Fidel Castro

Küba'nın bir önceki Devlet Başkanı Fidel Castro, geçmişten günümüze birçok insanın adını sıkça duyduğu devrimci bir isimdir. Castro, 25 Kasım 2016'da çoklu organ yetmezliğine yenik düşerek hayatını kaybetmiştir.

Fidel Castro 13 Ağustos 1926 yılında Küba'nın Mayari şehrinde doğdu. İlk öğrenimini hristiyan katolik okullarında gördü. 1945 yılında Havana Üniversitesi'ne girdi. Bu dönemde hukuk alanına yönelerek, Küba hükümetine karşı farklı gruplar içerisinde yer aldı. İktidar'da bulunan Flugencio Batista ülkeyi sıkı yönetimle idare etmekteydi. Fidel Castro mevcut hükümeti devirmek için yaklaşık 200 kişilik bir gerilla grubu oluşturdu. 1957 yılında Santiage de Cuba'da ki Moncada askeri kışlasına saldırarak çok sayıda silah ve mühimmatı ele geçirdi. Fakat gönderilen destek kuvvetleriyle Castro'nun grubundakilerin tamamına yakını öldürüldü. Fidel Castro bu çarpışmada esir düştü.

15 yıllık bir hapis cezasına çarptırılarak hapishaneye götürüldü. Ancak 1 yılın ardından Flugencio Batista tarafından ilan edilen genel bir af ile serbest kaldı. Castro devrim fikirlerinden vazgeçmeyerek Meksika'ya gitti. Burada yeniden kendine bir örgüt kurdu. Aynı zamanda büyük devrimcilerden biri olan Che Guevera ile tanışarak yakın bir dostluk kurdu. 2 Aralık 1956 yılında tekrar Küba'ya dönen grup hükümet donanması tarafından yok edildi. Fakat Fidel Castro ve Che Guevera dağlara kaçarak burada düşman kuvvetlerine karşı gerilla tipi mücadele vermeye başladılar.

Zamanla halkında büyük desteğini kazanan Castro 1 Ocak 1959 yılında Flugencio Batista rejimini devirdiler. Kendisini yeni Küba ülkesinin Cumhurbaşkanı ilan etti. Ayrıca yaptığı bir konuşmasında omzuna konan bir güvercin halk tarafından tanrını elçisi olarak yorumlanmasına yol açtı. Tüm yetkiyi ve gücü kendinde toplayan Castro yabancıların elinde bulunan ülke topraklarını geri kazanmak için toprak reformunu başlattı. Bu karar özellikle ABD tarafından büyük tepkiyle karşılandı. 31 Ocak 1961 yılında Amerika Birleşik Devletleri Küba'ya amborgo koydu. Ticaretinin büyük bir kısmını şeker ticaretinden kazanan bu ülke ürünlerini SSCB'ye satmaya başladı.

Bunun üzerine ABD, Castro'yu iktidardan indirmek için Küba'yı deniz ablukasına alarak Domuz Burnu çıkarmasını başlattı. Bu olay Amerika ve Sovyet Rusya arasında neredeyse bir nüklüer savaşa sebep oluyordu. Gerilim ablukanın kaldırılmasıyla son buldu. Fakat CIA tarafından Fidel Castro'ya yönelik yüzlerce suikast girişiminde bulunuldu. Ancak hepsinde de başarısız olundu. Castro, 1975’te Angola Halk Kurtuluş Cephesine, bunu tâkiben Etiyopya ve diğer Güney Amerika ülkelerine destek göndererek devrimci hareketlere destek verdi.

ABD’ye de kafa tutmaktan hiçbir zaman vazgeçmeyen Castro’nun konuşmalarında bunun izlerini görmek mümkündür. Küba'nın ABD tarafından işgali olasılığı gündeme geldiği zaman yaptığı açıklamalarda: “Ülkemi savunma adına ölümüne savaşmak için en ön sırada yer alırım”, “Bizi hiçbir şey durduramaz. zafer bizim olacak” diyen Fidel, devrime olan inancından da hiçbir şey kaybetmedi. Sovyetler Birliği’nin çöküşüyle sarsılan, büyük ölçüde yalnız kalan Küba’yı 21. yüzyıla taşımayı başardı. Dostlarına da sırtını hiçbir zaman dönmedi. Küba Devrimi’nin ardından bu kez Bolivya dağlarına çarpışmaya giden en yakın arkadaşı Che Guevera'nın ölümünden sonra kemiklerini Küba'ya getirterek vefasını gösterdi.

Fidel Castro, 25 Kasım 2016'da uzun süre muzdarip olduğu çoklu organ yetmezliğine yenik düşerek hayatını kaybetmiştir.

FİDEL CASTRO'NUN SÖZLERİ

Eğer büyük kitleleri ikna edebilmişse, fikirler silahlara ihtiyaç duymaz.

 Bir devrimden daha önemli bir şey yoktur. İnsanlığın diyalektik gerçeği budur.

Eğer düşmanın sana ödül veriyorsa sende bi puştluk var demektir.

Yukaɾı yaɾım küɾenin, aşağı yaɾım küɾeyi ezmesine küɾeselleşme deniɾ.

Beni suçlayabiliɾsiniz, soɾun değil: taɾih beni aklayacaktıɾ.

Dilenciye bir ekmek vermek yardımseverlik değildir. Asıl yardımseverlik, siz de dilenci kadar açken onunla ekmeğinizi paylaşabilmektir.

NATO, askeɾi biɾ mafyadıɾ.

Soygun felsefesine son verirseniz, savaş felsefesi de ortadan kalkar.