Amerika, PYD’ye neden yardım ediyor?

06 Kasım 2017 Pazartesi

Söz başında hemen ifade edelim ki, Amerika siyasetinde değişen bir şey yok; PYD konusunda Obama’nın izinden giden Trump, bölgede PKK ile müttefik güç halinde. Beyaz Saray’a taşınmadan önce “Suriye’de ne işimiz var?” diyen Trump, Kürdistan için Amerikan solunun sadık dostu PKK/PYD’yi destekliyor. Tabii Rusya da PYD’ye destek sağlıyor. Bu saatten sonra sorunun sadece DEAŞ’la mücadele olduğuna hiç kimse inanmaz. ABD’nin şeytani planına göre; Suriye’deki Kürt varlığı ve Kürdistan koridoru çok önemli. Suriye’de, Kürt nüfusun Araplardan sonra ikinci sırada olduğunu biliyoruz. Kürtler, silahlı ve örgütlüler. DEAŞ’tan daha fazla sempati topladığı da bir gerçek. PYD, PKK ve DEAŞ’ın mimarı ABD olduğu için, bölgede ölümü gösterip sıtmaya razı etme politikası uygulanıyor. DEAŞ, kafa kol kesip terör estirirken; PYD, kadın savaşçıları ve seküler (dinsiz)yapısıyla daha çok takdir topluyor. Denilebilir ki, DEAŞ’ın panzehri PYD’dir. Çünkü PYD, başta Amerika olmak üzere Batılı ülkelerden her türlü lojistik yardımı almaktadır. 

Birkaç gün önce Alman kanalından çok çarpıcı PKK-ABD işbirliği olduğu yönünde açıklama geldi. Terör örgütü PKK’nın Suriye kolu YPG ile ABD ordusu arasındaki yakın ilişki irdelendi. Suriye’deki ABD kuvvetlerinin en üst düzey komuta merkezindeki isim olan General Raymond Thomas ile yapılan röportajda ABD’li general, terör örgütü PKK ile ‘’müttefik’’ olduklarını kabul ediyor. ABD’li yetkililer, YPG ve SDG gibi isimleri alsa da bu grubun tamamının PKK olduğunu bildiklerini ifade ediyor. Programda, ‘’’Alman solunun en iyi dostu’ olarak nitelenen terör örgütü PKK, nasıl oluyor da emperyalist olarak ifade edilen ABD ile birlikte çalışıyor?» sorusu yöneltiliyor.

PKK ile ABD arasındaki ‘’silah kardeşliği’’nin o denli ileri gittiğine değinilirken, Amerikan ordusunun özel kuvvetlerinin terör örgütü PKK’ya ait sembolleri omuzlarına takarak basına poz dahi verdikleri kaydediliyor. Suriye’deki ABD’li General Raymond Thomas ile yapılan röportaja da yer verilen haberde, ABD’li general, DEAŞ’a karşı verdiklerini iddia ettikleri mücadelede PKK ile ‘’müttefik’’ olduklarını kabul ediyor. Aynı zamanda PKK’nın Marksist değil demokrat olduğu kabul ediliyor. 

PYD NASIL GÜÇLENDİ?

PYD’yi besleyen PKK’dır. PKK’nın destekçisi ise Amerika’dır. Kabul edelim ki PKK, gelişmeleri iyi okumakta ve Amerika’dan çok büyük destek almaktadır. Suriye ve Irak’ta DEAŞ’a savaş açan örgüt (Kobani’de de ayını şeyi yaptı), Batı’nın dikkatlerini üzerinde topladı. Suriye’de PYD’yi besleyen sadece PKK değildir. En büyük müttefikleri Suriye ve İran’dır. Tahran ve Esad rejimi terör örgütü PKK/PYD’ye destek sağlamasa, bu lanet örgüt Suriye’nin kuzeyine nasıl yerleşecekti? PKK bu vesileyle Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’yi durdurmak istiyor. Türkiye, Suriye’de ÖSO’yu desteklemeye başlayınca Esad rejimi de boş durmayıp Türkiye’ye muhalif ne kadar grup varsa desteklemeye başladı. Suriye iç savaşına müdahil olurken PKK’nın Suriye’ye yerleştirilmesini gördük ama, yine de kaçırdığımız şeyler oldu mu acaba?

