Nureddin Mahmud Zengi

Ortadoğu'nun siyasi tarihinde önemli bir etkisi olan Nureddin Mahmud Zengi, Haçlılar'a karşı başarılı savaşlar vermiştir.

Nureddin Mahmud Zengi 1118 yılında Musul'da doğdu. Musul atabeyi İmameddin Zengi'nin oğludur. Babası 1146'da Caber Kalesi'nin kuşatılması sırasında ölünce Halep'e gitti. Kardeşi Seyfeddin Gazi de Musul'a yerleşti ve atabeylik toprakları ikisi arasında paylaştırıldı.

İmameddin Zengi'nin ölümünü fırsat bilen Tel Başer'deki Haçlı ordusunun komutanı II. Joscellin, Edessa'yı (Urfa) kuşattı. Bunun üzerine harekete geçen Nureddin Haçlı kuşatmasını dağıtmayı başardı. 1147 yılında Halep bölgesine akınlar yaparak Haçlılar'dan Artah, Kafarlasa (Kafe) ve çevresini aldı.

II. Haçlı Seferleri sırasında 1148'de Filistin'e ulaşan Haçlı ordusu, Şam'ı kuşatma altına aldı. Nureddin ve kardeşi Seyfeddin'in birlikleri Haçlı ordusunun bölgeyi iyi tanımamasından da faydalanarak kuşatmayı kaldırdılar. Toulouse kontunun oğlu Bertrand'ın el-Arima kalesini ele geçirmesi üzerine Tripoli (Trablus-Şam) Kontu Raymond, Baalbek'te bulunan Nureddin'e sığındı ve Bertrand'da tutsak edildi. Başka bir Haçlı ordusunu Yagra'da bozguna uğratan Nureddin, 1449'da Antakya Haçlı Kontluğu'na yaptığı akınlarla Harım yöresi ve çevresini yağmalatarak İnnib Kalesi'ni kuşattı.

Dönüşte Harım ve Hamat (Hama) yakınındaki Apame (Familya) Kalesi'ni aldı. 1151 yılında EdessaKontu II. Joscelin'i yakalayarak ona bağlı kalelerin çoğunu ele geçirdi.

Kuzeydeki Haçlı tehlikesini ortadan kaldıran Nureddin Mahmud Zengi daha sonra Filistin ve Lübnan'daki düşman orduları üzerinde baskısını yoğunlaştırdı. 1153'te Baniyas ve Askalan'a yaptığı saldırı sonuç vermedi. Askalan'a giren Haçlılar Şam'a doğru yöneldi. Nisan 1154'te Şam'daki komutanlarla anlaşması sonucu kent kapısı kendisine açılan Nureddin, Haçlı tehlikesini ortadan kaldırdı.

1156 yılında Kudüs Kralı III. Bauodouin'le anlaşarak onun Şam'dan aldığı vergilere son verdi. Kralın anlaşmaya aykırı davranması üzerine Baniyas'ı kuşattı. Temmuz 1158'de Harım'ı alan Haçlılar'a Şeria Irmağı yakınında yenildi.

1159 yılında Halep'e yönelen Bizans İmparatoru I. Manuel Kommenos'u anlaşma sağlayarak durdurdu. Küdus kralıyla yaptığı kısa ateşkes sırasında Rakka ve Harran'ı alarak kardeşi Nasıred-din'e bıraktı. Daha sonra Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan'a savaş açtı ancak Bauodouin'in Halep topraklarına saldırması üzerine geriye döndü. 1163 yılında Trablus-Şam Haçlı Kontluğu'na karşı sefer hazırlığı yaparken Hışn el Akka'da uğradığı ani bir saldırıdan güçlükle kurtuldu. 1164'te yeni bir orduyla Harım ve Baniyas'ı alarak Şam valisi Şirkuh ve komutanlarından Selahaddin Eyyubi'yi 1168'de Mısır seferine gönderdi.

1173'te Anadolu'daki bazı kasabaları alarak II. Kılıç Arslan'ın ordusuyla Kayseri'de karşılaştı. İki taraf anlaşarak savaştan çekildi. Daha sonra Abbasi halifesinin gönderdiği menşurla Musul, el-Cezire, Erbil, Hilat, Suriye ve Mısır hükümdarı ilan edilen Nureddin Mahmud Zengi, 15 Mayıs 1176 tarihinde Şam'da boğaz iltihabından vefat etti.

