El Cid

El Cid, Avrupa tarihinin önemli komutanlarından birisidir.

Kastilyalı bir asilzade olan Rodrigo Diaz de Vivar, 1040 yılında Burgos yakınlarındaki Vivar köyünde doğmuştur. El Cid Campeador olarak bilinmektedir.

El Cid’in babası Diego Lainez Kastilya asillerindendir. Önemli bir devlet adamı olan Lainez, birçok savaşta yer almıştır. Annesi ise aristokrattır. Bir soylu olmasına karşın köylüler El Cid'i hep kendilerinden birisi olarak görmüştür. Ailesi sarayda bulunan fakat yüksek seviyede yer almayan aristokratlardandı.

El Cid, Kastilya sarayında bulunmuş, döneminin prensi ve geleceğin kralı olan II. Sancho’ya hizmet etmiştir. Sancho, Kral I. Ferdinand'ın oğludur. Ferdinand 1065 yılında ölünce Sancho topraklarını genişletebilmiş, Zamora ve Badajoz gibi içlerinde çok sayıda Hristiyan'ın yaşadığı Endülüs kentlerini ele geçirmiştir.

El Cid oldukça başarılı bir askerdi. 1067 yılında Endülüslülerin iyi korunan kenti olan Zaragoza’ya karşı verilen savaşta yer aldı ve şehrin yöneticisi Emir Al-Muktadir’ın Sancho’nun tebaası olmasını sağladı. 1063 yılında yapılan Graus Muharebesi'nde yer aldı.

Zaragoza topraklarında yer alan Endülüs Graus kasabasını Ferdinand’ın kardeşi Aragonlu I. Ramiro kuşatmaktaydı. El Cid ve Kastilyalı birlikleriyle birlikte kusatılan sehre yardima gelen Al-Muktadir, Aragonlulara saldırdı.

Bu savaşta El Cid zafer kazandi, I. Ramiro öldürüldu ve Aragon askerleri kaçtılar. Bu savaşta gösterdiği başarı sebebiyle El Cid’e "Campeador" unvanı verildi.

Sancho’nun ölümüyle ilgili bilinmeyen çok şey vardır. Bazılarına göre Sancho’nun öldürülmesini kardeşi Alfonso ve kız kardeşi Urraca planlamıştır. Sancho evlenmediği için bir varis bırakmamış ve bütün varlığı en çok çatıştığı kişiye yani kardeşi Alfonso’ya kalmıştır. Alfonso Toledo’da sürgünden çağrılarak Kastilya ve Leon tahtına oturur. Sancho’nun öldürülmesine karıştığı iddialarına karşı El Cid ve Kastilya soyluları Alfonso’ya hizmet etmek için bir şart koşarlar.

Alfonso Burgos’daki Santa Gadea kilisesinde tüm halkın önünde bu cinayetle bir ilgisi olmadığına dair kutsal emanetler üzerine yemin edecektir. Bu olaya dair yaygın bir inanış olsa da yazılı bir kanıt bulunmamaktadır. Bu olay El Cid’in gücünü gösterdiği için yaygın efsanelerle uyumludur. Yeminden sonra El Cid’in bayraktarlık sıfatı ondan alınarak düşmanı Kont Garcia Ordóñez’ e verilir.

Savaş taktikleri

Seferleri sırasında El Cid, klasik Romalı veya Yunan yazarlarının savaş üzerine yazdıkları eserlerin kendisine ve ordularına yüksek sesle okunmasını isterdi. Bu sayede savaş hakkında dersler çıkartırdı.

El Cid’in ordusunun stratejik planlamaya dair özgün ve alışılmamış bir taktiği vardı. Savaştan önce fikir tartışmaları yapılırdı. Sıklıkla beklenmedik taktikler kullanılır, modern komutanlarca psikolojik savaş olarak adlandırılabilecek şekilde saldırılır, düşman korkutulup felç edilir, aniden saldırılır veya çok az bir birlikle saldırılıp tuzağa düşürülürdü.

El Cid’in alçak gönüllü bir yapısı olduğu için askerlerinden gelen öneri veya istekleri değerlendirirdi. Bazı hatalar yapmış olabileceğinden hareketle bu önerilere daima açıktı. Ona en yakın danışmanlardan birisi de yeğeni Alvar Fáñez de Minaya'ydı.

