Sultan Abdülaziz

32. Osmanlı padişahı ve 111. İslam halifesi Sultan Abdülaziz'in hayat hikayesi ve dönemi hakkında bilgiler

Sultan Abdülaziz 8 Şubat 1830 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi.

25 Haziran 1861 tarihinde Sultan Abdülmecid’den devraldığı saltanat koltuğuna oturdu.

Sultan Abdülaziz, güreş, bilek güreşi, av, cirit ve binicilik sporlarına meraklıydı. Bu sporların yanı sıra Sultan’ın onlarca Şahsî bestesi bulunmaktadır.

Sultan Abdülaziz tahtta kaldığı süre boyunca en çok Osmanlı Donanması'nın modernleşmesi konusunda çalışmıştır. Bu nedenle diğer ülkelerden alınan krediler sürekli orduya harcanmıştır.

Hükümdarlığı süresince sık sık ülke içi ve ülke dışı temaslarda bulunan Abdülaziz, I. Selim'den sonra Mısır'ı ziyaret eden ilk ve tek Osmanlı Padişahıdır.

Avrupa’ya seyahate giden tek Osmanlı Padişahıdır. 1867 senesinde Paris'te açılan büyük bir sanat sergisine III. Napolyon'un daveti üzerine katıldı. Sergiden sonra imparator ile temaslarda bulunmuş İngiltere, Belçika, Almanya, Avusturya-Macaristan gezilerinden sonra da geri dönmüştür. Bu seyahati boyunca, yiyecek helal lokma bulmak endişesiyle yemeğini yanında götürdüğü, hatta temiz abdest suyunu dahi yanında götürecek kadar dindar olduğu söylenmektedir.

Ayrıca Richard Wagner'in Bayreuth operasına  maddi yardımda bulunmuş ve davet edilmiştir. Seyahatlerinde İngiltere kraliçesi Victoria, Belçika kralı II. Leopold, Prusya kralı I. Wilhelm, Avusturya-Macaristan imparatoru François-Josef ve Romanya Prensi I. Karol ile görüşmüştür.

Tanzimat Fermanı ile başlayan batılılaşma sürecine devam edilmesine özen göstersen Sultan Abdülaziz İstanbul Üniversitesi’ni Fransız Eğitim sistemi örnek alınarak tekrar düzenletmiştir.

Doğu Ekspres'in bir durağı olan Sirkeci Garı'nın temelleri Abdülaziz döneminde atıldı.

 

15 senelik hükümdarlık döneminde yapılan bazı yenilikler şöyledir;

-1863 senesinde İlk kez posta pulu basıldı.

-Aynı sene Bank-ı Osmani-i Şahane açıldı.

-1864 senesinde Osmanlı Donanması'na ilk zırhlı savaş gemisi katıldı.

-Aynı sene Vilayet Nizamnamesi ile yeni idari yapı ve bunun uygulanmasıyla vilayet meclisleri oluşturuldu.

-1865 senesinde Mekteb-i Sanayi açıldı.

-1868 senesinde Darülfünûn (İstanbul Üniversitesi) faaliyete geçti.

-Aynı sene Mekteb-i Sultani (Galatasaray Lisesi) açıldı.

-Aynı sene Divan-ı Ahkâm-ı Adliye (Yargıtay) kuruldu.

-Aynı sene Şura-yı Devlet (Danıştay) kuruldu.

-1869 senesinde Mecelle yayınlandı.

-1870 senesinde Darülmuallimat (Kız Öğretmen Okulu) açıldı.

-1871 senesinde Belediyeye bağlı ilk Modern İtfaiye Teşkilâtı kuruldu.

-1873 senesinde Darüşşafaka açıldı.

-1874 Mekteb-i Maadin(Maden Mektebi) açıldı.

 

MECELLE’NİN GENEL HÜKÜMLERİ

Mecelle'nin ilk 99 hükmünden örnekler:

-Beraat-ı zimmet asıldır. Borçlu olmamak asıldır. Borç ileri süren, ispatla mükelleftir.

