Mü’mine mazeret yakışmaz

05 Mayıs 2017 Cuma

Yeryüzüne halife olarak gönderilen insanoğlu, iman ile küfür arasında serbest bırakılmıştır. Yani insana seçme özgürlüğü demiş olduğumuz “irade” verilmiştir. Ama insanın bu iradesini kendi mutluluğu için kullanmasını sağlamak amacıyla da müjdeleyici ve uyarıcı olarak peygamberler gönderilmiştir. İnsan ile tabiat arasındaki en büyük fark, işte bu seçme özgürlüğüne sahip olup-olmama yönüdür. Bütün kâinat toptan mümindir. İnsan ve cinler dışında hiçbir varlığın İlahi emre aykırı hareket edebilme yeteneği yoktur. Bununla birlikte insana kulluk görevini yerine getirebilmesi için bütün imkânlar verilmiş, sonsuzluklar diyarı olan ahirette hiçbir mazeretin kabul edilmeyeceği Kur’an-ı Kerim de açıkça ifade edilmiştir:

“Bütün bu elçileri, güzel haberlerin müjdeleyicileri ve uyarıcılar olarak gönderdik ki onların gelişinden sonra insanın Allah karşısında hiçbir mazereti kalmasın. Allah gerçekten güç ve hikmet sahibidir.” (Nisa,4/ 15)

Evet, insanın hiçbir mazereti ahirette kabul görmeyecektir. Yani hepimizin en çok yaptığı şey olan mazeret üretmek hiçbir anlam ifade etmeyecektir. Önce kendi benliğimize sonra da içinde yaşadığımız topluma şöyle bir göz attığımızda maalesef yapamadığımız ya da yapmak istemediğimiz işlerle ilgili sürekli mazeret ürettiğimizi gözlemliyoruz. 

Kur’an insanın Rabbine karşı taşıması gereken sorumluluk bilinci için “takva” kavramını kullanır. İnsanlar arasındaki üstünlüğün ölçüsünün de bu sorumluluk bilincinin seviyesi olduğunu vurgular. Unutmayalım ki insanın en büyük sorumluluğu, En Büyük’e karşı sorumluluğudur. İnsanın Rabbine karşı yerine getirmesi gereken sorumlulukları olduğu gibi insanlığa karşı sorumlulukları da vardır. İnsanın insanlığa karşı yerine getirmesi gereken sorumlulukları ise “erdem” kavramıyla ifade edilir.  Bu sorumluluklar, insanın yeryüzünde halife olarak yaratılmasının doğal bir sonucudur. Allah’a karşı yapmak zorunda olup da yapmadığımız görevlerle ilgili mazeretlerimizin ahirette özür olarak kabul görmeyeceği gibi dünyada kendi işlerimizle ve insanlığa karşı sorumluluklarımızla ilgili mazeretlerimiz de bize hiçbir yarar sağlamayacaktır.

Rabbimize ve insanlığa karşı sorumluluklarımızla ilgili mazeret üretmekten vazgeçmeliyiz. Yaratılan herhangi bir bitki gibi etkisiz eleman olarak var olmak yerine insan gibi, adam gibi var olmayı tercih etmeliyiz. İyiliği yaymak, erdemli olmanın mücadelesini vermek kulluğumuzun bir gereğidir. Nasipleri dağıtan Allah, ezeli taksiminde bize insan olmayı nasip etmiş. İnsana akıl, irade ve vicdan lütfetmiş. Talep etmeyene erdemli olmak nasip olmaz. Erdemli olmayı “nasip meselesi” diye geçiştirmeye çalışanlar hasenatla yetinip, salihat için mücadele etmeyen insanlardır. Böyle pasif olmayı tercih edenlere salihat nasip olmaz. Böyle tipler görünmeyi önceleyen, emeğe değil, sonuca bakan, taklitçi ve sorunlu bireylerdir. Bu tip bireyler, Allah’ın Basir sıfatını doğru bir şekilde anlayamamış ve ihlasa erememişlerdir.

