I. Petro

''Büyük Petro'' olarak bilinen Rus çarı Rönesans ve Reform döneminde yaptığı çalışmalar sayesinde Rusya'nın Avrupa'nın gerisinde kalmasını önlemiştir.

I. Petro, 9 Haziran 1672 tarihinde doğdu. Çar I. Aleksey'in ikinci eşi Natalya Narişkina'dan olan oğludur. 1682'de, zayıf ve hastalıklı üvey ağabeyi V. İvan'la birlikte tahta çıktı. Taht naipliğini üvey ablası Sofia Alekseyevna atandı; Sofia’nın aşığı başdanışman Vasili Vasilyeviç Golitsın’in ülkenin yönetiminde etkin bir konuma sahipti.

Petro, bu dönemde annesiyle birlikte Moskova’nın dışındaki Alman mahallesinde yaşadı. Rusya’ya gelen Avrupalılar ile yakınlık kurarak kültürleri hakkında bilgi sahibi oldu. Burada Avrupalı askerlerden topçuluk ve istihkam eğitimi aldı. 14 yaşından itibaren gemilere büyük ilgi duydu. 1689 yılında annesinin zoruyla Eudoxia Lapoukine ile evlendi. Ertesi yıl Alexis adında bir oğlu oldu. Son derece muhafazakar bir aileden gelen eşi ile hiç anlaşamadı.

Petro 17 yaşında bir saray darbesiyle yönetimi ablasının ve Golitsın’in elinden aldı. 1694’te annesinin ölümü ile ülke yönetiminin tek hakimi oldu. Tahtı Ivan’la paylaşmayı sürdürüyordu ancak devlet işlerinde Ivan’ın hiçbir rolü yoktu. 1696’da Ivan’ın ölümü ile tahtın tek sahibi oldu.

Azak Kalesi’nin alınması

Dünya hakimiyetini ele geçirmeyi planlayan Petro, bu amaçlarına ulaşmak için ticareti geliştirmenin önemini kavramıştı. Ancak Rusya kuzeyinde buzlarla kaplı denizler, güneyinde Osmanlı Devleti denetimi altındaki Karadeniz arasında sıkışmış bir ülke konumundaydı ve ticarete uygun limanları yoktu.

Petro, ticaret için sıcak denizlere inme gereğini fark eden ilk kişi oldu. Petro’nun sıcak denizlere inme planını gerçekleştirmek için ilk girişimi Azak Kalesi’nin kuşatılmasıydı. 1695 yılında ani bir baskınla kaleyi almayı denedi. Fakat deniz kuvvetlerinden yoksun Rus ordusu 96 günlük bir kuşatmanın ardından geri çekilmek zorunda kaldı.

Bu başarısızlık üzerine Petro 1695-1696 kışında Don nehri kıyısındaki Voronej’de bir nehir donanması oluşturdu. Kaleyi karadan ve denizden 31.000 asker ve 170 topla kuşatarak 6 Ağustos 1696 tarihinde teslim aldı. Asıl amacı Karadeniz’e ve ardından Boğazlara kadar inebilmekti. Bu amacından hiç vazgeçmemiş ve bu politika kendisinden sonra da sürdürülmüştür.

Avrupa seyahati

Azak Kalesi kuşatması, Çar I. Petro’ya donanmaya ve düzenli bir orduya sahip olmanın önemini göstermişti. Bu amaçla ülkeye yabancı uzmanlar davet etmek yerine soylu ailelerden seçilen gençlerin eğitim için İngiltere, İtalya ve Hollanda’ya gönderilmesini emretti.

Avrupa’daki ilerlemeyi Rusya’ya taşımak istiyordu. Kendisi de denizcilik eğitimi için 1697’de kimliğini gizleyerek yurtdışına çıktı. Sırasıyla Almanya, Hollanda ve İngiltere’ye gitti. Marangozluk, tıp, gemi yapımcılığı üzerinde çalıştı. Bir yandan da Osmanlılar’a karşı Avrupa’daki müttefik arayışı içindeydi. Fakat bu arayışı sonuçsuz kaldı.

Venedik’e gitmeyi planlarken Moskova’da çıkan Streltsy ayaklanması nedeniyle Rusya’ya döndü. Kendisini devirerek Sofiya'yı yeniden naibeliğe getirmek isteyenleri ortadan kaldırdı.

Avrupa seyahatinin sonunda kimi Avrupa adetlerinin Rus adetlerinden üstün olduğuna kanaat getiren Petro, saray halkının ve memurların sakallarını kesmesini, batılı giysiler giymelerini istedi. Bu durum sakalını kesmeyen Rus aristokrasisi içinde büyük sıkıntı doğurunca boyarlara yıllık 100 ruble sakal vergisi karşılığında müsamaha gösterildi.

