Martin Luther King

Martin Luther King, 4 Nisan 1968 tarihinde kaldığı otelin balkonunda uğradığı bir silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmiştir.

Martin Luther King, 15 Ocak 1929 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri'nin Georgia eyaletinin Atlanta şehrinde doğdu. Gerçek adı Michael Luther King Jr'dir. Adını sonradan Martin olarak değiştirmiştir.

Martin Luther'in dedesi Ebenezer Baptist Kilisesi’nde 1914-1931 yılları arasında başrahiplik yapmıştı. Bu yüzden kendisi de Baptist bir rahipti. Kendisinden büyük bir ablası ile kendinden küçük bir erkek kardeşi bulunmaktaydı. Martin Luther King, ilkokula Atlanta’da gitti. Morehouse Koleji’nden 1948 yılında yüksek bir ortalamayla mezun oldu.

Üniversite yıllarında siyahi gruplara katılarak aktif faaliyet gösterdi. Burada yurttaş hakları lideri Benjamin Mays ile tanışarak onun fikirlerinden etkilendi. Üniversitede 3 yıl ilahiyat okuduktan sonra 1951 yılında Pennsylvania’da bulunan Crozer İlahiyat Seminerleri’ne katıldı. Buradan birincilikle mezun olduktan sonra çalışmalarını Boston’da sürdürdü.

Boston Üniversitesi’nde Sistamatik Teoloji alanında yüksek lisans yaptı. Bu dönemde Coretta Scott ile tanışarak evlendi. Çiftin bu evliliğinden iki kız ve iki erkek çocukları oldu.

1954 yılında, Martin Luther King, Montogomery’deki Dexter Avenue Baptist Kilisesi’ne rahip olarak çağırıldı. 1 Aralık 1955 tarihinde Rosa Parks adlı bir siyahi bayan, Jim Crow Yasaları gereği yerini bir beyaz vatandaşa vermemesi nedeniyle tutuklandı. King, bunun üzerine Montogomery Otobüs Boykotunu düzenledi. Bu boykot bir yıldan uzun sürdü.

Dikkatleri üzerine çeken Martin Luther King boykot nedeniyle tutuklandı. Boykot, Amerikan Yüksek Mahkemesi’nin eyaletlerarası otobüslerde ve diğer ulaşım araçlarında ırk ayrımcılığının sona ermesine kadar sürdü.

Bu olaydan sonra siyahi kiliselerin birleşmesi ve güç birliği yapmasında etkili oldu. Yurttaş hakları reformu için çalışmalar başlatılmasını ve 1957 yılında Güney Hıristiyan Liderlik Konferansı‘nın kurulmasında önemli rol oynadı. Mahatma Gandhi‘yi kendine örnek alan Martin Luther King, insan hakları ve siyahlar ile beyazlar arasında eşitliğin en büyük savunucularından biri oldu.

1961 yılında Amerikan gizli servisi FBI tarafından dinlenmeye ve takip edilmeye başlandı.

Martin Luther King, şiddete dayanmayan gösteriler düzenledi. Jim Crow Yasalarınca güneydeki ırk ayrımcılığın son bulması için çalışmalar yaptı. Bu protestoların medyanın da ilgisini çekmesiyle istenilen etki oluştu. Televizyonda ve gazetede yayınlanan yazılarıyla birçok kişi Martin'e destek verdi. Başlattığı yurttaş hakları hareketi 1960lı yıllarda ülkenin en önemli gündem maddesini oluşturdu.

Martin Luther King’in 1963 yılında “İş ve Özgürlük İçin Washington’a Yürüyüş” adlı bir etkinlik düzenledi. Başlangıçta o dönem ABD başkanı olan John F. Kennedy, bu yürüyüşe karşı çıkmıştı. Ray Wilkins, Whitney Young Jr., Philip Randalph, John Lewis ve James Farmer‘ın oluşturduğu yürüyüş komitesinin lideri konumunda olan Martin Luther King, daha sonra amacından sapmasından korktuğu için yürüyüşü iptal etmek istediyse de, diğer komite üyeleri bunu reddettiler.

Washington’a yapılacak olan bu yürüyüşte, Amerika’nın güneyinde yaşayan siyahi vatandaşların istek ve şikayetleri dinlenecek ardından yapılacak bir konuşma ile hükümete bildirilecekti. Fakat başkanın tepkisinden çekinildiği için şiddetten uzak ve pasif bir tutum izlendi. Devlet okullarında eşit bir eğitim, eşit yurttaş hakları, iş yerlerinde ırksal ayrımın kaldırılması, eylemcilerin polis şiddetinden korunması ve siyahların oy hakları gibi konuların işlendiği bu yürüyüşe, siyahi hakları savunucularından Malcolm X, istenilen tüm hakları kapsamamasından ve yeterli bulmamasından dolayı, “Washington’da saçmalık” olarak isimlendirmişti.

Yürüyüşe farklı etnik gruplardan toplam 250.000 kişi katıldı. Martin Luther King’in Lincoln Anıtı önünde yaptığı “I have a dream” (Bir hayalim var) adlı konuşma Amerikan tarihinin en iyi ve önemli konuşmalarından biri olarak kabul edildi. Bu eylemler sonucu Yurttaş Hakları Kanunu (Civil Rights Acy of 1964) ile Oy Hakkı Kanunu (Voting Rights Act of 1965), Amerikan Anayasası’na girdi.

