-ül Kadri, Aralık 2012’de Lahor’a döndü ve hükümete savaş açtı. “Bir milyon yürüyor” kampanyası ve 10 bin destekçisiyle Pakistan Meclisi önünde kamp kuran Kadri, “Meclis yoktur; yağmacı ve hırsızlar vardır. Siyaset yoktur; oligarşik düzen vardır. Tüm siyaset yalnızca iki aile (Şerif ve Butto Aileleri) tarafından gasp ediliyor” diyerek Meclis’ten siyasi değişim, şeffaf bir seçim reformu istedi. 4 günün sonunda Pakistan Hükümeti “Deklarasyon” yayınlayarak anlaşmaya varmış göründü. Ancak 5 ay sonraki seçimleri Nevaz Şerif kazandı. Böylece Kadri’nin çalışması fiyasko ile neticelenmişti. Lakin boş durmayan Tahir-ül Kadri, şimdi yine sahnede. Pakistan’daki yargı darbesinin yerel ve küresel dinamikleri iyi irdelenmelidir. Bizdeki 15 Temmuz darbesinin de henüz yerel ve küresel dinamikleri tam irdelenmiş değildir. Şeytan FETÖ, boşu boşuna sahnede değil. Aslında o, “15 Temmuz işgal girişimini sadece biz yapmaya çalışmadık; ulusal, laikçi kanat da bize destek verdi” demeye çalışıyor olabilir. Küresel dengeler gereği nasıl ki Türkiye’de idam yasasının getirilmesi mümkün değilse, aynı şekilde FETÖ’nün iadesi de mümkün olmadığı için; Gülen, kendisinden çok emin bir şekilde Trump’ın kendisini iade etmesi durumunda Türkiye’ye gelebileceğini söyledi. 

YORUM YAZ