 Bunun karşısında erdemli olmaya, her türlü iyiliği ve hayrı dünyaya yaymaya talip olanlar vardır. Bu tür şahsiyetler gıybet, haset ve iftiraya tevessül etmezler. Taklit etmek yerine tahkik ederler, kendileri için bir “yeter” noktası yoktur. Bilirler ki “yeter” diyen insan biter. Emek, gayret, zahmet ve sabırla takvanın ve erdemin mücadelesini verirler. Yük olmak, sorun çıkarmak yerine, yük almayı ve sorumluluk üstlenmeyi tercih ederler. Böyle model şahsiyetlerin hayatlarına baktığımızda şunu müşahede ediyoruz: Sıradan bir insanın ileri sürebileceği mani ve mazeretler bu şahsiyetler tarafından asla ileri sürülmemiştir.

Kur’an’da yer alan yirmi beş peygamberimize kulak verdiğimizde onlardan hiçbir mazeret cümlesi işitmiyoruz. Efendimizin hayatına baktığımızda, “kalk ve uyar” emrine muhatap oluşundan itibaren onun hiç durmadığını, yeryüzünün en kapsamlı iman hamlesini başlattığını ve kendisini davasına adadığını gözlemliyoruz.

Hiçbir mazeretin kabul olunmayacağı bir güne doğru gidiyoruz. Öyleyse bu dünyadaki kulluk vazifelerimiz için mazeret üretmekten vazgeçerek kendimizi Rabbimize kulluğa adayalım.

 