ABD için bölgede DEAŞ’a karşı en önemli müttefik, Kürtler ve özellikle PYD (yani PKK). İster kabul edelim, ister karşı çıkalım; maalesef gerçek bu. DEAŞ’la mücadelede en güçlü grup olarak PKK/PYD’yi gören Amerika, Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’yi de bu güçler sayesinde hem kontrol ediyor hem durduruyor. Sadece Amerika değil, başta Almanya, İngiltere, İsrail ve Fransa olmak üzere, Batı dünyası PKK ve PYD’ye Irak’ta ve Suriye’de askeri eğitim ve teçhizat yardımlarında bulundu, bulunmaya da devam ediyor.

Ortadoğu’daki yaşananları anlık gelişmelerle ve birbirinden bağımsız değerlendirmek, bizi doğru sonuca ulaştırmaz. Fotoğrafın bütününe bakmak ve en önemlisi İslam’i bir bakış açısıyla analiz etmek gerekiyor. Anlık ve çıkara dayanan ilişkiler de bizi yanıltabilir. Batı’nın Ortadoğu’da uzun vadeli bir hesabı var. Bu hesapta İslam ve Türkiye’nin bölgeden uzaklaştırılması, en azından gücünün kırılması vardır. Amerika’nın bölgede Kürtlerle iş tutacağı kesin. Bunun için de PKK/PYD’ye şartsız destek verecek. IŞİD veya DEAŞ’ın bölgeye yerleştirilmesi de Amerika’nın bir projesidir. Amerika bir yandan Kürdistan’ın oluşması için tüm gücünü seferber ederken diğer yandan da Türkiye’nin bölgede söz sahibi olabilmesinin şartını YPG’nin varlığını tanımaya bağlıyor. 

Peki Suriye düşer mi? İran ve Rusya, bölgenin kaderinde nasıl bir rol alacaklar? Bu saatten sonra Suriye düşmez. Suriye’nin düşmesi Ortadoğu’da iç isyanların daha uzun süre devamı ve bir taraftan da mezhep savaşlarının da genişleyerek büyümesi anlamına gelebilir. Çünkü bu ihtimal yani Suriye’nin düşmesi, ABD ve Rusya’nın oluşturduğu güç bloklarının karşı karşıya gelmesi anlamına gelir. Esad, kim ne derse desin; bu bağlamda bir zafer elde etti. Amerika Suriye’de kaybettiğini anlayınca, DEAŞ bahanesiyle YPG’ye silah yağdırdı. Tabii o silahlar PYD aracılığı ile direkt PKK’ya gidiyor.

Fırat Kalkanı ile Kürdistan hareketine karşı elde ettiğimiz kazanımlarımızı Afrin’le taçlandırmalıyız. 

 

  • Hy-hyHy-hy17 gün önce
    Mesut Barzani kripto yahudi soyundan barzan aşiretinden gelir.Osmanlı kayıtlarında mevcuttur.Coninin eline koz vermeyin diyorsundan adam conini kucağından inmiyor,fırsatını bulunca yemek yediği kaba pisliyor.Adam az kalsın müslümanları birbirine kırdıracaktı.Referandum kağıdını rulo yapıp adamın biryerlerine sokarlar birde ana dilde bağırtırırlar.Gitsin netanyahu abisine,ingiliz elçisine,usadan Mc Gurk valisine iki postada onlar atsın belki rahatlar.Şimdi taze kaşar neçirvanı sermaye yapmış pazarlıyor.Aslanım amerikalılar ve ingilizler adamı ler birde..... diye çağırırlar.