Martin Luther King, bu yürüyüş ve insan hakları konusunda yaptığı çalışmalarda, ırksal önyargıyı kırmakta başarılı olduğu ve şiddet içermeyen tutumu nedeniyle 1964 yılında Nobel Barış Ödülü sahibi oldu.

Martin Luther King, yaptığı konuşmalarda birçok kez Amerikan halkının, siyahi vatandaşlara uyguladığı maddi ve manevi baskıdan dolayı tazminat ödemek zorunda olduğunu söylemiştir. 1964 yılında bu konuda yazdığı “Neden Bekleyemeyiz” adlı kitabında kölelik nedeniyle siyahi vatandaşların alamadığı maaşlarının tazminatı olarak 50 milyar doların bir tazminat programı içerisinde 10 yıl gibi bir sürede siyahlara dağıtılması gerektiğini söylemiştir.

Güney Hıristiyan Birliği’nin de katılımıyla 25 Mart 1965 tarihinde Selma şehrinden eyalet başkenti Montgomery’e bir yürüyüş düzenlemek istediyse de başarılı olamadı. 7 Mart günü başlanması düşünülen yürüyüş, karşıt grupların ve polisin sert tutumu nedeniyle iptal edildi. “Kanlı Pazar” olarak adlandırılan bu günde birçok gösteri katılımcısı öldü ve yaralandı. Bu olay, Yurttaş hakları haretinde birliğin sağlanması ve desteğin artmasında etkili oldu. Martin Luther King, başkan Lyndon B. Johnson ile görüştükten sonra yürüyüşü erteleme kararı aldı.

1966 yılında Amerika’nın güneyinde elde edilen başarılardan sonra, Yurttaş hakları eylemcileri ve Martin Luther King, hareketi Kuzey’e yaymak için uğraştılar. Albert Raby,Jr tarafından kurulmuş olan Coordinating Council of Community Organization ile The Southern Christian Leadership Conference, “The Chicago Freedom Movement” adı altında birleştirildi.

Ancak bu bölgede yürüyüşleri daha şiddetli bir şekilde bastırılmaya çalışıldı. Martin, olayın büyümemesi için yürüyüşleri durdurdu. Şehrin yöneticileri Martin Luther King ile anlaşma sağlayamamışlardı. Bunun üzerine yeniden güneye dönen Martin ve arkadaşları, Jesse Jackson adında bir genci örgütün başına getirdiler ve A&p Stores adlı bir şirketin siyahları işe alamamasına karşı büyük bir boykot düzenlenmesini sağladılar.

Bu boykotlar o kadar başarılı oldu ki, medya bile King’in tarafında yer almaya başladı. Örgütün başına getirilen Jesse Jackson, daha sonra “Opreration Breadbasket” adında ilk siyah EXPO’sunu kurdu. Siyahların kurduğu iş yerleri destekleyen ve teşvik eden bu kurum, Johnson Publishing, Parker House Sausage, Seaway National Bank gibi işyerlerinin kurulmasına yardımcı oldu.

Bu sırada Amerika Birleşik Devletleri, Vietnam ile savaşa girmişti. 4 Nisan 1967 tarihinde Newyork City Riverside Kilisesi’nde, “Vietnamın Ötesi: Sessizliği Kırmanın Zamanı” (Beyond Vietnam: A Time to Break Silence) adlı konuşmasını yaptı. Konuşmada Vietnam ile olan bu savaşı “Hiç adil değil” olarak yorumlaması yüzünden halkın ve medyanın tepkisini çekti.

Martin Luther King, güneyli “segregationists”ler tarafından izlenmekteydi. Medyanın King’in aleyhinde yazılar yazması güneyli ırkçıları daha da galeyana getirdi. Kapitalizme olan tepkisi yüzünden yalnız bırakılan Martin, 3 Nisan 1968‘de Mason Temple’da “Mountaintop’a Gittim” adlı son konuşmasını yaptı.

Martin Luther King, 4 Nisan 1968 tarihinde Memphis’te kaldığı Lorraine Motel’in balkonunda uğradığı silahlı suikast sonucu öldürüldü. Ölümünün ardından ABD Başkanı Lyndon B. Johnson, ulusal yas ilan etti. Cenazesine 300.000 kişi katıldı. Suikasti gerçekleştiren James Earl Ray, İngiltere’de havaalanından çıkış yapmaya çalışırken yakalandı. ABD’ya teslim edilen Ray, suçunu itiraf etmesi üzerine 99 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı.

Sözleri

- Bir insanın uğruna öleceği bir şeyi yoksa, yaşamaya da hakkı yoktur.

- Dünyada yapılmış olan her şey umutla yapılmıştır.

- Her şeyin sonunda düşmanlarımızın sözlerini değil, dostlarımızın sessizliğini hatırlayacağız.

- İnsanlığı yücelten her iş, onurlu ve önemlidir; dört dörtlük yapılmalıdır.

- Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik, ancak kardeşçe yaşamayı unuttuk.

- Zaman gelir sessizlik ihanet olur.

- İnsanlar genellikle birbirlerinden nefret ederler çünkü birbirlerinden korkarlar; birbirlerinden korkarlar çünkü birbirlerini tanımazlar; birbirlerini tanımazlar çünkü iletişim kurmazlar; iletişim kurmazlar çünkü sınıflara ayrılmışlardır.