Ata Hayrullah

Türkmen halkının ileri gelenlerinden biri olan Ata Hayrullah uzun yıllar boyunca Irak ordusunda görev yaptı. 14 Temmuz 1959 tarihinde gerçekleşen Kerkük Katliamı'nda vahşi bir şekilde öldürüldü.

Bin yıldan beri Irak topraklarında yaşamını sürdüren Türkmenler, 1. Dünya Savaşı'nın ardından Osmanlı Devleti'nden koparılarak İngiliz  mandası olan Irak Devleti'nin vatandaşı olarak yaşamlarını sürdürdüler. Telafer, Erbil, Altunköprü, Kerkük, Tazehurmatı, Tavuk, Tuzhurmatı, Kifri, Hanekin, Karatepe, Mendeli bölgeleri Türkmen halkının önemli yerleşim yerlerindendir. Ülkenin 3. büyük nufusuna sahip olan bu halk uzun yıllar boyunca mevcut rejim tarafından kötü bir muamele görmüştür.

Evleri, arazileri ve mal varlıkları ellerinden alınarak müşkül bir durumda bırakılmışlardır. Bunun yanında 14 Temmuz 1959 tarihinde Kerkük'te meydana gelen soykırım tarihe geçen en büyük kara lekelerinden birisidir. Bu olayda Türkmenler büyük bir zulüm ve vahşet görmüştür. Irak Cumhuriyeti'nin ilanının 1. yıl dönümünde sokağa çıkan Türkmen halkı, bazı silahlı gruplar tarafından katliama uğramıştır. Yapılan soykırım planına göre, önceleri sokağa çıkma yasağı ilan edilmiştir. Yasalara saygılı olan Türkmenler  bu karara uyarak evlerine çekilmişlerdir.

Daha sonra teker teker yaşadıkları yerlerden alınarak Kerkük kışlasına götürüldüler. Burada gördükleri 5-10 dakikalık süre içerisinde yargılanarak kurşuna dizilmişlerdir. Bu vahşete uğrayan bir diğer isimlerden biriside Ata Hayrullah'tır. Kendisini ağaca bağlayıp diri diri etlerini keserek şehit ettiler.  Aynı işkenceyi kardeşi doktor İhsan Hayrullah'a da yaptılar. Bunun yanında öldürdükleri masum halkın cesetlerini motorlu araçlara bağlayarak şehirlerde sürüklediler. 3 gün boyunca süren bu vahşette Kerkük Katliamı adı verildi. 

Türkmen toplumunun ileri gelenlerinden Kasım Neftçi, Selahattin Avcı, Mehmet Avcı, Cahit Fahrettin, Abdullah Bayatlı, Kemal Abdulsamet, Seyit Gani Nakip, Abdulhalik İsmail, Şakir Zeynel, Hasip Ali, Cuma Kamber, Kazım Bektaş gibi pek çok isim acımasız bir biçimde öldürüldü. Öte yandan bu olayı gören bazı insanlar aklını yitirdi. Irak'ta şok etkisi yaratan bu olay kısa süre içinde bütün dünya ülkelerine yayıldı. 28 temmuz 1959 tarihinde General Kasım, bir basın toplantısı düzenleyerek Kerkük Katliamı'nı şiddetle kınadığını açıkladı. Bir süre sonra olayın başsorumlusu olan Davud al-Cenabi ve 260 kişi tutuklandı. Askeri mahkemede yargılanan elebaşların bir kısmı idama mahkum edildi. Bir kısmı da hapis cezasına mahkum edildi. 

Geri kalanlar da, suçlu oldukları halde serbest bırakıldı. İdama mahkum olanların cezası ise, Kasım'ın iktidarı süresince infaz edilmedi. Hükümetin eli kanlı canilerin serbetçe dolaşmalarına izin vermesi, Türk toplumunu çileden çıkardı. Ayrıca Kerkük'te yaşanan olaylar sırasında çekilmiş katliam fotoğraflarının Irak basınında da yer alması kamuoyunda komünistlere karşı büyük nefret uyandırdı. Aynı şekilde fotoğraf ve belgelerin Türkiye genelinde büyük tepkiye yol açtı. Dönemin hükümeti halkın galeyana gelmesini önlemek için  basın toplantıları yapılması önlendi. Bunun yanında ülkeye olayla ilgili dökümanların girmesi yasaklandı.

TÜRKLERİN İNTİKAM HAREKETLERİ

Kerkük Katliamı'nın elebaşlarının cezalandırılacakları yolunda, Irak yönetiminin verdiği sözlerin yerine getirilmediğini gören Türkmen halkı olaya büyük tepki gösterdi. Serbest bırakılan katiller gerçekleştirilen suikastler sonucu tek tek öldürüldü.