Dündar Taşer

Dündar Taşer 15 Mayıs 1925 tarihinde Gaziantep'te doğdu. Alparslan Türkeş öncülüğünde kurulan Milliyetçi Hareket Partisi'ne katılmıştır. Yaşamı boyunca da Türkçülük alanında çalışmalar yapmıştır.

Dündar Taşer 15 Mayıs 1925 tarihinde Gaziantep'te doğdu. Köklü bir aileden gelen Taşer, Türk terbiyesi altında yetişmiştir. Kara Harp Okulundan mezun olarak göreve başlamıştır. Ordu'da tank binbaşılığına kadar yükselmiştir. 27 Mayıs 1960 ihtilaline katılmış ve 38 kişilik milli birlik komitesinde yer almıştır. Devrimin ardından Cumhuriyet Halk Partisi'nin baskılarının artması üzerine 14 arkadaşı ile birlikte yurtdışına sürgün edilmiştir. İsviçre'nin Zürih şehrine sürülen Dündar Taşer, burada T.C. büyükelçiliğinde askeri ateşelik yaptı. Daha sonra yurda dönerek siyasete atıldı. Alparslan Türkeş öncülüğünde kurulan Milliyetçi Hareket Partisi'ne katılmıştır.. Öte yandan Komüzim'e karşı olarak Ülkü Ocakları'nı kurdu. 13 Haziran 1972 tarihinde de geçirdiği bir trafik kazası sonucu hayatını kaybetti.

 

SÖZLERİ

Milliyetçi hareketin temel vasfı:Türk’e zarar vermeyene müsamaha,Türk’e fayda vereni himayedir.

Biz çadırımızı sırtlanların yolu üzerine kurmuşuz.

Türk Milleti için bayrak, devlet’tir. Bu bayrağın dalgalandığı yerde Türk hükümranlığı, ahali için ne büyük devlettir.Devlet, Türk’ün her şeyidir, onsuz olunmaz bir şeyidir. Devlet, nizam demektir. Adaletin kudreti, kahramanlık ve cesaretin mihrakı, sanat ve medeniyetin inkişafını hazırlayan örgü ve örtü, azametin müşahhas varlığıdır. Tanrı Türk’ü, bu bayrağı temsil ettiği işte böyle bir devlet için yaratmış ve vazifelendirmiştir.

Doğru’da birlik, doğrudur. Yanlış’ta dahi, birlik doğrudur. Çünkü, bizatihi birlik, doğrudur.

Bir de derler ki, “Dünya sulhünü biz mi bozalım?” Dünya sulhünü, dünya nimetlerini bölüşenler düşünsün.

Ortadoğu problemi, Osmanlı mirası meselesidir.

Ne hürriyet, ne demokrasi, ne insan hakları.Hiç bir şey ülke bütünlüğünden daha aziz, istiklalden daha değerli değildir. Türk milletinin mukaddesatı için, hiçbir zaman saklamadığı gücü, kanıdır.

Planlar, programlar, belli bir hedefe varmak için vasıtadırlar. Bu hedef tespit edilmeden yapılacak işler, yerinde saymak yahut orta oyununda “pişekâra çıkmak”tan farklı sayılmaz. Pek çok siyasi grubun başarısızlığının sebebi, bu hedefin yokluğudur.