Mukan Kağan

Bumin Kağan, Doğu Göktürk Devleti'nin hükümdarıdır. Döneminde Cücenler ortadan kaldırılmış, Kitanlar ve Kırgızlar Göktürk hakimiyeti altına girmiştir.

Bağan Kağan olarak da bilinen Mukan Kağan Doğu Göktürk Devleti'nin hükümdarıdır. 553-572 yılları arasında hüküm sürmüştür. Bumin Kağan'ın oğlu ve İssik Kağan'ın küçük kardeşidir. Hükümdarlığı sırasında Göktürk Devleti en güçlü devrini yaşamıştır. 

Cücen Devleti'ni ortadan kaldıran Mukan Kağan, Doğuda kitanları kuzeyde Kırgızları hakimiyeti altına aldı. Ayrıca Tsi (chi) hanedanını da baskı altında tuttu. Amcası İstemi Yabgu'nun harekatlarına karşı Çin'den yardım isteyen Akhun Devleti ve Maveraunnehir Devleti'ne karşı önemli başarılar elde etti. 568 yılında Şansi'deki Tsi başkenti Tsin-yang'ı muhasara etti. Mukan Kağan'ın kızı Aşina, Çin imparatoru ile evlenerek bu ülkenin imparatoriçesi oldu. Mukan Kağan, kızının bu evliliğini iyi kullanarak Çin'in zenginliklerinin kendi ülkesine akmasını sağladı.

Chou Shu Çin yıllığına göre:

Mukan Kağan heybetli görünüşlü, yüzü geniş ve kızıl olup gözleri donuk cam gibi olan, kudretli hitap etmesini iyi bilen, gerektiği yerde barışçıl ama çoğu zaman sert ve tavizsiz bir siyaset izleyen biri olarak tasvir edilir. Mukan Kağan, amcası İstemi Yabgu ile birlikte Göktürk Devleti'nin isyan ve karışıklıklarla sarsılmasını önlemiş ve devleti siyasi-askeri açıdan çok ileri bir düzeye taşımıştır

Devletin batı kanadını yöneten İstemi Yabgu, İpek Yolu’nu elinde bulunduran Akhun Devleti'ne karşı Sasanilerle iş birliği yaparak bu devletin yıkılmasını sağlamıştır. Sasanilerin Göktürklerin güçlenmesinden çekindikleri için İpek Yolu ticaretini engellemeye başlamaları üzerine Bizans’a bir elçilik heyeti göndermişlerdir.

Bizans’ın da Göktürk Devleti’ne elçilik heyeti göndermesi üzerine iki devlet arasında ittifak kuruldu. Tarihte, Türk-Bizans ilişkileri Göktürkler Dönemi’nde başlamıştır. Bu ittifak sonucunda iki devlet Sasanilerle mücadele ederek İpek Yolu üzerindeki bu engelini ortadan kaldırdılar. Sasani Devleti'nin zayıflamasına yol açan bu durum İslam fetihlerini sürdüren Hz. Ömer’in İran’ı ele geçirmesini kolaylaştırmıştır.