THY - Nevşehir

1438 Ramazan’ın Anısına

23 Haziran 2017 Cuma

İbadetlerimizde ihlâs, samimiyet, huşû ve hudû; her zaman o ibadetin kabulü için olmazsa olmazıdır. Ramazan mektebinde, bu iç dinamikler doruk noktaya ulaşmalıydı. Kur’an okumalarımız, teravih namazlarımız, yasak savma kabilinden çıkarak, “gerçek ibadet” boyutu kazanmalıydı. “Âdet” olmaktan çıkıp, “ibadete” dönüşmeliydi.

Ramazan ayı “Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden âzâd” ayıdır. Allah’u Teâlâ’nın afv ve mağfiretinin coştuğu, kötülüklerin asgariye indiği, şeytanın iğvasının azaldığı bir aydır. Dokuz ayda gevşeyen manevî hayat iplerinin, bu mübarek üç aylarda, günlerde düğümleri tekrar sağlamlaştırılmalıydı. Bu aylar, şarj olma ayları olarak algılanmalıdır. Normal olarak yaşanan ibadet hayatının bu aylarda biraz daha yoğunlaştırılması gereklidir. Bunun örneğini Rasulullah (sav) bize vermiştir. Bu aylarda diğer aylara oranla Peygamber Efendimiz Rabbine daha çok yönelmiştir. Özellikle Ramazan’ın son on günü Mescidde i’tikafa girerek kendini dış dünyadan soyutlayıp Allah’a ibadete adamıştır.

Ramazan mektebi; namaz, oruç, fıtır sadakası, tefekkür ve Kur’an okuma gibi yoğun ameli dersleriyle ruhu tekâmül ettirmekte, nefsi ise terbiye ve tezkiye etmektedir. Bu yüce mektebin müfredatına gönül vererek geçmiş on bir ayın muhasebesini yapan ve gelecek on bir aya bedenen ve ruhen hazırlanan ve böylece İslam dininin hayat kanunlarını yaşama aşkıyla şarj olan mü’minler, Rasûlullah’ın ifadesiyle “analarından doğdukları gün gibi saf ve günahsız olarak” Yüce Mevlâ’mızdan “rıza” diploması alırlar.

Ramazan mektebinden geçer not alarak mezun olanlar, mezuniyetlerine yakışan bir tavırla Ramazan’da edindikleri iyi alışkanlıklar ve ibadetlere olan düşkünlüklerini hayatlarının devamında da sürdürmelidirler. Sadece Ramazan’da Allah’ın rızasına uygun davranıp, Ramazan’dan sonra heva ve hevesin güdümüne girmeyi, İslam’la uzlaştırmak mümkün değildir. Aslında Müslüman, her ayını Ramazan, her gecesini de Kadir bilerek Rabbine olan kulluk vazifesini sürekli bir şekilde ayakta tutmalıdır.

Müslüman, kulluğunu ihlal edecek her davranıştan ömrü boyunca, bütün zaman dilimlerinde uzak kalıp, Allah’a yaklaştıran her amele koşarak ulaşmak zorundadır. “Allah’a şükreden bir kul olmayayım mı?” diyen Rasul’ün (sav) çizgisini kendine rota edinerek, “Rabbe şükreden bir kul” olmayı her an öncelemelidir.

Ömrümüze her yılın Ramazan ayı bir defa gelir ve bizde bazı izler bırakarak mahşere kadar bizden ayrılır. 1438 Hicri yılının Ramazan ayını da ömrümüzden uğurluyoruz. Bu Ramazan’ın da bundan önceki Ramazanlarda olduğu gibi bize güzel hasletler kazandırarak, mahşerde lehimize şahit olacak şekilde bizden ayrılması gerekiyor.

Sonsuzluklar diyarında Rabbimize kavuştuğumuzda anda yaşayacağımız büyük bayramımızın bir provasını daha yaşayacağız. Müslümanlar, hicretin 2. yılından itibaren cennetteki büyük bayramlarının küçük bir tadımlığı olarak yılda iki defa Allah’ın hediyesi olan bayramlarını kutlamaya başlamışlardır. Bugünlerdeki sevincin birlikte yaşanması, beraber yenilip içilmesi için Efendimiz, Ramazan Bayramı’nın birinci gününde, Kurban Bayramı’nın ise tüm günlerinde oruç tutmayı yasaklamıştır.

