II. Selim

Devlet- Aliyye'nin 11. Padişahı ve 90. İslam Halifesi, "Sarı Selim" olarak da bilinen Sultan II. Selim kimdir?

II. SELİM TAHT ÖNCESİ DÖNEM

Şehzade Selim’in çocuk dönemi, İstanbul’daki eski sarayda geçti.

27 Haziran 1530 tarihinde, At Meydanı’nda daha önce görülmemiş bir şekilde, 1 hafta süren bir törenle kardeşleri şehzade Mustafa ve şehzade Mehmet ile birlikte sünnet oldu.

Şehzade Selim, on altı yaşına dek sarayda eğitim aldı. Eğitim döneminden sonra 1542 senesinde Konya Sancak Beyi olarak atandı ve bundan yalnız iki sene sonra Sancak Beyliği Manisa’ya alındı. 1558 senesinde Konya’ya geri döndü ve 1562 senesinde kadar orada kaldı.

Kanuni Sultan Süleyman hayattayken, tahtın varisi olabilecek şehzadeler taht mücadelesine girişti.

Tahtın güçlü varislerinden şehzade Mustafa, Osmanlı’nın bölünme ve akabinde parçalanma ihtimalinden dolayı babası tarafından boğduruldu.

Mustafa’nın  ölümünden sonra tahtın varisi Bayezid ve Selim kaldı. Sabırsız ve isyankar bir profil çizen şehzade Bayezid’e karşı Selim, gayet sabırlı ve sakindi. Bu tavrı sayesinde babasının desteğini kazandı.

29 Mayıs 1559 tarihinde iki şehzadenin ordusu birbirine girdi. Babası Kanuni’nin de desteğini alan Selim, bu savaştan galip ayrıldı. Bayezid İran’a sığındıktan sonra babasının emriyle İran şahı tarafından Osmanlı’ya geri verildi. Geri verildiğinde öldürülmüştü. Cenazesi Sivas’a defnedildi ve böylece tahtın tek varisi şehzade Selim kaldı.

Babasının son seferi olan Zigetvar Kuşatmasına katılmayan Sarı Selim, bir av sırasında babasının vefat ettiğini kendisine gelen mektupla öğrendi. Hemen lalaları ile İstanbul’a hareket etti.

30 Eylül günü Üsküdar’a geldi. BostancıbaşıDavut Ağa, Sarı Selim’i vakit kaybetmeden saltanat kayığı ile Topkapı’ya geçirdi ve bu sırada saltanat topları ateşlendi. Topların ateşlenmesiyle yeni padişahın II. Selim olduğu ilan edilmiş oldu.

Bu merasimden hemen iki gün sonra babasını ve orduyu karşılamak için İstanbul’dan ayrılan Sultan Selim, normal şartlarda otuz gün sürecek yolu tam on beş günde geçti. Belgrad’a dört menzil kala Kanuni Sultan Süleyman’ın vefatını duyan ordu, perişan bir halde Belgrad’a geldiklerinde onları yeni padişahları Sultan II. Selim karşılıyordu.

Burada kılınan cenaze namazının ardından, Devlet-i Aliyye’ye altın dönemini yaşatan, en uzun süre padişahlık yapmış şair, asker ve kuyumcu Kanuni Sultan Süleyman’ın naaşı İstanbul’a yollanarak defnedildi.

Selim bundan sonra yeni bir cülus töreni yapılmasını reddetti. Kasım ayında Edirne’ye vardı ve Aralık’ta İstanbul’a döndü.

 

SULTAN II. SELİM SALTANAT DÖNEMİ

 

Sakız Adası’nın Fethedilmesi

II. Selim’in tahta çıktından sonra, bilinen ilk fethi Sakız Adası fethidir. Osmanlı askerleri, Sokollu Mehmet Paşa liderliğinde boğazların güvenliğini sağlamak maksadıyla Sakız Adası’nı fethetti. Venedik ve Cenevizlilerden alınan ada için her iki tarafta fazla kayıp vermedi.

