Kurmancan Datka

Kurmancan Datka, Türk tarihinin önemli kadın karakterlerinden birisidir.

Kurmancan Datka, 1811 yılında Oş şehri yakınlarındaki Madı köyünde Bargı kabilesinden Mamıtbay’ın kızı olarak doğdu. 17 yaşındayken, Kul Seyit ile evlendi. Bir yıl sonra kocasını terk ederek babasının evine döndü.

1832 yılında  Altay Kırgızlarının lideri olan Alimbek Datka ile evlendi. Bu evlilikten 5 oğlu ve 2 kızı oldu. Alimbek’in 1862 yılında bir suikaste kurban gitmesinin ardından, güneydeki Kırgızların başına geçti.

Kurmancan çevresine “batur” denilen savaşçı gençleri toplamaya başladı. Kısa süre içinde, 10 bin kişiden oluşan bir orduya kumanda eder hale geldi. Böylece, Güney Kırgızistan’daki Alay bölgesinin idaresini eline geçirdi.

Otoritesini Buhara ve Hokand Hanlıkları'na da kabul ettirdi.  Fakat, o dönem Rus İmparatorluğunun Orta Asya’ya yayıldığı ve büyük askeri olanaklarla yerel halkları kendisine bağladığı yıllardır. Üstelik, Hokand, Hive ve Buhara Hanlıkları da birbirleriyle anlaşmazlık içindedir. 1877 yılında Ruslar, Kurmancan’ın yönetimindeki Alay vadisine ulaştı.

Bu noktada, Kurmancan Datka'nın siyasi yetenekleri ön plana çıktı. Kurmancan büyük Rus birlikleriyle savaşa girip halkını kırdırmak yerine, işgal güçlerinin komutanıyla uzlaşıp, barış içinde yaşama yolunu seçti. General Skobelev ile bir anlaşma yaparak halkını güvence altına aldı. 1907 yılında ölünceye kadar, tam 30 yıl Alay halkının başında kaldı.

KIRGIZ MİLLETİNİN TARİHİ

Kırgız milleti ilk devlet teşkilatlanmasını M.Ö III. yüzyılda Ki-Ku adıyla kurmuştur. Bundan sonra Hun idaresine girerek diğer Türk boylarıyla birlikte yaşamışlardır. VI-VIII. Yüzyıllarda Göktürk Hakanlığı’na dahil olmuşlardır. Ancak bağımsızlıklarına olan düşkünlükleri Kırgızların sık sık ayaklanmalarına sebep olmuştur. Bu durumun etkisiyle Göktürk Hakanlığı, Kırgızları Uygur Devletine bağlamış fakat Kırgızlar yine rahat durmayarak Uygur Devletinin Kuzey kesimlerini ele geçirmişlerdir.

17. yüzyıla kadar Kazaklarla birlikte huzur içinde yaşayan Kırgızlar; Moğol ve Rus saldırıları sonucunda Hokand Hanlığı'na dahil oldular. Başlangıçta Hokand nüfusunun büyük bir bölümü Özbek iken Kırgızların bölgeye gelişiyle bu durum değişti ve Hokand ülkesi adeta bir Kırgız ülkesi haline geldi.

Hokand Hanlığı'nın Kırgızların askeri gücüyle kuvvetlenmesi, Doğu Türkistan Türklerinin Çin saldırılarına karşı burayı güvenilir bir sığınak olarak görmelerine neden oldu. Hokand Hanlığı'nın bu denli güçlenmesi, haliyle diğer hanlıkları kıskandırmış, Buhara Hanlığıyla aralarında bir rekabet ortamı oluşturmuştur.

İki hanlığın arasında oluşan bu rekabet ortamı, Rusların Türkistan coğrafyasına yayılmalarını hızlandırmıştır. Hanlıkların kendi aralarındaki bu kargaşaları fırsat bilen Ruslar, Kazalinsk Kalesini almışlar ve kendi insanlarını buraya yerleştirmişlerdir.

Kurmancan’ın Kırgızlara lider olmasında kesin bir tesiri olan eşi Alimbek Datka, 1799 yılında, Altay bölgesinin, Casolu Köyünün eteklerindeki Kargaşa denilen yerde dünyaya gelmiştir. Hokand Hanlığı'nın hem siyasi hem de askeri lideri olan Alimbek, özellikle 1850­-1876 yıllarında hanlığın güttüğü siyasette büyük bir rol oynamıştır. Alimbek sadece Kırgız Türklerinin bekasını değil bütün Türklerin bekasını hedeflemiştir. Bu amaçla Doğu Türkistan Türkleri'nin hürriyeti için Hokand Hanlığının bütün askeri gücünü harekete geçirmiştir.

Eğitime önem veren Alimbek, Oş şehrinde bir medrese kurdurmuş ve ününü duyduğu bütün büyük alimleri bu medreseye getirmiştir. Hatta bu medresenin masraflarını karşılayabilmek adına kendine ait mallarla bir vakıf oluşturmuştur. Alimbek’in bu davranışı sayesinde binlerce insan bu medresede eğitim görmüştür.