-Def'-i mefasid celb-i menafiden evladır. Zararı yok etmek, fayda sağlamaktan iyidir.

-Ezmanın tağayyürü ile ahkâm tağayyür eder. Zaman değişince hükümler de değişir.

-Ukudda itibar makasıt ve maaniyedir, elfaz ve mebaniye değildir. Sözleşmenin amaç ve anlamı göz önüne alınır, söz ve yazılışı değil.

-Şekk ile yakin zail olmaz. Kuşku, kesin bilgiyi gidermez.

-Kadim kıdemi üzere terk olunur. Eskiden varolanın (yeni bir etken ortaya çıkmamışsa) aynen devam ettiği varsayılır.

-İçtihat ile içtihat nakzolunmaz. İçtihat içtihatla bozulmaz.

-Zarar-ı ammı def için zarar-ı hass ihtiyar olunur. Özel zarar, genel zarara tercih edilir.

-Alması memnu olan şeyin vermesi dahi memnu olur. Alması hukuka aykırı olanın vermesi de hukuka aykırıdır.

-Beynel tüccar maruf olan şey beynlerinde meşrut gibidir. Ticari örf ve adetler ticari sözleşmelerin şartı gibidir.

-Kelamın i'mali ihmalinden evladır. Söze bir anlam vermek, yok saymaktan iyidir.

-Beyyine hüccet-i müteaddiye ve ikrar hüccet-i kasıradır. Kanıt herkesi, ikrar ise sadece ikrar edeni bağlar.

-Tevehhüme i’tibâr yoktur. Delile dayanmayan vehim ve kuruntulara hukukta i’tibâr edilmez, kıymet verilmez. Hukuk vehimlerle değil delillerle ilgilenir.

-Ehven-i şerreyn ihtiyâr olunur.  “İki kötü şeyle karşı karşıya kalındığında daha hafif, daha az kötü olanı seçilir. Mesela tedavi imkânı olmayan kangren olmuş bir parmağın kesilmesiyle el kurtulacaksa, parmağın kesilmesi tercih olunur.”

 

SULTAN ABDÜLAZİZ DÖNEMİ İSYANLARI

Bu dönemin en önemli olaylarının bir kısmı ise, Rusya destekli Balkan isyanlarıdır.

1861-64 yılları arasındaki Karadağ isyanı İkinci Karadağ Harekatı ile bastırıldı. Buna rağmen Karadağ sorunu büyümeye devam etti.

1861-66 yılları arasında da Eflak- Boğdan olayları Birleşik Romanya’nın bağımsızlık isteğini körükledi.

1862-67 yılları arasındaki Sırbistan olayları ise Türk askerlerinin Sırbistan’daki kalelerden çekilmesiyle neticelendi.

1866-68 Girit ayaklanması, dönemin sadrazamı Mehmed Emin Âli Paşa’nın hazırlamış olduğu Girit Nizamnamesi ile çözüldü. Lakin Girit’in kaybına kadar giden olaylar dizisi bir defa başlamış oldu…

 

SON ZAMANLARI

Abdülaziz'in hükümdarlığının son yılları ise 1875-76 yılındaki Hersek İsyanı ile 1867'de başlayan ve 1876'da iyice yayılan Bulgar İsyanları ile mücadele ederek geçti. 

30 Mayıs 1876 Darbesi ile tahttan indirildi.

Sultan Abdülaziz, gözaltında tutulduğu Feriye Sarayı’nda bilekleri kesilerek katledildi.

Avrupa’nın bilimi ve sanatına yakınlık duyarken, dindar yaşantısından ödün vermeyen Sultan Abdülaziz’in cesedi, 4 Haziran 1876 tarihinde gözaltında tutulduğu sarayda bulundu.  

Sultan Abdülaziz hakkında daha teferruatlı malumata sahip olmak isteyenler Kadir Mısıroğlu'nun yazmış olduğu "Bir Mazlum Padişah: Sultan Abdülaziz" kitabını okuyabilirler.