DAEŞ’le mücadele bahane, işler şahane

20 Kasım 2017 Pazartesi

Rakka’daki DAEŞ tiyatrosunu büyük bir zevkle izledik. Amerika’nın sömürmek için bölgelere katalizör olarak girdirdiği terör örgütlerinin, yine Amerika’nın eliyle ipi çekiliyor. Aslında Amerika’nın bu terör örgütleriyle iş birliği yapması yeni bir şey değil. Bizimle müttefik gözüküp Ortadoğu’da terör örgütleri ile mücadele adına ittifak yapmasının hiçbir anlamı yok. Hem DAEŞ’e yeşil ışık yakıp hem de PKK/PYD’ye her türlü lojistik desteği sağlayıp Kürdistan koridoruna yardımcı olmak, Amerika’nın en iyi yaptığı şey.

Fotoğrafın görünen yüzü ile gerçek yüzü çok farklı. Zahirde DAEŞ’le mücadele adına PYD/YPG/PKK ile işbirliği yapması, DAEŞ’i kendi politik çıkarları doğrultusunda kullanmak istemesinden kaynaklanıyor. Ortadoğu’yu yeniden dizayn etmek için DAEŞ’i Amerika’nın kurguladığını söylememiz, artık kuru bir iddia veya komplo teorisi değildir. 

PYD/YPG/PKK öncülüğünde gerçekleştirilen Rakka operasyonunda, DAEŞ güvenli bir şekilde tahliye edilmiştir. Acaba taraflar birbirine neyi vaat etmiştir? Terör örgütleri birbirinin tahliyesini ABD’nin gözetiminde yapmıştır. 

HEDEF, ADIM ADIM KÜRT DEVLETİ

Türkiye ABD ile Ortadoğu’da neyin mücadelesini veriyor? Amerika ile bizim, bölgede ne gibi bir beklentimiz var? Savaş sonrası Suriye masasından ne alacağız? Türkiye; açık kapı politikası uygulayıp “bu bir vicdan meseledir” diyerek 3.5 milyondan fazla mülteciyi topraklarında misafir etti. Suriye iç ve ulusal/küresel savaşta ölen ve yaralananlara sahip çıktı. Fırat Kalkanı Harekâtı ile güvenilir bölgeler oluşturdu. Biliyoruz ki Suriye’de başından beri küresel güçlerin vekâleten yürüttükleri bir savaş var. Biz bu savaşın tam ortasında ve ateş çemberinin içerisindeyiz. Bir tarafımızda Ermenistan, bir tarafımızda Kürdistan, bir tarafımızda da Büyük İsrail Devleti’nin hain senaryoları ile karşı karşıyayız. 

FETÖ, PYD/PKK BİZİM DÜŞMANIMIZ, ABD’NİN İSE DOSTU

Bir yandan da içerde FETÖ, PKK terörüyle uğraşıyoruz. Menfaat kelimesinden pek hazlanmam; Türkiye’nin Suriye’de ABD ile yürüttüğü ittifakta beklentiler örtüşmemektedir. Büyük şeytan Amerika’nın politikası, Kürdistan devletinin kurulması ve bunun Akdeniz’e açılmasıdır. Bütün hesaplar bu oyun üzerinden yürüyor. Aslında İsrail cephesinde de pek değişen bir şey yok. Kendisine İran’ı düşman olarak gören İsrail, Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyinde bir Kürt Devletinin inşasından yanadır. Rusya ne yapar bölgede? O da Suriye üzerinden etkinliğini ve gücünü pekiştirmenin çabasında. 22 Kasımda Rusya Soçi’deki Suriye Halkları Kongresi’nde Suriye’nin siyasi geleceğine ilişkin önemli kararlar alınabilir.

Türkiye’nin Suriye’de ve Güneydoğu’da terör örgütlerinin nefes borusunu kesmesinin yolu Afrin’den geçmektedir. Eğer Afrin’den PYD/PKK’nın Akdeniz’e inmesini engellemez isek hem daha önceki kazanımlarımızı kaybederiz, hem de Kürt Devleti’nin inşa süreci hızlanmış olur. Dikkat buyurun ABD, SDG çatısı altındaki herkesin kendi güvencesi altında olduğunu söylüyor. IŞİD’e Karşı Uluslararası Koalisyon’un Sözcüsü Albay Ryan Dillon “Türkiye, Afrin’e operasyon yaparsa, PYD’yi koruruz” diyerek Türkiye’yi vurmakla tehdit etmiştir. PYD bizim düşmanımız, Amerika’nın ise dostudur; peki bölgede ABD ile nasıl anlaşacağız? Afrin’de PYD’yi vurmak istediğimizde karşımızda kimleri göreceğiz? Bu durum ABD’nin PYD’yi uzun vadeli amaçları için kullanmaya niyetli olduğunu ve kendi emperyalist politikaları için Türkiye’yi satabileceğini göstermiyor mu? İdlib’e Kürt koridorunun önünü kesmek ve güvenli bir bölge oluşturmak adına girdik. O bölgede güvenliği sağlarsak, hem Kürt koridorunu önlemiş olacağız, hem de Türkiye’ye sığınan Suriyeli mültecilerin bir kısmını o bölgeye yerleştireceğiz. Görelim Mevla’m neyler, neylerse güzel eyler.. 

 

 

 

 

YORUM YAZ