Bayramlar cennetteki huzur ve mutluluktan dünyaya indirilmiş küçük bir hissedir. Onun için tüm bayramlarımız cennete olan özlemimizi artırmalıdır. İnsan bu dünyadaki geçici olan şeylerle avunmak yerine kalıcı olanı istemeli ve onun için yaşamalıdır. Bir ömrü, cennete duymuş olduğu özlem ile hayatımızın merkezine vahyi alarak yaşamalıyız. Bu şekilde yaşayanların dünya hayatı Ramazan, ahireti ise bayram olur. Dünyamızın Ramazan, ahiretimizin bayram olması duasıyla şimdiden Ülke ve Dünya Müslümanlarının Ramazan Bayramı’nı en kalbi dileklerimle tebrik ediyorum.

Değerli okurlarım: Yaz aylarındaki yoğun hizmet programımız sebebiyle Cuma günleri sizlerle buluşmamıza vesile olan makalelerimize bir süre ara vermek zorunda kaldık. Bugüne kadar bizi ilgiyle takip eden bütün okurlarıma teşekkür eder, bu ayrılıktan dolayı anlayış beklerim. 

Selâm ve dua ile Cumanız mübarek, dualarınız makbul olsun…

 

YORUM YAZ

  • Allah GörüyorAllah Görüyor2 ay önce
    Allah razı olsun hocam da inşallah tavsiyelerinizi tutarlar. Maalesef tutacaklarını sanmıyorum. Neden mi? Yaşayıp bizzat gördüm de ondan. Başörtüsü zulmü gördüğümde ihraç olmuştum. O zaman sanki karalama yapıyormuş gibi olmaması için şehir ismi vermeyeceğim, büyükşehirlerden birinde AKPARTİLİ belediyemize iş için gittiğimde durumumu anlattığım halde belediye başkanınında ilgilensinler demesine rağmen boş olan mesleğimle ilgili kadroya sırf milletvekilinden torpilli olamadığım için yani akpartili milletvekili tanıdığım olmadığından referans getiremediğim için kadrolu işe alınamadım. Bir iki gün sonra aynı kadroya bir mağdur değil daha milletvekilinden referanslı olan bir kişi alınıvermiş. Yani işi kitabına uydurmuşlar yani akrabayı gözetmişler. Kitabımızda da öyle demiyor mu, akrabayı gözetiniz. Kısacası demokrasi adı üstünde demogoji ile işini yürütme sanatı olmuş. Allah (C.C.)'tan korkma kalkmış, vebale girme korkusu kalkmıış, hele hele kul hakkına girmek ise zaten moda olmuşsa, sui zan dinimizin bir parçası ise yani ölmüş kardeşinin etini yemekten zevk alır hale gelmişsek tavsiyelerinizi kim dinler. Yeter ki bir milletvekili olalım dediğinizi aynen uygulayacağız ayakları milletvekili olununca uçup gidecektir. CHP zamanında başörtüsü zulmü gördüm, şimdi de büyütüp desteklediğimiz AKPARTİMden olmadığım halde zorla hain oldurup ihraç ediliyorsam neyi anlatıyorsunuz. Yaşadığım zulüm ortada değil mi? Daha neyle suçlandığımı bilmiyorum. İftira mı yoksa bende hangi suç olduğunu bilmiyorum. Üzerimde hiçbir kriter olmamasına rağmen nerdeyse iki yıl olacak CHP den farksız bir şekilde aynı CHP nin yaptığı gibi ihraç yaşıyorum. Neden? Çünkü bir milletvekilinden veya belediye başkanından referansım yok. Bana söylenen ben öyle anlıyorum, Allah(C.C.) gelsinde seni kurtarsın deniyor. Yani kalplerden Allah korkusu kalkmış, dini kendimize uyduruyoruz. Ama millete seslenirken Allah adını ağzımızdan düşürmüyoruz. Bana gelen bu çamur benden başka bakanı olmayan oğlu var ama bakmayan anamı 1989dan bu yana sağolsun kocamdanda hep yanımda kalan