Bütün bu özellikler birlikte değerlendirildiğinde El Cid eğitimli ve zeki bir komutan olarak karşımıza çıkmaktadır. Astlarını etkileyebilmekte ve bağlılıklarını kazanabilmekteydi.

Evliliği

El Cid 1075 yılında Alfonso’nun akrabalarından Ximena ile evlenir. Çiftin Alfonso’nun isteği üzerine evlendiği belirtilse de kanıt yoktur. Çiftin üç çocuğu olur. Kızları Cristina ve Maria aristokrat ailelerin çocuklarıyla evlenmiştir.

Maria El Cid’in düşmanı olduğu aileden Ramon Berenguer III ile evlenmiştir. Oğulları Diego Rodriguez ise 1097 yılında Consuegra Savaşında Emeviler tarafından öldürülür. Kızlarının evlilikleri El Cid’in aristokrasi içindeki yerini sağlamlaştırır.

Sürgün

1079 yılında yapılan Cabra Savaşı'nda (1079) El Cid, Granada Emiri Abd Allah ve müttefiki García Ordóñez’i yener. Ancak El Cid'in izin almadan yaptığı Granada seferi Alfonso’yu çok kızdırır ve 8 Mayıs 1080’de El Cid son defa kralın sarayında bir belgeyi onaylar.

Sürgün için birçok başka sebep olduğu da rivayet edilmektedir: Alfonso’nun El Cid’i kıskanması ve ondan kurtulmak istemesi, Sevilla’dan alınan vergiyi zimmetine geçirmesi vb.

El Cid, bir paralı asker olarak 1081 yılında Endülüs'de Zaragoza kenti Taife emirinin hizmetine girmiştir.

Zaragoza’dan önce Barselona’ya gitmiş, ancak Ramón Berenguer II (1076-1082) ve Berenguer Ramón II (1076-1097) tarafından reddedilmiştir. Zaragoza’da daha iyi karşılanmış ve emrine girdiği al-Mutamin'in ve sonra kardeşi al-Mutamdhir topraklarini, Aragon kralı Sancho I ve Ramón Berenguer II’e karşı başarıyla savunmuştur. Ayrıca Berenguer’i 1082’de bir süre esir etmiştir.

1086 yılında İberya Yarımadası ve Cebelitarık’a Büyük Murabitlar Fethi başlamıştır. Bugünkü Cezayir ve Fas’da bulunan Murabitlar, Alfonso’ya karşı Enduluslu Araplari korumak amacıyla Yusuf ibn Taşfin önderliğinde saldırıya geçerler. 23 Ekim 1086 tarihindeki Az-Zallaqah Savaşında Badajoz, Málaga, Granada ve Sevilla Taife emirleri orduları ile, León, Aragón ve Kastilya ordularını yenerler. Alfonso ve beraberindeki az sayıda adamı Toledo’ya kaçar. Bu ezici yenilgiden dehşete düşen Alfonso en iyi komutanını sürgünden geri çağırır. El Cid geri dönmüştür.

Valencia’nın Fethi

El Cid, Hristiyan ve Berberilerden oluşan ordusuyla kendisine bağlı bir prenslik peşinde Valensiya’da bulunmaktadır. 1090 yılında Barselona kralı II. Ramón Berenguer ile Tebar Savaşı'nda karşılaşır ve düşmanını esir eder. Daha sonra esiri fidye karşılığı serbest bırakır ve kızı Maria’yı düşmanının oğlu III. Ramón Berenguer ile evlendirir. Boylece ileride oluşabilecek çatışmaları engellemis olur.

Valensiya’da 1092 yılında çıkan silahlı ayaklanmayi El Cid bastırır ve şehir ile çevresini idaresi altına alır. 1094 yılından sonra artık Valencia ve yakınlarında bir prenslik sahibidir. Resmi olarak Alfonso’ya bağlı olsa da aslında El Cid bağımsızdır. Valensiya şehrinde Hristiyanlar ile Müslümanlar birlikte yaşıyip, orduda birlikte savaşırlardı.