 

Bobokça Kalesi’nin Fethedilmesi

Bobokça Kalesi, Özdemiroğlu Osman Paşa tarafından kolaylıkla fethedilmiştir. Sultan II. Selim, kaleni fethi sırasında babasının cenazesi ve orduyu karşılamak için Belgrad’a doğru yola çıkmıştı.

 

Yemen’in Yeniden Fethedilmesi

1517 senesinde Osmanlı emrine giren Yemen, 1538 senesinde kesin olarak Osmanlı topraklarının bir parçası haline gelmişti.

Zeydi İmamı Topal Mutahhar, 1567 senesinde isyan başlatınca, bölgedeki egemenliği tekrar sağlamak için Özdemiroğlu Osman Paşa ve Lala Mustafa Paşa Yemen Serdarlığı’na tayin edildiler.

1568 Yemen Seferi sonrası, Taiz ve Kahire kaleleri, Aden ve Sana fethedilerek tekrar Osmanlı topraklarına dahil edildi.

 

Avusturya ile Bozulan Antlaşmanın Yenilenmesi

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Avusturya ile imzalanan 1562 tarihli antlaşmanın bozulmasının ardından, Zigetvar Savaşı sonrası agresif bir tutum içine giren Avusturya ile her iki tarafında barışa meyletmesiyle 17 Şubat 1568 tarihinde Edirne Antlaşması imzalandı.

Bu antlaşmayla Zigetvar Savaşıyla başlayan Osmanlı-Avusturya savaşına son verilmiş ve Avusturya’nın elinde tuttuğu Kuzey Macaristan toprakları için ödemekte olduğu 30.000 florin altını ödemeye devam etmesi kararlaştırılmıştır.

 

Açe Seferi

Günümüzde Endonezya’ya bağlı olan Sumatra Adası’nın kuzeybatısında bulunan Açe Sultanlığı, bulunduğu bölgedeki zenginliklere gözünü dikmiş olan Portekiz’in hedefleri arasındaydı.

Portekiz’in Açe Sultanlığı’na karşı sergilediği ve günden güne arttırdığı mütecaviz tavrı, Sultan Alaüddin Şah’ın bir elçi vasıtasıyla Kanuni Sultan Süleyman’dan yardım istemesine sebep oldu. O sırada Kanuni vefat edince, yerine geçen Sultan II. Selim, Açe için her türlü yardımı yapacağına dair söz verdi.

1569 senesinde Osmanlı’nın Kızıldeniz Filosu amirali Kurdoğlu Hayreddin Hızır Reis önderliğinde 22 parçadan oluşan Osmanlı Donanması Hint Okyanusu’na açıldı ve görkemli bir şekilde Açe’ye giriş yaptı.

Açe Sultanlığı bu olaydan sonra Osmanlı Devleti’ne bağlanırken, Portekiz’e karşı koyabilecek bir güce kavuşmuş oldu.

 

II. SELİM DÖNEMİNDEKİ KANAL PROJESİ: DON-VOLGA

Kazan ve Astrahan Hanlıklarının Rusya tarafından ele geçirilmesi ardından, kuzeyde ilk defa Rus tehlikesi baş gösterdi. Bu dönemde, Sokollu Mehmet Paşa, Don ve Volga nehirlerinin bir kanalla birleştirilerek Hazar Denizi ve Karadeniz’in birbirine bağlanması halinde, Rusların güneye inmesinin engellenebileceğini, ayrıca İpek Yolu ticaretinin canlandırılacağını, bazı savaşlarda donanma için kolaylık olacağını ve Asya’da bulunan Türk hanlıkları ile irtibatın sağlanabileceğini düşünmekteydi.

Ağustos 1569 tarihinde Kefe Beyi Kasım Paşa tarafından proje başlatıldı.

Çalışmalar sırasında Rusya’nın çalışmayı engellemek maksadıyla düzenlediği saldırılar, hava şartlarının elverişsizliği, Kırım Hanlığının projeye destek olmaması; aksine köstek olması gibi sebeplerden dolayı proje yarıda kaldı ve başarıya ulaşamadı.

