II. Murat

Osmanlı Devleti'nin 6. padişahı Sultan II. Murat vefat ettiğinde, Osmanlı Devleti 1402 Ankara Savaşı'nda aldığı darbeden tamamıyla kurtulmuştu.

II. Murat’ın doğum tarihi, tarihçiler arasında ihtilaflı bir konudur. Bazı tarihçiler 1402 senesinde doğduğunu savunurken, diğer tarihçiler 1404 senesine vurgu yapmaktadır.

Doğum yeri Amasya’dır.

1410 senesinde babası Çelebi Mehmet ile Bursa’ya gelerek saray eğitimi aldı.

1415 senesinde ise lalası Yörgüç Paşa’nın denetimi altında Rum ve Danişmendiye eyaleti valisi olarak görev yapmaya başladı.

6 sene bu vazifeyi yerine getiren Murat, burada birçok bilim adamı, din alimi, şair ve mutasavvıflara meclisler tertip etti. Şehrin kültür ve sanat hayatına olumlu katkılarda bulundu.

Babasının av sırasında attan düşüp ağır yaralanması üzerine hızlı bir şekilde Bursa’ya geçti ve 25 Haziran 1424 tarihinde cülus be biat törenini ardından padişah oldu.

Sultan II. Murat’ın amcası Mustafa Çelebi, Bizans’ın elindeydi. Bizans, Mustafa Çelebi’yi Gelibolu’yu geri vermesi karşılığında serbest bıraktı ve Mustafa Çelebi özellikle İzmiroğlu Cüneyd Bey’in yardımı ile Rumeli Beylerinin de desteğini alıp kendini tekrar padişah ilan etti. Bizans da bu sırada Mustafa Çelebi’yi meşru padişah kabul etti.

Sultan II. Murat’ın veziriazamı Amasyalı Bayezid Paşa hiç vakit kaybetmeden Musafa Çelebi’nin üstüne yürüdü. Sazlıdere Savaşı sonunda sadrazamın ordusu taraf değiştirince, Sultan II. Murat’ın veziriazamı da teslim olmak zorunda kaldı ve idam edildi.

Bu galibiyetten sonra Mustafa Çelebi Edirne’ye geçerek gerçek bir padişah gibi hareket etmeye başladı. Adına hutbe okutup sikke bastırdı. Ne var ki, siyasi açıdan çok büyük hatalar yaptı. Bizans’a vadettiği Gelibolu’yu vermedi. Bu hareketi sonucu ilk ve en önemli destekçisi Bizans’ı kaybetti. 12 bin sipahi ve 5 bin yaya ordusuyla Galata Cenevizlilerinin gemileriyle Anadolu’ya geçti ve Bursa’yı kuşatmaya başladı. Rumeli askerleri, Anadolu’da savaşa girme taraftarı olmadığı için gönülsüzlerdi; Sultan II. Murat’ın da Mustafa Çelebi’nin gerçekten Yıldırım Bayezid’in oğlu olmadığı yönünde yaptığı propagandalar sonucunda dağılma kararı aldılar. Özellikle İzmiroğlu Cüneyd Bey İzmir ve Aydın beyliği teklifini duyunca ordusuyla beraber Mustafa Çelebi’nin yanından ayrıldı.

Bunun üzerine Mustafa Çelebi, elinde kalan küçük ordusuyla Gelibolu’ya kaçmayı başardı ve burada Boğaz trafiğini durdurup Bizanslıları kendine destek vermeye zorlamaya çalıştı. Fakat II. Murat Cenevizli Foça Podestası Adorno'dan kiraladığı gemi ve askerlerle birlikte Rumeli'ye geçmeyi başardı. Mustafa Çelebi Gelibolu'da duramayıp Edirne'ye kaçtı. II. Murat 2 bin zırhlı Foça Podestası askeriyle takviyeli orduyla Edirne üzerine yürüdü. Edirneliler onu şehir dışında karşılayıp ona sadık olduklarını bildirdiler. Mustafa Çelebi devlet hazinesini de alarak Edirne'den kaçtı. Fakat Tunca Vadisi'ndeki Kızılağaç Yenicesi'nde yakalanıp Edirne'ye gönderildi. Mustafa Çelebi sorunu, Edirne kale burcundan asılması ile böylece 1422 senesinde son buldu.