Kurmancan Datka 1811 yılında Oş şehrine yakın bir yer olan Madı Kışlağında, Mungus sülalesinin Bargı kabilesinden Mamıtbay’ın kızı olarak dünyaya gelmiştir. Daha 17 yaşındayken Cooş kabilesinden Kul Seyit ile evlenmiştir. Bir yıl sonra eşinden ayrılarak baba evine dönen Kurmancan, üç yıl sonra kendisi gibi eşinden ayrılmış olan Alimbek Datka ile evlendi. Kurmancan’ın Alimbek ile olan evliliğinden beş oğlu, iki kızı olmuştur.

Kurmancan Alimbek ile evlendikten sonra Şeyh Hüveyda-yı Çimyani’nin soyundan olan Şeyh Selahüddin’e mürit olmuştur. Bu durum onun manevi yönü kuvvetli, saygın bir insan olmasına ortam hazırlamıştır. Zaten babasının evinde daha çok küçük yaşlarda almaya başladığı eğitim ve terbiye onun kişiliğinin bu kadar kuvvetli olmasının en büyük sebebidir.

Kurmancan; akıllı, düşünmeden konuşmayan, değerlerinden taviz vermeyen tavırlarıyla dikkatleri üzerine çekmiştir. Kurmancan Alimbek ile olan evliliğinden dünyaya gelen çocuklarını da kendisi gibi yetiştirmeye çalıştı. Kurmancan Datka'nın bütün bu özellikleri onun diğer kadınlardan farklı olarak yükselmesine, Alimbek ile evlenmesine ve bugün bile Altay Kanıkesi (Altay Kraliçesi) olarak anılmasına sebep olmuştur. Alimbek aldığı kararlara zamanla onu da dahil etmeye başlamış ve Kurmancan kocasının adeta akıl hocası olmuştur.

RUSLARIN ORTA ASYAYI İŞGALİ

Ruslar hanlıkların kendi aralarındaki rekabetlerini fırsat bilerek hızla Orta Asya'ya yayılmışlardır.

1552’de Kazan’ı, 1556’da Astrahan’ı, 1716’da Omsk’u, 1830’da Akmola’yı, 1854’de Alamaata’yı, 1850-1876 yılları arasında Buhara Hanlığı’nı, 1877-1886 yılları arasında Hive Hanlığını işgal eden Ruslar aynı tarihlerde Kurmancan’ın memleketi olan Hokand’ı da işgal etmişlerdi.

Ancak Hokand Hanlığı resmen ele geçirilmiş olmasına karşın yer yer direnişe devam ediyordu. Türkistan genel valisi General Von Kaufmann 2 Kasım 1876 tarihinde Fergana vadisini teftiş ettikten sonra halk arasında huzursuzluk olduğunu ve hala Han’a karşı sevgi besleyen insanların çoğunlukta olduğunu bildirdi. Bunun üzerine St. Petersburg yönetimi, Altay Vadisine kadar ilerleyerek bu durumu çözmesini Kaufmann’a bildirdi.

Hokand Hanlığının işgalinden sonra, Altay Vadisi’nde; askeri sevk ve yönetim, Kurmancan Datka’daydı. Kurmancan, uzun uğraşlar sonucunda Altay Bölgesini bağımsızlığına kavuşturdu. St. Petersburg yönetimi ise bu bölgenin acilen ele geçirilmesini istiyordu. Çünkü bu bölge Ruslar için adeta korkulu bir rüya haline gelmişti. Bu durum üzerine General Skobelev komutasındaki bir ordu Altay Vadisine Karşı askeri harekata başladı. Bu sırada Kurmancan Datka’nın oğlu Abdullah Bey ordunun komutasını eline alarak savaşa başladı. Savaş Kırgızların lehine sürerken kendisi de bir Kırgız olan İman Kulu tarafından, Kurmancan ve oğlu Abdullah’ın tasarladığı savaş planı Ruslara aktarıldı.

Kurmancan ve oğlu Abdullah Bey, bu olaya paralel olarak Prens Vittenştayn birliklerine bağlı Binbaşı Yanov’un askerleri tarafından esir alındı ve General Skobelev’in karargahına getirildi. General Skobelev, Kurmancan'ı bir misafir gibi karşıladı.

General Skobelev, direnişlerin durmasını istiyordu. Bunun üzerine Kurmancan, iç işlerinde serbest olmak şartıyla çarpışmaları durdurabileceğini söyledi. Skobelev bu şartı kabul etti.

Kurmancan Datka ile General Skobelev’in bu karşılaşma anını meşhur Kırgız yazar, Töölögön Kasımbekov şöyle anlatıyor:

Kurmancan Datka tercümana:

''Tercüman bey söyleyin sayın generale, hangi durumda olursak olalım, biz ülke sahibi, ev sahibiyiz. Anlatınız. Biz sizi kendi evimizde karşılamak istiyoruz. Çok uzak değil. İşte şu Madı köyünde. O yerde, kendi başköşemizde, rahat konuşarak geriye kalan sözümüzü tamamlayalım''

Kararlaştırıldığı gibi anlaşma, Kurmancan Datka'nın kendi mekanında yapıldı. Bu hareketi biraz teslimiyetçi bir davranış olarak görünse de aslında büyük bir başarıdır.