Kıbrıs’ın Fethedilmesi

Osmanlı Gölü haline gelen Akdeniz’de korsanların sığınma yeri olarak kalan bir yer vardı. Orası da Kıbrıs’tı.

Kanuni’nin oğluna vasiyeti ve korsanların Kıbrıs’a sığınarak gayri meşru saldırılar düzenlemesi (Mısır tarafından II. Selim'e yollanmış hediye gemisinin korsanlar tarafından kaçırılması, tüm hediyelere el konulması ve mürettebatın zindana atılması vs.) gibi sebeplerden dolayı, Sokollu Mehmet Paşa’nın rızası olmamasına rağmen 15 Mayıs 1570 tarihinde sefere çıkan Devlet-i Aliyye Donanması 18 Mayıs’ta Kevkeban Kalesi’ni, 2 Temmuz’da Leftari Kalesi’ni, 9 Temmuz’da Girne Kalesi’ni, 9 Eylül’de bütün Lefkoşa’yı ve 1 Ağustos 1571 tarihinde Mağusa Kalesi’nin teslim olmasıyla Kıbrıs’ın tamamını fethetti.

 

İnebahtı Savaşı

Kıbrıs’ın fethedilmesiyle etekleri tutuşan Avrupa, Venedik’in kışkırtmasıyla Kutsal(!) İttifak oluşturdu. Don Juan komutasındaki haçlı donanmasına karşı, Müezzinzade Ali Paşa komutasında Osmanlı donanması bir yenilgiye uğradı. Bu savaş sırasında Osmanlı donanması ilk defa yakıldı.

Yenilginin olumsuz sonuçları kısa sürelidir.

Dönemin Sadrazamı Sokollu Mehmet Paşa, Venedikli elçiye şunları söylemiştir: “Biz Kıbrıs’ı alarak sizin kolunuzu kopardık. Siz donanmamızı yakarak uzayan sakalımızı tıraş ettiniz. Kopan kol yerine gelmez ama tıraş edilen sakal daha gür çıkar.”

Bu yenilgiden sonra savaşta başarılı olan tek denizci Uluç Ali Paşa Kaptan-ı Derya oldu. Sokullu Mehmet Paşa’nın emriyle donanma tekrar inşa edildi. Kısa sürede biten çalışmalardan sonra tekrar Akdeniz’e açıldık. Bu dönemde Venedik barış istedi ve 1573 senesinde imzalanan antlaşmayla Kıbrıs Osmanlı’ya bırakıldı ve Venedik savaş tazminatı ödedi.

 

ŞAİR BİR PADİŞAH

Sultan II. Selim, şiirlerini “Selîmî” mahlasıyla yazmıştır.

Sultan II. Selim’in yazdığı şu beyit, Türk şiirinin en güzel beyitleri arasında kabul edilir;

“ Biz bülbül-i muhrik-dem-i şekva-yı firâkız
  Ateş kesilir geçse sabâ gülşenimizden ”

 

Sultan II. Selim aynı zamanda Mekke-i Mükerreme’nin su yollarını tamir ettirmiş, Mescid-i Haram’ın mermer kubbelerini tezyin ettirmiş, Lefkoşa’da Selimiyle Cami yaptırmış, Navarin limanına hakim bir bölgeye kule yaptırmış, Edirne’de Selimiye Camii inşa ettirmiştir. Selimiye Camii için, niçin Edirne’nin seçildiği kesin olarak bilinmemekle beraber, Evliya Çelebi’nin seyahatnamesinde, Sultan’ın rüyasında, Alemlerin Sultan’ı Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) efendimizi gördüğünü ve onun kendisinden Kıbrıs’ın fethi anısına bir camii yaptırmasını istediği yazmaktadır.  

Sultan II. Selim, 15 Aralık 1574 tarihinde henüz 50 yaşındayken irtihal etmiş, Hakka yürümüştür.