Venedikliler, İstanbul kuşatması sırasında Selanik ve Mora’yı kendi ellerinde tutmayı istiyorlardı. Bu münasebetle Bizans ile görüşmelere başlamışlardı.

1423 senesinde Osmanlı Selanik’i kuşatırken Bizans ise Selanik’i Venedik’e verme konusunda anlaştılar. Bunun üzerine Selanik’ e sahip olan Venedikliler rahat durmadı ve 1424 senesinde Çanakkale Boğazı’nı kuşatmaya başladılar.

Bunun üzerine İstanbul’un da Venediklilere bırakılmasından endişe eden Sultan II. Murat Cenevizliler yardımıyla Bizans ile anlaşma yaptı. Bu anlaşmaya göre Bizans, Ankara Savaşı’ndan sonra Bizans’ın eline geçen Ege ve Karadeniz kıyılarındaki toprakları geri verecek ve her sene vergi olarak 30.000 düka altın verecekti.

Sultan II. Murat 1424 senesinde Edirne sarayında yaptığı düğün ile Tacunnisa Hatice Halime Hatun ile evlendi.

1425 senesinde ise Sultan II. Murat, Anadolu’da birliği sağlama çalışmalarına başladı.

Evvela, her ayaklanmada, isyancının yanında olan İzmiroğlu Cüneyd Bey’in icabına bakıldı. Tekrar Cenevizlilere, Karadeniz'de bulunan liman kolonilerini geri verdi ve anlaşma yaptı. Anlaşma sayesinde  Midilli ve Sakız'dan getirilen Ceneviz filolarını kullanarak Cüneyt Bey'in denizden destek sağlamasına engel oldu. 1426 senesinde de Cüneyd Bey ve hanedan ailesinin tamamı uzun bir uğraştan sonra tarihten silindi.

Aynı sene Sultan II. Murat Rumeli ve Balkanlarda askeri harekata girişti. Macarların desteği ile Balkanlarda kargaşa çıkaran isyancıların üstüne gitti. Buradaki karışıklık halledildikten sonra Menteşe ve Teke beylikleri Osmanlı topraklarına katıldı.

1429 senesinde de Germiyanoğlu II. Yakup Bey, erkek evladı olmadığı için topraklarını vasiyetle Osmanlı’ya bıraktı.

Anadolu’da barış sağlandıktan sonra Sultan II. Murat’ın yeni hedefi Venedik idi. Venedik, bu zamanda kadar Selanik’i elinde tutuyor aynı zamanda Çanakkale’yi ablukada tutuyordu. Osmanlılar 29 Mart 1430 tarihinde Selanik’i, Yuvan-İli’ni ve Yanya’yı ele geçirdi. Bunun üzerine Venedik ile Osmanlı arasında bir anlaşma sağlandı.

1432 senesinde çıkan Arnavut isyanı 1436’da bastırıldı.

Bu iç karışıklık sırasında Balkanlarda ki Macar etkisi artmış, Sırp Despotunun ölümünden sonra da Macaristan ile Osmanlı arasında Sırbistan için mücadele başlamıştı.

1428 senesinde Sırbistan’ın kuzeydoğu kesiminde Tuna Nehri üzerinde bulunan Güvercinlik kalesi Osmanlılara eline geçti.

Aynı sene Macarlarla Osmanlılar arasında yapılan üç yıl süreli bir anlaşma sonucunda Yorgo Brankoviç Sırp Despotu olarak tanındı. Bu üç yıllık anlaşma bir defa daha yenilendi.

9 Aralık 1437 tarihinde Macar Kralı Sigismund'un bir erkek evladı olamdan ölmesi üzerine, Macaristan'da çıkan hanedan sorunları epey büyük kargaşaya sebebiyet verdi. Sigismund'un Osmanlılar aleyhine kurmaya çalıştığı cephe de dağıldı. Sonunda Macar asilleri Jagiellon Hanedanı'nından 1434'den beri Lehistan Kralı olan III. Vladislav'ı Macaristan Kralı olarak seçtiler ve kendisine Macaristan Krallığı için I. Vladislav ismi verildi.

