İktisadi güç ve önemi

03 Haziran 2017 Cumartesi

Mal, İslam’da Allah’ın, komünizmde ferdin, sosyalizmde ise devletindir. Yeryüzünde, mal, benim diyenlerle, mal, Allah’ındır diyenler arasında sürekli bir savaş vardır.

İslam inancında, yeryüzü geniş bir sofradır, insanlar ise Allah’ın iyalidir. Kur’an-ı Kerim’de Hars ve Nesl Müslümanların dikkat edeceği bir konudur. Çünkü Hars, ekin demektir. Kaynakların sömürülmesi söz konusu olabilir. Nesl ise, nesildir, gençliktir. Beyinlerin sömürülmesi dikkat çekmektedir. Yeryüzü müstekbirlerinin sıcak gündemi ise, kaynakların ve beyinlerin sömürülmesidir.

Yeryüzü coğrafyasında işlenen tüm kötülüklerin arkasında üç sebep vardır:

Haksız kazanç,

Gerekli olan yere harcama yapmamak,

Gereksiz olan yere harcama yapmak…

Komünizm ve sosyalizm, maddeci görüşe sahiptir. Düşündükleri insan tipi, özellikle maddi güdülerle davranışlarını düzenleyen bir iktisadi adamdır. Yani Homo economicus…

İnsan kâinat ilişkisinde vahiy devre dışı tutulur. Mal, ya ferdindir veya devletin. Müslümanın, ekonomik hayattaki davranışları, maddeye bakışı, mal anlayışı, tamamen farklıdır. 

İslam ekonomisinde düşünen insan;  Allah’ın emir ve yasaklarına, Kitabı olan Kur’an-ı Kerime, Peygamberimizin sünnetine, Âlimlerimizin ortak düşüncesi olan İcma-i ümmete, büyük âlimlerin içtihadına, İslam devletinin, İslam’a uygun emirlerine göre yaşayışını ve davranışını düzenleyen bir insandır.

Müslüman insan, kalkınmayı hedefler, ekonomik insan ise büyümeyi hedefler. Mal üretmek, insan eğitmek kadar önemlidir Birbirini aldatmayan iki ortağın üçüncüsü Allah’tır. Bir hırka, bir lokma anlayışı, Müslümanın anlayışı değildir.

Mekke dönemi, ekonominin ilkelerini belirtmiştir. Medine dönemi ise helal kazancın mücadelesiyle taclanmıştır. Peygamberimizi, dünya kamuoyuna karnına taş bağlayarak yaşayan insan imajını vermek, Müslüman zenginlerimizin elini ayağını bağlar. Peki bu konunun mahiyeti nedir?

Peygamberimizin karnına taş bağladığı doğrudur. Ancak, şu konuyu iyi anlayalım. Liderlerin yaşam seviyesi, toplumun en aşağı tabakasında yaşayanların seviyesine inmelidir. Peygamberimiz en doğrusunu yapmıştır. Ülkemizde Cumhurbaşkanımız, gecekonduda yaşayan bir aileye gidiyor, diz kırıp oturuyor ve yemek yiyor, milyonlarca insanın takdirini, teşekkürünü alıyor.

Netice: Mal üretmek, insan eğitmek kadar önemlidir. Ekonomide, bireyin ilkesiz yükselişi, bizim için delil değildir. Tüketim ekonomisini tasvip etmiyoruz. Bir defa kullan, sonra at, anlayışına da katılmıyoruz. Reklamların, bilgilendirici olmasını saygı ile karşılıyor, aldatıcı reklamları asla onaylamıyoruz. İnsana ait bilginin, eşyaya ait bilginin altına düşmesini kabul etmiyoruz. İş yerlerine yönelik mali müşavirlere ihtiyaç duyan tüccarlarımız, dini müşavirlere de ihtiyaç duymalıdır.

 Bu konuda Hz. Ömer(r.a)in hilafeti döneminde valilerine gönderdiği genelgeyi tüm işadamlarımıza, tüccarlarımıza hatırlatıyor, yârın inşallah işadamlarımızın olması icap eden kimliklerini sizlerle paylaşmak istiyoruz:

“Yapacağı ticaretin İslami esaslarını bilmeyen, bizim çarşı ve pazarlarımızda alışveriş yapmasın. Tirmizi: Vitr.21

PEYGAMBERİMİZDEN BİR HADİS:

 Ebu Hureyre (r.a)Rasûlûllah (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

“Kadın beş vaktini kılar, ramazanını tutar, namusunu korur ve eşine itaat ederse dilediği kapısından cennete girer.”

(Sahihi İbni Hibban, 4163)

BİZE DÜŞEN SORUMLULUK 

VE VAZİFELERİMİZ:

1.Kadın şeytanın ilgi alanıdır. Bu yüzden daha dikkatli olmalıdır.

2.Erkek ve kadına düşen görev Allah (c.c)’ın çizdiği çizgilere sadık kalmaktır.

3.Kadının eşine itaat etmesi Allah (c.c) katında birçok amelden daha yüksek mertebededir.

GÜNLÜK HAYATIMIZA PRENSİPLER VE FIKHİ KAİDELER:

Eğitimin ruhunu biliyor muyuz? İşte cevabı: Peygamberimiz nasıl öğretirdi ve Peygamberimiz nasıl eğitirdi? Bunlar öğrenilmeden, insanı yetiştirmek zordur.

Rahmanın kulu olarak yamamak istiyorsak, Furkan Suresinin 63-77 ayetlerini okuyup, anlamak ve kendimizi testten geçirtmek.

Erkek çocuklarımızı sünnet ettirirken, tekbir getirmek bid’attır. Dua okuyalım.

Hastayı ziyaret etmek sünnet, cenaze namazı kılmak ve defnetmek ise farz-ı kifayedir. (Müslümanlardan bir grup bu görevi yaparsa, diğerlerinden sakıt olur)

Cemaatle namaz kıldıktan sonra saflardan ayrılmak müstehaptır. Sabah ve ikindi namazı da dâhildir.

 

  • ErcanErcan5 ay önce
    Yazıdaki Komünizm Kapitalizm olması gerekiyor. Yanlışlık düzeltimeli