Yerine oğlu İsmail geçti. Bu dönemde Selahaddin Eyyubi ülke topraklarını ele geçirmeye başladı. Selahaddin ile mücadele eden Zengiler başarılı olamadı. İsmail, hastalanınca ülkesinin İzzeddin Mesut’a verilmesini vasiyet etti.

Öte yandan Zengilerin Oğuzların Avşar boyundan geldiği bilinmektedir. Zengi devleti yıkılınca buradan göç eden bir kısım Avşar boyları Karamanoğulları Beyliğini kurmuşlardır.

Kişiliği

Nureddin Mahmud Zengi, adaletli bir hükümdardı. Bu nedenle kendisine halkı tarafından el-Emir’ul-Adil (Adil Hükümdar) lakabı verilmiştir. Çocukluğunda iyi bir eğitim alan Nureddin devlet yönetiminde diplomatik bir üslup kullanmıştır. Uygulamış olduğu usta siyaset sayesinde Müslümanların birliğini sağlamış ve sonradan komutanlarından Selahaddin Eyyubi tarafından gerçekleştirilecek olan Kudüs’ün fethinin zeminini hazırlamıştır.

İleri görüşlü bir lider olan Nureddin adımlarını daima geleceği düşünerek atardı. 3 hayali vardı. İlki Müslümanları birleştirerek İslam birliğini kurmaktı ki bunu hayattayken gerçekleştirmiştir. İkincisi Kudüs’ü fethetmekti. Bu hayali kendisinden hemen sonra Selahaddin Eyyubi gerçekleştirmiştir. Son hayali ise Konstantiniyye’nin fethiydi. Bu hayali de Fatih Sultan Mehmed’e nasip olmuştur.

Nureddin eğitime çok önem vermiştir. Şam, Halep, Hama, Humus ve Baalbek şehirlerinde medreseler kurmuştur. Ayrıca ilk Darul Hadis’i kendisi kurdurmuştur. Kurdurduğu rasathanede güneş saati yaptırmıştır.

Komutanlarına da özel önem vermiş ve başta Selahaddin olmak üzere birçok kişiyi gerek kumandanlık, gerekse siyaset konusunda yetiştirmiştir. Öldüğünde kendisi tarafından yaptırılan Şam’daki Nuriye Medresesi’ne defnedilmiştir.

Şam’da yaptırdığı büyük hastane, dönemin en meşhur doktorlarının hizmet verdiği bir sağlık kurumuydu. Hadis üniversitesi mahiyetindeki ilk dar-ül-hadisi kendisi kurdu ve birçok kitap vakfetti.

Dindar bir şahsiyet olan Nureddin Mahmud Zengi, karargahında dahi Kur’an-ı Kerim okutup, hürmetle dinlerdi. Haftada iki gün halkın huzuruna çıkarak şikayetleri dinlerdi. Haksızlıkların önüne geçmek ve devletin menfaatlerini korumak için, hassas bir haber alma teşkilatı kurdu. Kendisinin ve aile çevresinin ihtiyaçlarını şahsi malından karşılardı. Ganimetten, alimlerin helal dediklerinden başkasını almaz, altın, gümüş kullanmaz ve ipek giymezdi.

Hakkında söylenen sözler

- İbn Cevzi

''Ben önceki Sultanların hayatını inceledim. Raşid halifeler ve Ömer bin Abdülaziz hariç, Nureddin’den daha temiz hayat yaşayan, ondan daha ahlaklı hayat süren adaletli bir Sultana rastlamadım''

- İbnü’l-Esir Cezer

''Nureddin pahalı giysileri sırtından atıp kaba kumaşlara büründü''

- Halepli vakanüvis Kemaleddin

''Her ne olursa olsun sonuç ortadadır: Arap dünyasını Frenkleri ezebilecek bir güç haline Nureddin getirecek ve zafer meyverlerini sağ kolu olan Selahaddin toplayacaktır''