garip anam, çilekeş anam bana atılan çamur anamı iki yıl boyunca öyle üzdüki garip anam üzüle üzüle bu ayın ortadında artık dayanamayıp kalp krizi geçirerek vefat etti. Ne kadar doğru bir söz. AĞLARSA ANAM AĞLAR, GERİ YALAN AĞLAR. Kimseye de bu yüzden vefat etti diyemedim. Neden? Sırf akpartime laf gelmesin diye. Çocuklarımda namaz kılmayı bırakıp sola meylettiler. Siz benim yerimde olsanız hakkınızı helal edebilir misiniz, eder misiniz? Siyaset bu şekilde veballere giriyorsa söylemlerle icraatlar örtüşmüyorsa üç maymunu oynamak moda olmuşsa herkes hep bana rabbena diyorsa gelecek güven vermiyor. Adalet bile ağızlarda olup uygulanmıyor, işimize geldiği şekilde uygulanıyorsa neyi anlatıyoruz? Neyi tavsiye ediyoruz? Dinleyen var mı? Kalpler duvar olmuş. Anlatmaya luzüm yok. Her şey apaçık ortada değil mi? Dini çıkarımız için kendimize göre uydurarak, cepleri doldurarak yaşamıyor muyuz? Sanki ahiret yokmuş gibi yaşamıyor muyuz? Ölüm her an gündem de olmasına rağmen hiç ölmeyecek ve hesaba çekilmeyecek şekilde yaşamıyor muyuz? Yazarlar ve çizerler bile laf olsun torba dolsun demiyor mu? Yazılanlara baktıkça yaşayışa baktıkça söylemler havada kalmıyor mu? (Lafım yarası olanlara, istisnalar kaideyi bozmaz). Ameller niyetlere göre deyip bir çok vebale girilmiyor mu? Kısacası sol geliyor vuruyor, sağ geliyor vuruyor. İyilikten maraz doğuyor, insan nufusu artıkça insanlık ölüyor, insanlık sınıfta kalıyor. -"EY İNSANLAR! ALLAHIN VAADİ HAKTIR. DÜNYA HAYATI ALDATICIDIR. ALDATICILAR ALLAH’IN ADINI KULLANARAK SİZİ ALDATMASIN." (Fatır Suresi 5. Ayet). Milletvekili olmakla düzelme olmaz. Dosdoğru olalım, yaşayalım, zaten düzelme olur. Söylemlerle icraatlar örtüşmüyor. Şimdiye kadar tavsiyelerinin tam karşılığını görmedik. İnşallah yanılırım, bundan sonra görürüz. Allah(C.C.)'tan ümit kesilmez. Tavsiyeye nasihata devam. Ama ben bana yapılan zulüm sona ermeden AKPARTİMe maalesef oy vermeyeceğim. Yani devam diyemeyeceğim. Oy kullanmayı düşünmüyorum. Bir çok kişiye akpartiye kazandırmış iken bu başıma gelmiş ve yanlışlarına devam edeceklerse benden bu kadar. Artık siyasete güvenmiyorum. Güvenmeye başladığımda D E V A M demeye başlarım. Allah yar ve yardımcımız olsun. Önce başörtüsü yüzünden CHP den darbe yedim. Şimdide destekleyip büyüttüğümüz AKPARTİMden yargısız infaz ile olmadığımız halde zorla hain teorist damgasıyla ihraç edildim. Suçum ne, belli değil, yok. İftiramı onu bile bilmiyorum. İkii yıl olacak nerdeyse ohalkomisyonu sonucunu bekliyorum. Asıl hainler dışarda gezerken garibana zulüm yapılıp anamızı ağlatıp öldüren, çocuğumuzu sola kaydırıp elden gitmesini sağlayana oy kullanmaya gitmediğim için kardeşlikten çıkıyorsam çıkayım. Devletime küsmem. Vatanıma küsmem ama yaşın yanında kuruyu yakana asla haklarmı hiçbir zaman helal etmem, etmeyeceğim. Onlar için duam yaşadığımı yaşamadan ölmesinler. Hatadan dönülürse tabi ki oy atarım. Onları ben değil Allah affetsin. Şu anda CHP den ne farkımız kaldı? Allah şehitlerimizden ve gazilerimizden razı olsun. Allah yar ve yardımcımız olsun.