Değişim ya da toplumsal dönüşüm

11 Eylül 2017 Pazartesi

Değişim, eski halden yeni bir dünya görüşüne doğru evirilmektir. Eğer eski hal; gelenek, görenek, batıl kutsal inanç ve dogma fikirler ise, İbn-i Haldun yine haklı çıkmıştır. Ortaçağ İslam-Arap düşünürlerinden olan İbn-i Haldun (1332 1406) çok yönlü bir kişiliktir. Daha çok tarihçi, sosyolog ve siyaset bilimci olarak tanınan İbn-i Haldun, aynı zamanda kendine özgü felsefi ve ekonomik görüşlere sahiptir. İbn-i Haldun insanların toplumsal birer varlık olduklarını belirterek, yaşamlarını sürdürebilmeleri için birbirleriyle yardımlaşmak, tehlikelere karşı birbirlerini korumak, kısaca sosyo-ekonomik sorunlarını çözebilmek için bir araya gelmelerinin bir zorunluluk olduğunu ileri sürmüştü.

Değişme olgusunun “çok faktörlü” açıklamalar gerektiren karmaşık bir süreç olduğu hususunda sosyologlar arasında geniş bir ittifak vardır. İbn-i Haldun, asabiyet konusuna çok önem verir. Köşemizin hacmi sınırlı olduğu için, devletin değişimi ve ömrü üzerinde kısaca duralım. Haldun’a göre; nasıl ki insanlar doğar, büyür ve sonuçta ölürse devlet de aynı şekilde doğar, gelişir ve yıkılır. İbn Haldun insanların doğal ömürlerinin 120 yıl olduğunu, bu sürenin yaklaşık olarak devlet için de aynı olduğunu ileri sürmüştür. Yani devletlerin azami ömrü de, insanların azami ömrü olan 120 yıldır. Ona göre hiçbir güç bu doğal ömrün sona ermesini engelleyemez.

Bu tespiti aktardıktan sonra konuyu güncele taşıyarak AK Parti ve değişime yönelik görüşlerimizi söyleyelim. Elbette AK Parti de halefleri gibi, ömrünü tamamladığında bitecektir. 15 yıllık iktidarında Türk toplumunun temel değerlerinde bir fay hattı oluşturmadan, olumlu diyebileceğimiz reformlara imza atan AK Parti, toplumsal bir dönüşüme de katkı sağladı. Bu dönüşümün tabi ki müspet yönleri olduğu kadar menfi yönleri de bulunmaktadır. Özellikle özgürlükler, inanç ve fikir alanında sağladığı katkıları konuşacaksak eğer, AK Parti’yi diğer partilerle kıyaslamak vicdani olmaz. Refah Partisi’ni ayrı tutarsak, sistem partileri içerisinde AK Parti kadar bu ülkeye hizmet etmiş, Müslümanların önünü açmış ikinci bir parti daha yoktur. Laik Kemalistleri rahatsız eden temel argüman, değişimin İslami yönde ilerlemesidir. Serzeniş ve endişelerine baktığımızda laiklerin temel korkusunun sistemin değişmekte olduğunu vurgulamaları olduğunu görüyoruz. Birkaç örnekle ne demek istediklerine bir bakalım. Laikler; dönüşümü şöyle değerlendiriyorlar: “Bu değişim, dönüşüm; laik, demokratik, hukuk devleti ve Türklük anlayışından uzaklaşılarak, toplumun anlayış ve değerlerinin değiştirilmesiyle gittikçe din devletine doğru evirilen bir istikamette gerçekleştirilmektedir.”

Medyanın kontrol altında tutularak algı operasyonu oluşturulduğunu deklare eden laikler, şunu seslendiriyor:

“Toplumun hassas olduğu din konusu kullanılmakta, hassasiyetler okşanmak suretiyle dindar olunduğu anlatılmakta, bunun için medyanın tamamına yakını
kontrol altına alınarak algı operasyonları yapılmaktadır. Cemaat ve tarikatlara imkânlar sağlanmakta, fırsatlar verilmekte, tümünden faydalanmak için devlet ve hükümet kademelerinde, bürokratik kadrolarda alanlar tahsis edilerek buralarda yer almaları sağlanmaktadır. Türk Millî Eğitimi yerine, dindar eğitim sistemi oluşturulmaktadır. Laikliği, bilimi ve çağdaşlığı, Atatürk ilke ve inkılaplarını ve Türk Milletinin değerlerini ön planda tutan millî gençlik yetiştirmek yerine, dindar gençlik yetiştirmek açıklıkla ifade edilmiştir.”

Bu Kemalist kesimin endişesinin özeti bu. Kemalizm’den samimi dindarlığa (onlar böyle demiyor ama) doğru bir değişimin olduğu söylenebilir. Lakin korktukları gibi bir dönüşümden bahsetmek imkânsızdır. Bireysel ve toplumsal değişimin yasası bellidir. Kur’an bunu Rad Suresi 11. âyette açıklamıştır. Daha ahlaklı, güvenli, emin, adaletli bir hukuk devleti için çalışan mevcut iktidar, dindarlaşmanın önünü açmıştır ve toplumda kılık kıyafet özgürlüğünden tutun da yaşam özgürlüğüne varıncaya kadar birçok alanda olumlu kanallar açmıştır. Devletin terörle ve sınırlarında düşmanla uğraşması, elini bağlamaktadır. Dört bir yanımız ateş çemberiyle sarılıyken daha fazla dönüşüm beklemek, akla mugayirdir. Bir neslin inşası ve toplumsal dönüşümü kolay değildir. Yıllara ve emeğe dayanan bir çalışmadan bahsediyorsanız eğer, bunun mutlaka eksi yönleri de olacaktır.

 

  • MuhammedMuhammed2 ay önce
    Katılmıyorum