II. Murat bu fırsatı iyi değerlendirerek üç yıl Rumeli'de kaldı ve özellikle Sırbistan ve Eflak sorunlarına ağırlık verdi. Sırbistan ve Eflak prensliklerinin koşulsuz olarak kendisine bağlanmalarını sağlayan Sultan Murat, Sonra 1438 senesinde ilk Macaristan Seferi'ne çıktı. Tuna'yı geçerek Severin, Demirkapı, Orsova ve Sebeş kalelerini topa tutup yıkarak Erdel'in merkezi Zeybin (Sibiu) kalesini kuşattı. Bu kaleyi eline geçirip Karpat Dağları geçitlerini aşıp Eflak topraklarına girdikten sonra Yergöğü üzerinden Edirne'ye geri döndü. Bu, bir Osmanlı sultanının ilk büyük kapsamlı seferidir.

Sultan II. Murat, 1440 senesinde Belgrad’ı tam altı ay boyunca kuşattıysa da başarılı olamadı. Bundan sonra Macarlar Osmanlı güçlerini Bosna’dan çıkardılar.

Balkan isyanı sırasında sürekli yenilen padişah, bir de çok sevdiği oğlu Aleaddin Ali Çelebi’nin vefat haberini aldı.

Birçok tarihçi, zaten çok duygusal bir kişi olan II. Murat’ın hükümdarlıktan bezdiğini ve oğlunun kaybından dolayı da gayet büyük bir depresyona girdiğini iddia ederler.

Yaşanılan bu büyük mağlubiyetler sonrasında Sultan II. Murat, aleyhinde de olsa bir barış anlaşmasını kabul eder.

Edirne-Segedin Antlaşması ve Yenişehir Sevgendnamesi ile o zamana kadar II. Murat'ın 23 sene süren hükümdarlığı sırasında Osmanlı Devleti'ne katmış olduğu toprakların büyük bir kısmı elden çıkmaktaydı. Fakat bu şekilde II. Murat hem batıda hem doğuda barışı sağladığını düşünüyordu.

Yaşlı, yorgun ve hatta bir depresyon geçirdiği kabul edilen II. Murat bu antlaşmaların ardından Osmanlı tarihinde daha önce de daha sonra da hiç eşi görülmemiş bir karar alarak tahtından çekildi.

Ağustos 1444'de Mihaliç'de devletin üst düzey idarecilerini ve komutanlarını; yüksek ulemayı, kapıkulu subaylarını bir toplantıya çağırdı. Bu toplantıda kendisinin bir köşeye çekilip eğlenceden uzaklaştığını, sadece Allah'a yöneleceğini bildirdi. Edirne'den getirttiği oğlu II. Mehmet'in bu nedenle tahta geçeceğini ilan etti.

Bu değişiklik sonucunda, önceki anlaşmaların Sultan Murat ile yapıldığını ve yeni padişahı etkilemeyeceğini düşünen Hristiyanlar bir haçlı birliği kurulacağını duyurdu.

Osmanlı’nın başında bir çocuk olmasını fırsat bilen, Aralarında Arnavutluk'ta babasının mirasında hak iddia eden İskender Bey'in de bulunduğu Rumeli'deki eski yerel hanedanlar Osmanlılar'a karşı silahlandılar. 1443'un yazının sonlarında çoğunluğunu Macar Krallığı ve Eflak ordularının oluşturduğu 25.000 kişilik Haçlı ordusu komutanları Macar Kralı Vladislav ve Transilvanya voyvodası János Hunyadi idaresi altında Balkanlardan güneye sarkmaya başladı.