El Cid 10 Temmuz 1099 günü bir çatışma sırasında okla vurulur ve kısa süre sonra da ölür. Karısı Ximena 3 yıl boyunca hüküm sürse de Murabitler Valencia’yı bir kez daha kuşatırlar. Savunamayacağını anlayan Ximena şehri terk eder. Alfonso kentin Murabit Berberilerin eline geçmesini önlemek için sehrin yakılmasını emreder. Şehir Murabitler tarafından 1102 yılında ele geçirilir.

25 yıl boyunca Endulus Araplarin hakimiyeti altında kalır. Ximena El Cid’in naaşıyla birlikte Burgos’a kaçar. Naaşı Burgos Katedralindedir.

Efsane

1961 yılı yapımı El Cid filminde El Cid’in karısı eşinin ölüsünü ata bağlayıp savaş alanına gönderir. Bu şekilde komutanlarının hayatta olduğunu sanan askerler canla başla savaşır ve düşmanı yenerler. Böylece El Cid ölüyken bile savaş kazanılmıştır. Gerçekte ise El Cid savaş sırasında aldığı ok yarasından dolayı Valencia’da yatağında ölmüştür.


Babieca

El Cid'in savaş atıdır. Atla ilgili birçok efsane vardır. Bunlardan bir tanesi Rodrigo’nun vaftiz babası rahip Pedro El Grande ile ilgilidir. Artık erişkinliğe adım attığı yıllarda El Cid’e ödül olarak atlarından bir tanesini seçmesini istemiş, El Cid ise rahip tarafından zayıf olarak görülen atı seçince rahip "Babieca!" (aptal!) diye bağırmıştır. Atın adının buradan geldiği iddia edilir. Diğer bir efsaneye göre El Cid, kral Sancho’nun şampiyonu olunca bir şövalye ona meydan okumuş, kral da adil bir dövüş olması için ona en iyi atını vermiştir.

Tizona

El Cid'in olduğu iddia edilen kılıçtır. Madrid'deki Askeri Müzede sergilenmektedir. 1999 yılında kılıçtan bir parça alınarak metalurjik testler yapılmış ve gerçekten de kılıcın Kurtuba'da 11. yüzyılda Suriye çeliğinden yapıldığı belirlenmiştir. 2007 yılında Kastilya ve Leon Özerk Yönetimi kılıcı 1.6 milyon avroya satın almıştır. Kılıç halen Burgos Müzesinde sergilenmektedir.

Etkileri

El Cid efsanesi 12. yüzyıldan başlayarak hızla yayılmıştır. 14. yüzyıla kadar hayatı destansı şiirlerle anlatılagelmiştir. El Cid’in maceraları Don Kişot’a ilham kaynağı olmuştur. Hakkında çok sayıda eser yazılmıştır. Fransız oyun yazarı Pierre Corneille trajik komedi eseri El Cid’i 1636 yılında kaleme almıştır. Jules Massenet'in 1885 tarihli operası da bu esere dayanır. Plácido Domingo, bu eserdeki Rodrigue (Rodrigo) karakterini birçok kez sahnelemiştir.

1961 yılında Anthony Mann yönetiminde El Cid isimli bir film çekilmiştir. Filmin başrollerinde Charlton Heston ve Sophia Loren bulunmaktadır. Ortaçağ Avrupasıyla ilgili bilgisayar oyunlarında da El Cid canlandırılmıştır. Bunlardan en çok bilineni Age of Empires II: The Conquerors adlı oyunda El Cid’in maceraları altı ayrı bölümde oynanabilmektedir.

Kaliforniya’da bulunan Balboa Parkında El Cid heykeli bulunur. 7 metre yüksekliğindeki bu bronz heykel 1927 yılında Anna Hyatt Huntington tarafından yapılmıştır. Avustralya’daki Whitsunday Adalarındaki bir limana Cid Limanı, buraya bakan tepeye ise Bavieca Tepesi adı verilmiştir.

Yazar Isabel Allende, Zorro adlı romanında kahramanını De La Vega ailesi soyuna dayandırmaktadır. Dolayısıyla El Cid ile bağ kurmaktadır.