Uhud Kadir Işık

15 Temmuz sabahı, asker olabilmek için Kara Harp Okulu’nda astsubaylık sınavına giren Uhud Kadir Işık, aynı günün akşamında meclisin önünde yaralılara yardım ederken şehit düştü.

Uhud Kadir Işık, 15 Temmuz sabahı sağlık astsubayı olmak için sınava girmişti. Babası sınavın nasıl geçtiğini sorduğunda, ''İmtihan çok iyi geçti. Sporu geçtim, yarın mülakata gireceğim. Büyük ihtimalle kazanırım'' demişti.

15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın  çağrısı üzerine sokağa çıkan Işık ve babası, Keçiören Aktepe'den Kızılay'a 3 saatlik bir yürüyüşün ardından ulaştı. Sabaha karşı Kızılay'a vardıklarında karşılarında tankları ve ezilmiş arabaları gördüler. Baba Işık, oğluna ''Sıkıntı var geri dönelim'' dedi ancak Uhud Kadir, ''Madem sonuna kadar gitmeyecektik, niye buraya kadar geldik'' cevabını verdi.

17 yaşındaki Sağlık Meslek Lisesi Anestezi Bölümü mezunu Uhud Işık, babası kendisini geri çağırdığı halde yaralılara yardım etmek için ilerlemeye devam etti. Helikopterden yoğun ateş açıldığı için Emniyet Genel Müdürlüğü içerisinde nöbetçi kulübesine sığınan ve tekrar oğlunu arayan baba Mehmet Işık, ulaşamayınca korkuluklardan atlayıp Genelkurmayın önüne doğru koştu ve oğlu Uhud Kadir’in yaralandığını gördü.

Yerde yatan oğlunu kontrol eden Mehmet Işık, Uhud Kadir’in sırtını açtı ve sırtından 3 kurşun yemiş olduğunu gördü. Acilen hastaneye kaldırılan Uhud, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak şehit düştü.

Darbe girişiminin en genç şehitlerinden biri olan 17 yaşındaki Uhud Kadir Işık, 18 Temmuz günü Çankırı'nın Orta ilçesine bağlı Kalfat köyüne defnedildi. Genç şehidin köye defnedilmesinin hikayesini ise şehidin babası Mehmet Işık şöyle anlattı:

''Uhud daha küçüktü. Bir gün köyden dönerken yol üzerindeki başka köylerin mezarlıklarında gördüğü bayraklı mezarları sordu, ''Bunlara neden bayrak asmışlar'' dedi. Ben de ''Onlar, teröristlerle çarpışırken şehit olan asker veya polislerin mezarları'' dedim. ''Bizim köyün mezarlığında neden yok'' dedi. ''Bizim köyde şehit olan yok da ondan'' dedim. ''Baba, bizim köyün ilk şehidi ben olacağım'' dedi.

Şehidin ismi, memleketi Çankırı’da bir imam hatip lisesine verildi.