Böylece sakal tıraşı Rus modernleşmesinin simgelerinden biri haline geldi. Yeni yıl kutlamalarını 1 Eylül’den 1 Ocak’a aldı. Geleneksel Rus takvimi yerine Protestan takvimini kabul etti. Petro hiç anlaşamadığı eşi Eudoxia Lapoukine’den bu seyahatten döndükten sonra 1698 yılında boşandı ve onu bir manastıra kapanmaya zorladı.

İstanbul Anlaşması

Avrupa Devletleri ile 16 yıldır savaşta olan Osmanlı Devleti büyük kayıplar vermişti. Bu yenilgiler nedeniyle Osmanlı'nın barış istemesi üzerine savaşan taraflar arasında müzakereler başladığında Çar Petro Kerç Kalesi’ni istedi. Bu istek kabul olmadığı için Karlofça’da Rusya, Osmanlı Devleti ile barış imzalamadı. Barış Anlaşması 1700 yılında yapıldı. Bu anlaşmayla Ruslar, İstanbul’da sürekli elçiliğe sahip oldu. Azak Rus hakimiyetine girdi, Ortodoksların Kudüs haccı serbest bırakıldı.

İsveç ile Savaş

Çar I. Petro, Osmanlı İmparatorluğu ile ateşkes imzaladıktan sonra Baltık Denizi kıyılarına ulaşma hedefine yöneldi. 1701 yılında Birzai'de II. Augustus ile tanıştı. Bu dönemde Prusya, Danimarka-Norveç ve Lehistan bir araya gelip Kuzey İttifakı'nı kurarak İsveç’e savaş açtı.

Rusya'nın ilk saldırısı 1700 yılında Narva Savaşı'nda eğitimsiz askerler dolayısıyla felaketle sonuçlandı. Savaş sırasında XII. Karl'ın orduları sisli kar fırtınasını kendi avantajlarına kullandılar.

Petro, Narva’daki yenilgiden sonra ordusunu yeniden organize etmekle ve Avrupa şehirlerine benzer yeni bir şehir (Sankt Petersburg) kurmakla uğraştı. İsveç ile savaşı Polonya ve Litvanyalılar sürdürüyordu.

1708 yılında İsveç gözünü yeniden Rusya'ya çevirerek saldırıya geçti. 28 Eylül 1708 tarihinde gerçekleşen Lesnaya Savaşı, Büyük Kuzey Savaşı’nın kaderini belirledi. Yenilen İsveç Kralı Demirbaş Karl, Moskova’ya saldırıdan vazgeçip güneye hareket etti. Ukrayna’da iaşe sorununu giderdikten sonra tekrar Moskova’ya yürüdü.

Büyük stratejik öneme sahip Poltova Kalesi’ni 1709 Mayıs’ında kuşattı. Petro, İsveç kralını Poltova Muharebesi'nde yendi. İsveç kralı yaralı olarak maiyetiyle birlikte Osmanlı toprakları yakınındaki Bender Kalesi’ne sığındı.

Osmanlı Devleti ile savaş

İsveç kralını takip eden Rus ordusu Osmanlı sınırını geçerek bölgede tahribatta bulundu. Demirbaş Şarl Bender Kalesi'nden İstanbul’a yardım mektupları gönderdi. Bu durum Osmanlı ile Rusya arasında savaşa yol açtı.

Veziriazam Baltacı Mehmed Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu, Petro’nun ordusunu 19 Temmuz 1711’de Prut Nehri kıyısında kuşattı. Teslim olunması fikrini onaylayan Petro, esir düşmesi halinde kendisini hükümdar olarak tanımamalarına dair senatoya hitaben bir emirname hazırladı.

Ruslar’ın görüşme talebi, saldırı hazırlığındaki Baltacı Mehmed Paşa’nın yeniçerilere güvenmemesi nedeniyle kabul edildi. 21 Temmuz’da imzalanan Prut Antlaşması’nı Petro 22 Temmuz’da tasdik etti. Rus ordusu serbest bırakıldı. Anlaşma sonucunda Azak yeniden Osmanlılara geçmiş ve Petro'nun Karadeniz'e açılma hayalleri bir süre ertelenmiştir.

Katerina ile evliliği

Petro, 1712 yılında Ekaterina Aleksiyevna ile evlendi. Asıl adı Marta Elena Skavronska olan yeni eşi, 1703’te Çardan bir çocuk dünyaya getirdikten sonra Ortodoks olup adını değiştirmişti. Petro’nun bu evlilikten on bir çocuğu dünyaya geldi ancak içlerinden sadece Anna ve Yelizaveta adlı iki kızı yaşadı.