Burgundi Dükü ve Papalık Devleti gemileriyle takviye edilmiş olan Venedik donanması Çanakkale Boğazı'nı kapattı ve büyük bir Haçlı filosu da Marmara Denizi'nden Boğaz üzerinden çıkıp Haçlı ordusunu beklemek üzere batı Karadeniz kıyılarına geçmeye hazırlanmakta idi. Haçlı ordusu Niş'deki galibiyetinden sonra doğuya yönelerek Bulgaristan ve Sofya'yı işgal etti ve Karadeniz kıyısında bulunan Varna'ya kadar ilerledi.

II. Murat tahttan feragatten sonra Manisa'ya çekildi. Macar ordusunun Tuna'yı aştığı haberi üzerine vezirlerin kararı ile Edirne'ye geri çağrıldı. II. Murat ruh haletinin kırgınlığı yüzünden gelmek istemiyordu. Fakat oğlu II. Mehmet ağzından veya kendisi tarafından Çandarlı Halil Paşa'nın tavsiyesiyle bir ferman yazıldığı ve eğer Murat sultansa gelip ordusu başına geçmesi eğer Mehmet sultansa babasına kati emir vererek ordunun komutanlığını yapmaya geri gelmesi istendiği ve böylece II. Murat'ın geri gelmesini sağladığı bilinmektedir.

Bunun üzerine II. Murat Anadolu eyalet askerleri ordusu ile Venedik ablukası altında bulunan İstanbul Boğazı'nı geçip Edirne'ye ulaştı. Burada hiçbir sıfat taşımazken tüm Osmanlı ordusunun başına geçti ve Varna'ya yürüdü. Bu, tarihlerde eşi benzeri olmayan bir olay oldu.

19 Aralık 1444 tarihinde,resmi sultan olmayan II. Murat'ın komutasındaki Osmanlı ordusu ve Haçlı ordusu Varna Savaşı'na giriştiler. Bu savaşın başında Haçlı ordusu çok baskı yapıp Osmanlı ordusunun kanatlarını bastırdı. Fakat Karaca Bey taktiğiyle sonuç değişti. Kral Vladislav ülkesine büyük zaferle dönmek için ortadan zırhlı ağır süvarileri başında atıyla bir süvari hücumu hareketine başladı. Fakat süvari hücumu başlangıcında bir yeniçeri tarafından atından düşürüldü ve hemen kim olduğu bilinerek öldürüldü. Kral Vladislav'ın kesilen başı ve yemini bozduğu Edirne-Segedin Antlaşması metinin kopyası bir mızrağa asıldı. Bu kesik baş ve anlaşma metni mızrağa takılı olarak Osmanlı ve Haçlı ordusu önünde gezdirilip kutsal yeminini kıran hükümdarın sonucu olarak gösterilmeye başladı. Bunun üzerine moral kazanan Osmanlı ordusu bir daha hamle yaptı ve Haçlı ordusu morali kırılmış olarak müthiş bir yenilgiye uğradı.

Bu savaş sonunda tüfekli askerin önemini anlayan Osmanlı, II. Kosova Savaşı’nda daha çok tüfekli asker kullandı. Sadece tüfek değil, top kullanımı da orduda yayılmaya başladı.

Bu savaşın ardından II. Murat tekrar Manisa’ya çekildi.

1450'de oğlu II. Mehmet ile birlikte İskender Bey'e karşı Arnavutluk üzerine ikinci seferini düzenledi. Sefer dönüşü Edirne sarayda oğlu II. Mehmet, Dulkadiroğlu Süleyman Bey'in kızı Sitti Hanım'la evlendi ve bunun üzerine şaşaalı düğün eğlenceleri yapıldı ve bundan sonra çift Manisa'ya gönderildi.

Bu düğünden kısa bir müddet sonra 1451'de II. Murat dinlenmek üzere çekildiği Edirne'deki Tunca'daki bir adada felç geçirdi ve 3 Şubat 1451'de günü vefat etti. Öldüğünde Cenazesi Bursa'ya götürüldü. Bursa'da Muradiye Camii'ndeki oğlu Alaaddin'in yanında gömülmesi vasiyeti üzerine onun yanına gömüldü ve sonradan üstü açık türbe yapıldı. Türbesinin üstünün açık olmasının sebebi Allah'ın rahmeti ve bereketinin üstüne yağmasını istemesidir.