Çünkü halk bitab bir vaziyet içindeydi. Kurmancan’ın bu hamlesi halkın bir nebze dahi olsa rahat bir nefes almasını sağlamıştır. Kurmancan bu karşılıklı anlaşma sayesinde Altay üzerinden Pamir’e kadar uzanan sahanın bağımsızlığını ve geleceğini garanti altına aldı ve ölümüne kadar bu sahayı idare etti.

Kurmancan Datka'nın General Skobelev ile imzaladığı anlaşma şu maddelerden oluşmaktadır:

- Eski hanlığın karargahının yine önceki şekline uygun düzenlenmesi, iki taraf için de uygun olmaz.

- Yedi şehirli Hokand ülkeleri ile Rus İmparatorluğu’nun istiklali altında iki tarafın birleştiği kabul edilmiştir.

- Yerli halkın hayat tarzına, sahip olduğu dinine Rus idaresi tarafından hiçbir şekilde bir baskı uygulanmayacaktır.

- İsyan olursa bütün halk değil sadece isyan edenler cezalandırılacaktır. Ele geçen ya da bizzat kendi gelerek suçunu itiraf edenler, azad edilecek; sürgün edilen ancak kaçan halka tekrar kendi ülkelerine dönmelerine sakin bir hayat sürmeleri şartıyla izin verilecektir.

Kurmancan bu anlaşmayla 1907 yılında vefat edinceye kadar tam otuz yıl Kırgız halkının başında bulundu. Kurmancan’ın vefatının ardından bölge küçük bölümlere ayrıldı ve Kurmancan’ın soyundan gelenlere yönetim izni verilmedi.

KURMANCAN DATKA’NIN VASİYETİ

Dostlarım, halkım-milletim, evlatlarım
Yakın gibi, dönülmez yola gideceklerim
Yaşlınla- gencinle meşgul ol, kulak ver
İşte bunlar, vasiyet edip söyleyeceklerim

Ezelden Kırgız olarak yaratılmış
Ala-Too’nun arasına dağılmış
Adigine ’nin, Tagayım ’ın çocukları
Aklı ile gayretine güvenmiş

Kızılları kırmak için gazalarda çekilmeden
Yıkılsak da bir düşmana yenilmeden
Er Manas’ın tuğunu yüksek tuttuk
Yiğitlikle eğerimiz eğilmeden

Savaş ile geçti nice zamanlar
Uykusunu böldü halkın katliamlar
Yeter! Artık kan dökme dursun
Nesli çoğalıp büyüsün gelişsin Kırgızlar

Eskisi gibi sağ ile sol birleşip
Şura kursun karşı karşıya oturup
Tartışsın ata yurdun kaderini
Ne zaman ki tehlike tepesinde durup

Sağ ile sol, fikirde birleşmezsek
Hakarete uğramaz mı Kalpak ile Eleçek
Üstümüzden kara bulut gider mi?
Halkımızı bekliyor nasıl bir gelecek

Uyanık olun zaman başka şart başka
Arkamız yok atın başını çek başka
Akıl edip birazcık kımıldamazsak
Ansızın takılıp kalmayalım sert taşa

Hürriyete gider şimdi tek bir yol
Lazım bize Hokand ile birleşmek
Kılıç değil, komuz vurarak boyun eğdirip
En büyük ihtiyaç rus ile dost olmak

Dostlarım, halkım-milletim, evlatlarım
Yakın gibi, dönülmez yola gideceklerim
Yaşlınla-gencinle meşgul ol, kulak ver
İşte bunlar, hepinize söyleyeceklerim

Göremezsem dünyayı, gökyüzünü, yıldızı
İçemezsem ot kokan (o güzeli ) kımızı
Hepsini getirip, çağırın sağ’ı, sol ’u
Ölümüm bile birleştirsin Kırgız ’ı

ETKİLERİ

Kurmancan Datka yaşadığı döneme damga vurmuştur. Ruslarla yaptığı anlaşma günümüzde bir teslimiyet olarak gözükse de yapılan anlaşma o zaman için alınabilecek en iyi sonuçtu. Halkın bitkin bir vaziyette olduğu zamanda, Kurmancan’ın bu anlaşmayı yapması insanların az da olsa rahat bir nefes almasını sağlamıştır.

Kurmancan imzaladığı anlaşmayla ülkesini tam 30 yıl boyunca tam bağımsız bir biçimde olmasa dahi iç işlerinde bağımsız bir biçimde yönetmiştir. Kırgız halkı hala Kurmancan’ı unutmamıştır.  Bugün dahi onu Altay Kanikesi (Altay Kraliçesi) olarak anmaktadırlar. Kırgız hükümeti Kurmancan’ın heykellerini parklara  diktirmiş, paralarının üzerine resmini bastırmıştır.