St.Petersburg'un başkent oluşu

Çar Petro, Avrupa şehirlerine benzeyen yeni bir şehri sıfırdan başlayarak inşa etme çabasını 1703’ten beri sürdürüyordu. Şehri, 1703’te Büyük Kuzey Savaşı sırasında İsveç’ten aldığı Neva Nehri deltasında kurmaya karar vererek Aziz Petro ve Pavel Kalesi’nin temelini 16 Mayıs 1703 günü atmıştı. 10 yıl boyunca Neva Nehri deltasında büyük bir bataklık alan ıslah edildi. Yeni şehrin ilk yapısı olan Aziz Petro ve Pavel Kilisesi’nden sonra birçok bina Amsterdam'da olduğu gibi çamura gömülmüş direkler ve tahtalar ile kuvvetlendirilmiş temeller üstüne yapıldı. Rusya'nın ağaç mimarisinden farklı olarak Avrupa'dan getirttiği mimarlara şehrin planlarını, kanalizasyonunu ve binaların dağılımını çizdirdi. Fransa'daki Versailles Sarayı ile boy ölçüşecek derecede ihtişamlı bir kışlık saray (bugünkü Hermitage Müzesi) ile çizimlerini bizzat kendisinin yaptığı bir yazlık saray inşa ettirdi. Petersburg, 1712 yılında başkent ilan edildi.

Edirne Antlaşması

Petro, Prut Antlaşması’nı imzaladıktan sonra anlaşma hükümlerini yerine getirmemişti. Osmanlı Devleti, anlaşma hükümlerinin yerine getirilmesi için Rusya’ya iki defa daha savaş ilan etti. Osmanlı padişahı III. Ahmet’in sefer kararı alarak İstanbul’dan Edirne’ye hareket etmesi üzerine Petro kaygıya kapılarak bir özür mektubu gönderdi ve görüşmelere başlanmasını istedi. Edirne’de yapılan görüşmelerin sonunda 24 Haziran 1713’te imzalanan Edirne Antlaşması ile iki taraf arasındaki anlaşmazlıklara geçici olarak ara verildi.

Kuzey Savaşı

Petro, Edirne Antlaşması’ndan sonra yeniden tüm çabasını Kuzey Savaşı üzerine yoğunlaştırdı. Türk topraklarında beş yıl kalan İsveç kralı XII. Karl 1714’ te ülkesine dönmüştü. Petro, o yıl denizlerdeki ilk büyük zaferi olan Gangut Savaşı'nı kazandı.

Ayrıca bu dönemde Avrupa’ya geziler düzenleyerek çeşitli başarılar elde etti. Ünlü bilim adamı Herman Boerhaave'yi görmek için Hollanda'ya gitti. Daha sonra Fransa'yı ziyaret etti. Prusya Krallığı ve Brunswick-Lüneburg Seçmenleri'nin desteğini aldı. Demirbaş Karl, Rusya ile olan savaşını sürdürüyordu.

Ancak 1718'de gerçekleşen ölümünün ardında barış mümkün olabildi. Nystad Barış Antlaşması imzalandı Bu anlaşmadan dolayı senato Petro’ya “Büyük” ve “İmparator” unvanlarını verdi.

İran Seferi

Orta Asya, Hazar ve Sibirya bölgelerine araştırma grupları gönderen Petro, 1722 yılında İran’ın zayıflığından faydalanarak Hazar bölgesini işgale başladı. Hazar Denizi’nin batı ve güney kıyılarını askeri yardım karşılığı İran’dan aldı. Bu sefer sırasında sağlığı bozuldu.

Ölümü

Çar I. Petro 8 Şubat 1725 tarihinde öldü. Cenazesi Peter ve Paul Katedrali’ne defnedildi.

Karakteri

''Büyük Petro'' olarak bilinen Rus çarı Rönesans ve Reform döneminde yaptığı çalışmalar sayesinde Rusya'nın Avrupa'nın gerisinde kalmasını önlemiştir. Daha çok sıcak denizlere inme planlarından dolayı denizcilik ve gemicilikle ilgili incelemeler yapan Petro, bir gemide en alt rütbede çalışarak ilginç kişiliğini ön plana çıkarmıştır. Osmanlılar bu yüzden Petroya ''Deli Petro'' lakabını takmıştır. Fakat Prut Savaşı'nda Osmanlı'nın karşısına büyük ve dayanıklı gemilerle gelince Deli Petro'nun adı Büyük Petro olarak anılmaya başlanmıştır.