Bekir Sadak

5 Temmuz 1993'de kalp yetmezliği nedeniyle vefat eden Bekir Sadak; tarih, sosyoloji, edebiyat ve siyasi konulardaki geniş perspektifi ve esprili kişiliği ile de, öğrencileri ve meslek arkadaşlarının saygı ve sevgisini kazanmıştır.

Bekir Sadak 1920 yılında bir zamanlar Osmanlı Devleti’nin merkezlerinden biri olan Üsküp’te doğdu. İlk öğrenimini Yahya Paşa Okulu ve orta öğrenimini yörenin en ileri gelen ve resmi adı “Yüksek İslam Okulu” olan Meddah medresesinde Türkçe olarak tamamladı.

Bu medresede, Üsküp’ün önde gelen din alimlerinden olan Ataullah Efendi ve Fettah Rauf Efendi gibi isimlerden icazet aldı. 

Yüksek öğrenimi için Zagreb’e giderek 1944 yılında Hukuk Fakültesine kaydını yaptırdı. Ancak araya giren savaş yılları nedeniyle bölünen ve uzayan eğitimini 1956 yılında tamamlayarak avukat olarak mezun oldu.

Zamanın Yugoslavya’sının komünist ve baskıcı rejiminden soğumuş olan Bekir Sadak, 1955 yılında gelen ailesini müteakip, 1957 yılınının 12 Mart’ında zaten anavatan olarak gördüğü Türkiye’ye eşiyle birlikte göç etti. 

Türkiye’ye gelişinin ilk aylarında Beyazıt Kütüphanesi ve Süleymaniye Kütüphanesi “Eski Eserler Tasnif Komisyonu”nda çalışmaya başladı. Bir süre sonra, bu görevi ile beraber İmam Hatip Liseleri’nde de ders vermeye başladı.

Birkaç yıl sonra avukatlık stajını tamamlayarak avukatlık bürosu açtı ve İstanbul Barosu’na bağlı olarak serbest meslek hayatına atıldı. Ancak kısa zaman sonra 1959 yılındaki kuruluşuyla beraber, o zamanki adı Yüksek İslam Enstütüsü olan, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak göreve başladı.

Bu görevi 1983 yılında rahatsızlığı nedeniyle emekli olana kadar devam etti. Bu süre içinde de, bilirkişi olarak görev aldığı zamanın Meşhur “Nurcular” davasına kadar, çok seyrek de olsa dava alarak avukatlık görevini sürdürdü. 

Öğretim üyeliği boyunca da çeşitli faaliyetlerle çevre ve itibar kazandı. 1970 yılında kurucu üye olarak “İslami İlimler Araştırma Vakfını”nın kuruluşuna katıldı ve Vakıf bünyesinde birçok hizmette bulundu.

Yine bu süre içerisinde, zamanın ilk geniş kapsamlı hadis kitabı olan 5 ciltlik Tac Tercümesi’ni Türk İslam camiasına kazandırdı. Bunun dışında “Kuran’ı Kerim ve Türkçe Anlatımı”, orijinal şiirsel uslubuna bağlı kalınan yalın Türkçe anlatımıyla, diğer klasik tercümelerden ayrılarak beğeni toplayan önemli bir eseri olmuştur.

Emekliliğinden sonra IRCICA’da (İslam Tarih Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi) “Balkanlarda Türk İslam İzleri” isimli araştırma eseriyle sonuçlanan ve kurum tarafından yayınlanan araştırma-inceleme görevlerinde bulundu.

Sağılığı sırasında tercüme ettiği, ancak sağılığında yayınlayamadığı Gazzali’nin Tehafütül Felasife’si, daha sonra varisleri tarafından yayınlandı. Bunun dışında henüz yayınlanmayan, ancak ailesinin yakın zamanda derleyip yayınlamayı planladığı şiirleri bulunmaktadır.

Kendisine “Hocaefendi” ünvanın kazandıran geniş islami bilgisi yanında; tarih, sosyoloji, edebiyat ve siyasi konulardaki geniş perspektifi ve esprili kişiliği ile de, öğrencileri ve meslek arkadaşlarının saygı ve sevgisini kazanmıştır.

Ana dili olan Türkçe dışında, ana dili kadar iyi bildiği Arapça ve Boşnakça yanında; Makedonca, Arnavutça ve Bulgarca dillerini de neşriyat takip edebilecek seviyede bilmekteydi.

5 Temmuz 1993 te kalp yetmezliği nedeniyle vefat eden Bekir Sadak, birçok gazete ve TV kanalının da katıldığı cenaze töreniyle Silivrikapı mezarlığında toprağa verilmiştir.