  • KAFKAS KARTALI ŞEYHŞAMILOĞLUKAFKAS KARTALI ŞEYHŞAMILOĞLU6 ay önce
    BU adalet,insaf;hak,hukuk;vicdan tanımayanFETOŞ ve ZOMBİLERİ , SİNSİ ABD ve VAHSI BATI'YI ÇOK SEVERLER.TENKID EDILMESINE TAHAMMÜL EDEMEZLER.ZİRA TASMALARI ONLARIN ELLERİNDE ONLARIN ADİ -VATANSIZ -RUHSUZ Birer TETİKÇİLERİDIRLER.HERHALDE "KABİR " de akılları başlarına gelir.Fakat çok geç dünya sınavı bitmiştir !...
  • ESTERGONLU CİHANGİR ESTERGONLU CİHANGİR 6 ay önce
    DÜNYA LİDERİREISIMIZRECEP TAYYİPERDOĞAN, bir çağkapadı..Yeni bir ÇağAçtı. ALLAH (C.C) in izniyle....İste BuMahzuzeder bizi....Ecdadım....Ecdadım....sana150 yildırihanet edenİngiliz anahtarları ...yerliLawrenceler ...Britüsler...Bilerberg Fehmiler....Mütevazi kılıklı;Abd-AB Ne derdiyeyıllarcakulağıkirişte ;onlardan gelecek talimatladevlet yönetmeyı marifetsayanSiyasetçiker UTANSIN !... utanacakyüzlerivarsa ...
  • Halil Zafer DEMİRKAYA VEAİLESİHalil Zafer DEMİRKAYA VEAİLESİ6 ay önce
    S- Herşeyden evvel bize lâzım olan nedir? C- Doğruluk. S- Daha? C- Yalan söylememek. S- Sonra? C- Sıdk, sadakat, ihlas, sebat, tesanüddür. S- Neden? C- Küfrün mahiyeti yalandır. İmanın mahiyeti sıdktır. Şu bürhan kâfi değil midir ki; hayatımızın bekası, imanın ve sıdkın ve tesanüdün devamıyladır.Tarihçe-i Hayat - 87(RİSALE-İ NUR KÜLLİYATI)
  • Mehmet Nuri ŞevliMehmet Nuri Şevli6 ay önce
    Hocamdan gençliğimizden beri yararlanıyoruz.Böyle net kaynaklı hem de seviyelere indirgeyerek konuları yıllardır anlatır yazar Allah razı olsun ve böyle hocalarımızın sayılarını arttirsin
  • Adem OnarAdem Onar6 ay önce
    Allah sizden razi olsun Muhterem Hocam. Her zaman istifade ediyorum yazilarinizdan ve yuzlerce yakinimlada paylasiyorum bu mukemmel yazilari
  • ahmet kutluahmet kutlu6 ay önce
    Allah razı olsun sizden. Bu kadar net aktarımınızdan dolayı.
  • Saffet MEDİKSaffet MEDİK6 ay önce
    Hasan ŞEN Beyfendiye Abdullah BÜYÜK Hocanın 29 Temmuz 2016 Tarihli yazısını okumasını tavsiye ediyorum. Hocamın o yazısını okursanız tahminim tereddütleriniz gidecektir.
  • VolkanVolkan6 ay önce
    Değerli hocam, yüreğinize sağlık.En içten sevgi ve hürmetlerimi sunarım.
  • Allah görüyorAllah görüyor6 ay önce
    Allah razı olsun hocam. Bildiğiyle yaşamayan toplum olduk. Yine de uyarmaya devam. HER MÜSLÜMAN DAVA ADAMIDIR. Ama ...Müslüman kanlarının oluk, oluk akıtıldığı, fitnenin her köşeyi sardığı, zalimin zulmünün hoş görüldüğü bir dönemde yaşıyoruz. Zalimlere karşı, tuğyana karşı dik bir duruş sergilememiz gerekirken maalesef atalet ve dünyevileşmeye kapılmış gidiyoruz. Dava yok olmuş, varsa da davacık olmuş. Gerçekleri gören gözler görmezden gelir olmuş. Bana dokunmayan zarar bin yaşasın denir hale gelmiş. Gerçekler acıtsa da çaktırmamak için acıtmıyormuş numarası yapılır olmuş.Dik durmasını bilmeyenler, dik duramayanlar, eğilip bükülenler, can, mal, makam, mevki ve dünyalık menfaatler uğruna taviz vermeye alışanlar, İslam davasını güdemezler ve İslam davasına hizmet edemezler. İslam; hükmedendir, insanın ferdi, ailevi ve sosyal hayatına şekil vermek üzere gönderilmiştir. Dolayısıyla dava mensubu Müslüman, yaşantısını İslam’a uydurarak hayat sürdüğü gibi, toplum hayatının da İslam’a uyması için ortam ve zemin hazırlar, İSLAM’I KENDİ HAYATINA YADA TOPLUM HAYATINA UYDURMAYA ÇALIŞAMAZ. İslam’ın hükümlerine uyar, ortamı bu hükümlere uydurmaya çalışır, bu hükümleri ortama uydurmaya çalışamaz. Sahabeler ve sahabeden sonraki nesiller bu dini yan gelip yatarak bu günümüze taşımadılar. Mücadeleyle, gayretle, çabayla günümüze kadar taşıdılar. Bundan sonra ise bu dini taşıma sorumluluğu bizlerin üzerindedir. Allah Teala buyuruyor: “GERÇEK ŞU Kİ, BİZ EMANETLERİ GÖKLERE, YERE VE DAĞLARA SUNDUK DA ONLAR BUNU YÜKLENMEKTEN KAÇINDILAR VE ONDAN KORKUYA KAPILDILAR; ONU İNSAN YÜKLENDİ. ÇÜNKÜ O, ÇOK ZALİM, ÇOK CAHİLDİR.” (Ahzab Süresi 72). Allah yar ve yardımcımız olsun.
  • isa TORUKisa TORUK6 ay önce
    Müslüman toplumların içinde bulunduğu sıkıntaların temelinde muhatap olduğu Kuranı hakkıyla anlayamayışı var ...bu bütün dünya müslümanları için geçerlidir..Neden müslümanlar eziliyor -neden islam ülkeleri ateş içinde-neden müslümanlar birbirine düşmüş durumda?..
Daha fazla yorum göster (1/10)